“Siyasetin gençleşmeye ihtiyacı var”

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Murat Gezici, “Siyasal İletişim” konusunu ele aldığımız 125. sayımızda Z kuşağı ve doğru siyasal stratejiler hakkındaki görüşlerini kaleme aldı: “Siyasetin gençleşmeye ihtiyacı var…”

Murat Gezici.                                                              Gezici Araştırma Merkezi Başkanı

Z Kuşağı

Kuşaklarla ilgili var olan literatüre baktığımız zaman Z kuşağı ile ilgili birbirinden farklı tanımlar ve yaş skalaları olduğunu görüyoruz. Örneğin Amerikan Psikoloji Derneği başta olmak üzere Pew Araştırma Merkezi veya  Brookings Enstitüsü gibi pek çok kuruluş, Z kuşağı için başlangıç doğum yılını 1997 olarak kabul ederken, McCrindle Araştırma Merkezi gibi başka kuruluşlar başlangıç yılını 1995 olarak benimsiyor. Hatta bu farklılık isimlendirme söz konusu olduğunda da karşımıza çıkıyor: Baktığımızda Z kuşağı yerine iGeneration, Gen Tech, Gen Wii, Net Gen, Dijital Yerliler, Çoğullar ve Zoomers gibi isimlerin de kullanılması söz konusu. Ama genel olarak baktığımızda 2000 yılı ve sonrasında doğanları (2013’e kadar) ifade etmek üzere Z kuşağı veya nesli (Gen Z) ifadesinin kullanıldığını görüyoruz. Bu kuşak, Y kuşağından (Gen Z-Milenyaller) sonra gelen ve Alfa kuşağından önce gelen bir kuşaktır.

Bu açıdan baktığımızda bu yaş aralığını Z kuşağı olarak isimlendiriyorsak, onun kendinden önceki kuşaklardan farklı bir takım özellikleri olması da gerekiyor.

Bu kuşağı önceki kuşaklardan ayıran en belirgin özellik hiç şüphesiz genel olarak dijital teknolojinin özel olarak da internet teknolojisi ile beraber iletişim alanında ortaya çıkan değişim ve dönüşümle son derece yakın ve hızlı temas kurması olmuştur. Yeni medyanın ortaya çıkışıyla beraber yaşanan değişim; özne olma halini, düşünme biçimlerini ve zaman-mekân algısını derin bir şekilde değişime uğratmıştır. Bu yüzden yeni medya teknolojisinin içine doğan bu neslin; hem kendisini algılama biçimi, hem çevresini hem de yerküreyi algılama biçimi çok daha farklı önceki kuşaklardan… Bu nesil aynı zamanda inanılmaz bir veri, enformasyon, bilgi birikiminin içine doğdular. Bilginin bu kadar yoğunlaşması ve çok hızlı bir şekilde elde edilmesi, bir yanıyla bu nesli daha hızlı ve analitik düşünmesi imkânını kazandırdı. Ekonomide ve sosyo kültürel sistemde yaşanan değişimlerle beraber geleneksel ve normatif kalıplara karşı daha esnek, daha akışkan, daha senkretik bir varoluş tarzını benimsiyorlar. Postmodern dünyanın çoğul ve göçebe tarzı yaşam biçimi, bu kuşak için fazlasıyla geçerli. Yerleşiklikten ziyade göçebelik; sabitlikten ziyade akışkanlık; sınırlardan ziyade esneklik; kamplardan ziyade kesişimsellik ön plana çıkıyor bu kuşağın kimlik tarzında.

Küresel ile yerel arasındaki sınırların bulandığı günümüz dünyasında Z kuşağı, cemaatler halinde yaşamaktan ve belli bir kolektiviteye dayalı kimlikler ile kendilerini tanımlamaktan ziyade daha bireysel bir varoluş tarzına sahipler. Önceki kuşaklar için geleneksel değerlere ve normlara bağlılık ya da kolektiviteyle ilişkili aidiyet bilinci ön planda iken, bu kuşak için artık bu geçerli değil. Bireysellik her şeyden önemli. Birey olma bilinci; bireysel değerleri koruma eğilimi ve isteğini de ön planda tuttuğu için, özgürlük bu kuşak için vazgeçilmez bir kriter haline gelmiş vaziyette. Dolayısıyla daha isyankâr, daha dik başlı, daha eleştirel bir pozisyona sahip bir kuşak.

Farklılıkları daha yakından tanıma imkânı, önceki kuşaklara kıyasla çok daha mümkün olduğu için, öteki ile kurulan ilişkinin demokratik ve liberal bir çizgide olduğunu görüyoruz. Etnik, kültürel, dinsel, dilsel, cinsel farklılıklara karşı daha toleranslı bir nesil karşımızdaki. Ötekini dinlemeye ve onlarla bir arada bulunmaya önem veren bir nesil olduğu için, siyasi sistemleri değerlendirme kriteri bu sistemlerin ötekiye ne kadar yer verip vermediği üzerinden oluyor. Dolayısıyla Z kuşağı kendinden önceki kuşaklardan zihnen ve fikren ve yaşam biçimi bakımından son derece farklı. Bu ise onları anlaşılmaz bir konuma da sürükleyebiliyor.

