Sektörün mutluluk hakkındaki gerçeği

Oystercatchers Kurucusu Suki Thompson’a göre birçok ajans hala halkın refah seviyesine hitap etmiyor.

Son zamanlarda katıldığım bir endüstri yemeğinde, yemek teması gerçeklik üzerine kurgulanmıştı. Zaten birçok markanın aradığı gerçek; ajansların ve müşterilerin verdiği ikonik kampanyaların ardındaki gerçektir.

Reklam endüstrisi yine zorlu bir yıl geçirdi. Ancak birçoğu gelecek için hâlâ iyimser bir tutum içerisinde. Bu tutum, sektördeki insanları muhteşem bir şirket çalışanı haline getirse de benim için birçok kişinin hali hazırda mücadele ettiği gerçeği maskeleme eğiliminden başka bir şey değil. Bu kişiler hala çeşitlilik, sürdürülebilirlik, refah, dayanıklılık ve zihinsel sağlığa odaklanmayan kültürlerde çalıştıklarını itiraf etmek istemiyorlar.

Bu yeni dünyanın liderleri olarak işe giriş için insanları farklı şekillerde test etme konusunda güven veren ortamların nasıl yaratılacağını öğrenmemiz gerektiğine inanıyorum. “Samimi yüzümüzü” dürüst sohbetlerle daha çok dengelememiz gerekiyor.

Bazı cesur ajans liderleri gerçekten refahı ve dayanıklılığı teşvik ediyor ve kültürlerini değiştirme eğiliminde oluyorlar. Josh Krichefski, iş yerini mutluluğa adanmış bir organizasyon gibi yönettiği için This Can Happen ödülünü aldı.

Publicis Group’un iş niteliği değiştikçe, Annette King iş gücünün refahı, kültürü ve verimliliği için bir dizi girişimde bulundu. Bunlar arasında eğitim, öğretim ve destek yoluyla refahın öneminin farkındalığını vurgulayan şirketin akıl sağlığını destekleyici programı Headline da yer alıyor. Şirkette şu anda doksan yedi kişi akıl sağlığı için çalışırken, 132 kişi ise bu konuda danışmanlık veriyor. Akıl sağlığı eğitimlerine katılan kişi sayısı ise 442. King, ayrıca başlattığı esnek çalışma yöntemleri ile ekipleri canlandırarak, geliştirilen modern çalışma biçimini yansıtmayı ve aynı zamanda üretimi geliştirmeyi amaçlıyor.

Brainlabs’tan Daniel Gilbert, The Times’ın çalışmak için en iyi şirketler arasında gösterilme nedeninin refah seviyesinin kalitesinden dolayı olduğunu söylüyor.

Umarım gelecek yıl sadece yapısal ajans dönüşümü değil, aynı zamanda markaların gerçeğe, halkımızın gerçeğine ağırlık verdiği kültürel bir dönüşüm göreceğiz.”

Birçok kurum ise gerçekliği örtbas etme yolunu seçiyor. Bu süreçte ise bahaneleri; para eksikliği, zaman eksikliği ya da sadece insanların ne hissettiğini ve ne istediğini anlama eksikliği oluyor.

Uzun çalışma saatleri, lüzumsuz müşteri isteklerine odaklanma, eski moda çalışma yöntemleri ve çeşitlilik eksikliği, müşterilerin talep ve ihtiyaçlarından dolayı meydana geliyor. Bugün ajanslarda çalışan birçok insanla konuştuğumda, stresli, takdir

edilmemiş, hayal kırıklığına uğramış ve tuzağa düşmüş hissettiklerini söylüyorlar. Çoğu ajansın gerçeklerle yüzleşmek istememesi beni korkutuyor. Oysa ajanslar, değişim süreçlerini ve kısa vadeli kar marjını yönetmek, süreçleri düzene sokmak, gereksiz hiyerarşiden kurtulmak ve yeni çalışma yolları bulmak için müşterilerle birlikte çalışmak ve aynı zamanda çalışanlarının refahını düşünmek için yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlara odaklanmalı.

Yeni nesil liderler, esnek çalışma saatlerine sahip olacakları, refah seviyelerinin ciddiye alındığı ve ölçüldüğü, gelişebilecekleri, yenilikçi, cesur ve yaratıcı ortamlara ilgi duyuyorlar. En iyi şirketler ikinci veya üçüncü değil ilk sırada çalışanlarına odaklandıkları için iyi şirket oluyorlar.

Kısa süre önce Kamarama’nın Yönetim Kurulu Başkanı Jon Wilkins ile bir görüşme gerçekleştirdim; bana yavru köpekler ve yetişkin köpekler arasındaki farkı anlattı. “Yeni nesle koçluk yapıyoruz. Bu gençlerin sürekli geri bildirime, anında onaylanmaya ve açık sınırlara ihtiyaçları var. Eğer bir hata yaparlarsa, derhal onlara söyleriz ve iyi bir şeyler yaptıklarında da onları överiz. Bu durum maalesef yoğun ve zaman alıcı ancak çok faydalı. Bize iş, köpeklere eğitim verilir gibi öğretildi, bazen motive edildik, bazen okşandık, bazen bazı şeyler ile yüzleşmek zorunda kaldık ancak kendimizi koruyamadık ve zorlandık. Bu anlattığım ise çok farklı bir çalışma yöntemi” dedi.

Benimle aynı görüşteydi ve söylediği gibi yaşlı bir köpeğe yeni numaralar öğretmek zor bir süreç. Ancak yeni kültürler, yeni fikirler yaratmamız; ajans ve müşteri yapılarını sürekli geliştirmemiz gerekiyor. Değişimi benimseyen yetenekli ajanslar, yeni ajans kültürünün, eski müşteri ve ajans çalışma yönteminin devamı olmadığına inanıyor. Bu konuda cesur olmak ise zaman alıyor.

Son birkaç yıldır sağlık ve ticari başarı arasındaki ilişkiye hayran kaldım. Bu sebeple “let’s reset” adını verdiğim bir şirket kurdum ve bir kitap yayınladım. Fotoğrafçı Rankin ve Vitality UK ile işyerinde ruh sağlığı ve refahına ışık tutmak için güçlerimizi birleştirdik. 80’den fazla iş dünyası lideri ve girişimci ile ruh sağlığı, zihinsel sağlık, mutluluk ve dayanıklılık konularındaki deneyimlerimizi paylaşıyoruz.

Umarım gelecek yıl sadece yapısal ajans dönüşümünü değil, aynı zamanda markaların gerçeğe, halkımızın gerçeğine ağırlık verdiği kültürel bir dönüşümü de göreceğiz.

Suki Thompson
Oystercatchers Kurucusu

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 95. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.