Son 1.5 yılda yaratıcılık da değişti

Dünya pandemi ile birlikte belirsizliklerle ve kısıtlamalarla dolu uzun bir dönemi yaşadı, yaşıyor ve bir süre daha yaşayacak. Böyle bir süreçte tüketici alışkanlıklarının değişmemesi söz konusu olamaz. Ancak dünyanın pek sık yaşamadığı bir durum olduğu için de konu sadece tüketici özelinde incelenemez. İnsani anlamda çok travmatik bir dönem yaşadık.

Global ekonominin en çok zarar gören sektörleri turizm, kültür ve sanat. Yani normal bir zamanda insanları pozitif etkileyen, onlara keyif veren, umut veren önemli sektörler bunlar. Pandemi ile birlikte bu sektörlere ait ürün ve hizmetlerdeki mecburi arz ve talep azalması bize en basitinden insanoğlunun nasıl bir ruh halinde olabileceğinin ipuçlarını veriyor. Ekonomik kayıpların ve yasakların yarattığı toplumsal moral bozukluğu biz pazarlama iletişimcilerinin en çok savaşması gereken şey… Yani insanlar 3 yıl önce de aynısı yapılan dondurma reklamına bugün aynı ruh haliyle bakıyor olamaz çünkü muhtemelen 3 yaz önceki insan değil şu an. 3 yıl öce sevdiği banka reklamına, mobilya reklamına ya da bir sosyal sorumluluk kampanyasına bakışı da 3 yıl öncesinden farklı. Genel olarak baktığımda pandeminin başlarında proaktif olarak gelişen “güçlüyüz, yeniden güzel günler göreceğiz” temalı marka iletişimleri başlarda ilgimizi çekse de bir süre sonra tekrara girip bizleri sıkmaya başladığını söyleyebiliriz. Ancak sonrasında hiçbir şey olmamışçasına pandemi öncesinin mantığı ve tonuyla kotarılmış iletişim fikirleriyle karşı karşıya bırakıldığını görüyorum tüketicinin. Birkaç iyi örnek dışında durum böyle… Neredeyse 1.5 yıldan beri evden hiç çıkmamış 20 yaş altı gençler sizce aynı şeylere aynı şekilde ilgi gösterebilir mi ya da siz marka olarak aynı ruh haline sahip aynı hedef kitleye sesleniyor olduğunuzu düşünebilir misiniz? Ne yazık ki ülkemizde bu tarz konularda derin düşünebilen bir işleyiş yok, sektör düşünme ve analiz etme tembeli. Belki zaman az, belki kaynak.. Belki yaratıcılık anlamında bu kadar derinleşemiyoruz, yüzeysel ve klişe kalıyoruz. Oysa yaratıcılık; insanları, çevreyi, gündemi anlamak ve oradan yola çıkarak etki yaratacak yepyeni bakış açıları geliştirmek demek. 

İnsanların sıkılmaktan sıkıldığı uzun bir dönem yaşadık ve artık hayatımıza daha pozitif daha umut veren, eğlendiren, katkı veren şeyleri sokmak istiyoruz. Yaratıcılık anlamında çok daha yüksek standartları hedefleyenler, bahsettiğim psikolojideki tüketiciyi daha rahat yakalayacak bence. Her zamankinden daha samimi olmamız, basit ama ilgi çekici olmamız gerekecek, mutlu etmemiz gerekecek. Birden fazla ekran kullanımı pandemi dönemiyle birlikte daha da geniş bir tabana yayıldı, 5-6 yılda alacağı mesafeyi bu dönemde aldı. Tıpkı birtakım alışveriş alışkanlıklarının normalden çok hızlı değişmesi gibi. Zamanı kullanma konusuna daha önce de özellikle sosyal medyada ürettiğimiz işlerde dikkat ediyorduk  ama artık bir şeyler anlatırken elimizdeki süreyi çok hesaplı ve düşünerek kullanmamız gerekecek. Çoklu ekran kullanımı genele yayıldı, tüketicinin dikkat süreleri azalıyor, insanların ruh halleri değişiyor, beklentileri farklılaşıyor dediğimiz bir yerde yaratıcılığın aynı kalması zaten düşünülemez. Umarım bu duruma en iyi şekilde adapte oluruz hep birlikte.

Yaşar Akbaş

Happy People Project Kurucu Ortak / Başkan

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 112. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.