Türkiye’nin Z Kuşağı Haritası

Türkiye, sıklıkla kendisini genç bir nüfusa sahip ülke olarak tanımlar. Toplam nüfus içinde gençlerin oranı, Avrupa kıtasına kıyasla çok daha yüksek olmasına rağmen yıldan yıla Türkiye nüfusunun yaşlandığı da bir gerçek. Her halükarda genç oranı yüksek bir ülke olması, gençleri bilhassa siyasetçiler ve partiler için önemli bir hedef haline getiriyor.

Bu açıdan baktığımızda Türkiye’de Z kuşağı skalasında 5 milyon 916 bin kadar seçmen olduğunu görüyoruz. Ülke tarihi için son derece önemli olacağı ve hiç şüphesiz tartışmalı, hararetli geçeceği şimdiden belli olan 2023 seçimlerine gelindiğinde 62 milyon 411 bin 753 seçmenin oy kullanacağını ve X kuşağının nüfusunun 38 milyon 132 bin 848 civarında olmasını bekliyoruz. Ve bu tarihte Z kuşağının nüfus oranının yaklaşık olarak yüzde 12 civarında olacağını tahmin ediyoruz. Buna göre Z kuşağının 2023’teki oy oranı yüzde 11.8 civarında olacağını söyleyebiliriz.

Yaptığımız araştırmalarda görüyoruz ki bu kuşaktaki bireylerin yaklaşık olarak yüzde 80’i AKP’ye oy vermeyeceğini söylüyor. Bu noktada bu kuşaktaki bireylerin belirgin özelliklerine baktığımızda şunları net olarak gördüğümüzü söyleyebiliriz: Türkiye’de Z kuşağı, kendisini belli bir ideolojiye veya ideolojik gruba yakın hissetmiyor. Çalışmalarımızda bu kuşağın yüzde 70’inin herhangi bir ideolojiye sahip olmadığını; daha liberal bir çizgiyi benimsediğini görüyoruz. Örneğin bu kuşaktakilerin yüzde 68,7’si kendisini Atatürkçü, milliyetçi, muhafazakâr gibi kategorilerle tanımlamak istemediğini ve herhangi bir siyasi partiye de bir yakınlık hissetmediğini ifade ediyor. Kendilerini evrensel değerlere bağlı hissediyorlar ve şuan ki siyasetin yaslandığı düalistik kategorileri benimsemiyorlar. Siyasetçilerin; dikte edici, buyurgan, sert dilini onaylamıyorlar.

Şunu çok net bir şekilde görebiliyoruz ki: Z kuşağı mevcut siyasi iktidardan hoşnut değil..Örneğin “İkinci turda Cumhur ittifakına mı Millet İttifakına mı oy vereceksiniz?” diye sorulduğunda Millet İttifakı’na yöneliriz diyorlar. Bu yönelişin en büyük nedeni ise iktidarı otoriter, baskıcı, toplumu yukarıdan aşağıya sürekli bir şekilde kontrol eden bir güç olarak görmeleri. Fakat buna karşın muhalefete karşı da sınırsız bir güven duygusuna da sahip değiller. Çünkü hangi siyasi liderin bu ittifakın başında olacağı ve kendileri için nasıl bir gelecek sunacağı bu tercihlerinde belirleyici rol üstelenecek. Z kuşağı toplumsal cinsiyet eşitliğine büyük veriyor. Kadına karşı şiddete, homofobiye şiddetli itirazlar getiriyor; cinsel yönelim özgürlüğünü ve cinsel yönelim eşitliğini savunuyor. Z kuşağının %80’inden fazlası İstanbul sözleşmesinin iptaline tepki veriyor.

Z Kuşağı; insan hakları, hayvan hakları, cinsiyet ayrımcılığı, ekoloji gibi konularda duyarlılığı son derece ön planda olan bir kuşak ve eşitlik temelli bir dünya görüşüne sahip. Bu kuşaktakiler herkesin eşit ve benzer haklara sahip olduğu görüşünü savunuyor. Bu yüzden bu kuşak için ırk, cinsiyet, din, dil, mezhep gibi unsurlar düşük bir öneme sahip. Örneğin yaptığımız araştırmada ‘Farklı bir din veya mezhebe ait biriyle evlenebilirim diyenlerin oranı bundan önceki nesilde yüzde 32.8 iken, Z kuşağı içinde yer alanlarda bu yüzde 82.2’i bulabiliyor. Bu oranlar, Z kuşağına göre din ya
da mezhep farkının önceki kuşaklara kıyasla büyük ölçüde önemsiz kaldığını gösteriyor. Hatta bu kuşağın yüzde 15.7’si namaz kılma, oruç tutma gibi dini inançlarının gerekliliklerini yerine getirdiğini söylerken, yüzde 55’i bu gereklilikleri yerine getirmediğini söylüyor. Yüzde 28’i ise “inançsız” olduğunu ifade ediyor. Z kuşağındakilerin yüzde 76.4’ü; adalet, demokrasi, ifade ve düşünce özgürlüğü, liyakat, israf, sanat gibi kavramları önemli bulduğunu söylüyor.

