Sihir ve bilimi karıştırıyor muyuz?

MediaCom’dan Sue Unerman, yapay zekanın etik ve sorumlu bir şekilde yönlendirilmesi ve olumlu anlamdaki değişime güç vermek için tasarlanması gerektiği görüşünde.

İnsanların başkalarını kandırmak için verileri manipüle edebileceği düşüncesi her zaman doğru olmuştur. Şimdi yapay zeka kontrolü ele geçirirken veriler bizi manipüle ediyor olabilir. Bunun sonuçları çok geniş kapsamlı ve oldukça karanlık. Süzgeçten geçirmeden gördüklerimize inanmamalıyız. 

17. yüzyılın sonlarına kadar Batı’da sihir ve bilim hemen hemen aynı şeydi. Sir Isaac Newton yerçekimini “keşfetti” ama aynı zamanda simya ile metali altına dönüştürmek için çok çalıştı. Kraliçe I. Elizabeth, büyü yapan ve Sir Francis Drake ile Sir Walter Raleigh’e dünyayı nasıl gezeceklerini öğreten Sihirbaz/Matematikçi Dr Dee’ye sponsor oldu. Dee meleklerle sohbet etti ve güneş sistemini açıklamak için algoritmalar yazdı (bunlar yeni bir şey değil).

Sihir, aydınlanmadaki bilim adamları için bir çaba olarak gözden düştü; yerini soğuk, katı veriler aldı. Bugün veri bilimi konusunda önde gelen bir yorumcu, onu sihirli terimlerle düşünme tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuza inanıyor.

R. David Edelman, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde müdürdür. Bir zamanlar eski ABD Başkanı Barack Obama’nın danışmanı olarak, MediaCom Avusturya CEO’su Omid Novidi önderliğindeki büyüleyici konferansta NextM Avusturya’nın açılış konuşmasında bana katıldı

Edelman, teknolojideki bir “sihir” örneğine işaret etti: DeepFake (makine öğrenimi ve yapay zekanın sahte içerik oluşturma yeteneğini güçlendirdiği araç) eğlenceli yönü zorlayıcı, karanlık tarafı henüz tam olarak anlaşılmamış şeklinde değerlendirildi.

Gartner Hype Döngüsü’ne göre yapay zeka “Şişirilmiş Beklentilerin Zirvesi”ne tırmanıyor ancak geniş çapta ve genellikle faydalı bir şekilde ortaya çıkıyor. Edelman, sektörümüzün dışında, okul çocukları için kişiselleştirilmiş, yapay zeka güdümlü çevrim içi öğrenme programlarının bir sonucu olarak yalnızca altı haftada iki yıllık ilerlemenin kaydedildiği bir eğitim deneyinden söz etti.

Edelman, sektörümüz için yapay zekanın emekleme döneminde olduğu konusunda uyarıyor. Yapay zekaya etik göz önünde bulundurularak, sorumlu bir şekilde rehberlik edilmezse tehlike barındırabileceğini söylüyor. Yapay zeka kullanırken sorulması gereken beş önemli soru öneriyor. En önemlisi de onu kimin tasarladığını ve işler yolunda gitmezse kimin itibarının zarar göreceğini sormak.

Sektörde fark yaratanlar olarak yapay zekayı dikkatli bir şekilde sorgulamamız gerekiyor. Bir yandan işte ve yönetimimizde daha kapsayıcı olma konusunda taahhütte bulunurken bir yandan yapay zekanın, geçmişin ön yargılarına dayalı kararlar almasına izin verebilir miyiz?

Edelman konferans dinleyicilerine Amerika tarihinden önemli bir bölümü hatırlattı – 17. yüzyılda Edelman’ın ikamet ettiği Massachusetts’te gerçekleşen Salem Cadı Davaları. AI hakkındaki anlatının büyülü olmasına izin verirsek, Salem sakinleri gibi davranma, bilgisiz saf çocuklar gibi olma, haksız ve hatta zararlı uygulamaların norm haline gelmesine izin verme tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz konusunda uyardı. Daha iyi bir dünya yaratmak adına sistemlere meydan okumada başarısız olacağız.

Salem’de bir yabancı olmak gelişim olasılıklarınız adına zararlıydı (kurbanların çoğu, katı bir Püriten toplumuna uyumsuzdu). Daha fazla çeşitliliği teşvik etmek ve dışarıdan gelenleri sistemlerimize çekmek için aktif olarak yapay zeka tasarlamamız gerekiyor. Yapay zekayı değişime güç vermek için tasarladığımızdan emin olmalıyız.

Edelman şöyle diyor: “Yapay zekayı sadece performans için değil, aynı zamanda fırsat, adalet ve katılım için de inşa edin.”

WPP İngiltere Ülke Müdürü ve Grup M CEO’su Karen Blackett, ‘Aidiyet’ kitabımızın ön sözünde şunları yazdı: “Çeşitlilik, düzeltilmesi gereken bir sorun değildir. Çözümün ta kendisi çeşitliliktir.”

Devrim niteliğindeki yeni sistemlerin ve çalışma biçimlerinin geliştirilmesine gelince, hepimizin etiğe, kapsayıcılığa ve aidiyete dikkat etmesi gerekiyor.

Sue Unerman

MediaCom Chief Transformation Officer

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 113. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.