Z KUŞAĞI GÖLGESİNDE BİR KUŞAK: Y KUŞAĞI (Gen Y)

Y kuşağının Z kuşağına benzer davranışlar gösterdiğini söylememiz mümkün. Y ve Z kuşağının %68’i iktidarın ekonomiyi iyi yönetemediğini düşünüyor. %72’si ise hükümeti baskıcı olarak gördüğünü söylüyor. Şu an baktığımızda genel seçmen kitlesi içinde kararsızların oranı yüzde 22’yi oluşturuyor. Kararsız olan bu seçmen kitlesinin yaklaşık yüzde 70’i ise Y kuşağından meydana geliyor. Aslında siyasi seçimler söz konusu olduğunda üzerinde esas yoğunlaşılması gereken kesim Y kuşağı olmalı, fakat bu kuşak çoğu kez ihmal ediliyor. Peki kimdir Y kuşağı? 1980 ile 1999 arasında doğanlardır. Bu kuşak, genel seçmen kitlesi içinde yaklaşık olarak 18 milyon 400 bin kişiye karşılık geliyor. Yani seçmenlerin yüzde 32.6’lık bir dilimini oluşturuyor. Böyle bakınca da esasında bu kuşakta Z kuşağınkinden çok daha fazla sayıda seçmen olduğunu görüyoruz.

Eski Türkiye hafızasına sahip olan, merkeze yakın ve kararsızlığı daha fazla olan Y kuşağının 2023 seçiminin kaderini belirleyeceğini söylemek abartı olmayacak bu anlamda. Y kuşağındaki kararsızların büyük kısmı kadınlardan oluşuyor. Bu kuşağın kararında ekonomi belirleyici olacak gibi görünüyor. Zaten ekonomik kriz ile beraber artık kararsızların kararlı hale gelmeye başladıklarını görüyoruz. Bu kriz ortamı kararsızları çözüyor; onları muhalefet cephesindeki partilerden birine atıyor.

SİYASETİN GENÇLEŞMEYE İHTİYACI VAR

Z kuşağı bir ülke için bu kadar önemli bir orana sahip iken ve seçimlerin kaderini değiştirme potansiyeli barındırıyorken, siyasetin bu kuşak ile arasında mesafe koyması kabul edilemez. Bu anlamda siyasetin Z kuşağına açılması lazım. Açılmadan kastım ise şu: Her şeyden önce siyaset mekanizması bu kuşağın farkına varmalıdır. Genç neslin varlığının farkına varması demek, onların özelliklerinin, beklentileri, sorunları, hayal kırıklıkları, mutsuzlukları, umutları ya da umutsuzluklarının nedenlerinin farkında olması demek. Ne yazık ki siyasetçiler Z kuşağını popüler tartışma malzemeleri üzerinden okuyor çoğu kez. Z kuşağı popüler kullanımda ise kimi zaman hafif, yoz, apolitik, hedonist bir kuşak olarak anılırken, kimi zaman da asi, dik başlı, isyankar olarak konumlandırılıyor. Siyasetçiler tarafından bu kuşak ile yakınlaşmaya yönelik adımlar ise çoğu kez popülist bir versiyonda gerçekleşiyor. Oysa öncelikle Z kuşağını tanımalılar; onları araştırmalılar, onlarla görüşmeli, onlara kulak vermeliler.

Bununla beraber siyasette gençlerin oranı ne kadar? Meclis’in genç milletvekillerine açılması gerekir. Gençler siyasette ne kadar ön planda olursa, siyaset değişime daha hızlı adapte olur, daha hızlı güncellenir. Siyaset yapma biçimi geleneksel, formel bir tondan uzaklaşmalı. Z kuşağı formel olandan uzak bir tarza sahip. Siyaset, kendi geleneğinin sınırlarını zorlamalı. Mizah, Z kuşağı için çok önemli bir işleve sahip. Türkiye’de siyasetin yumuşaması, mizah ile tanışması ya da barışması lazım. Dijitalleşme ile siyaset arasında güçlü bağlar kurulmalı. Yeni medya teknolojilerinin en çok gençler tarafından kullanıldığı bilgisi dikkate alındığında, siyasetin ve siyasi figürlerin bu teknolojilerden uzak düşmesi, bir kuşak için kayıp anlamına gelebilir. Siyaset yapma biçimi daha çok dijitalleşmeli. Bakanlıklarda Gençler için yeni birimler açılmalı. Bu ülkeye iyi gelecektir. Başlı başına bir gençlik bakanlığı çok şeyler kazandırabilir memlekete.

 

 

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı

 

Murat Gezici 

 

 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 125. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.