“Sektör uzun zamandır kendini izole ediyordu”

Dave Trott, koronavirüs ile birlikte reklamcılığın aslında uzun süredir kendi kendini izole eden bir uğraş olduğunu ve bu tip kriz zamanlarında kurulan iletişimin önemini hatırlatıyor.

Endüstri olarak aslında uzun süredir kendimizi izole ediyoruz. Hazırladığımız reklamlar Cannes için yaratıcı ve renkli olabilir, peki ya tüketici açısından bir karşılığı var mı? Mesela; neden aslında anlatmak istediklerimize gelene kadar vaazlar veriyoruz ya da karşımızdakini oyalıyoruz?

Örneğin; “Tarihteki en büyük 10 hata” diye bir başlık görüyorum ve ilginç bulup tıklıyorum. Bu, beni renkli bir görsele götürüyor: Tarihteki en büyük 10 hata, yazıyor. Buna da tıklıyorum ve bu defa da karşıma müzikle tamamlanan bir başlık

çıkıyor. Ardından da spiker yavaşça konuşmaya başlıyor: “Tarih, hem iyi hem de kötü, büyük başarılar ve büyük hataların geçmişinin bir kaydıdır…” Bu durum, “Tarihteki en büyük 10 hata” listesine ulaşana kadar birkaç dakika ve son derece yavaşça sürüyor.

Öğrenmek istediğim bilgiye gelene kadar bütün bu aşamalardan geçiyorum. Peki neden?
Neden bütün bunlara ihtiyacım var? Bence tek yaptıkları zamanımı boşa harcamak ve bana engel olmak.

Sadede gel, tanıtım yapmayı bırak!

Reklamcılığı da tam olarak böyle yapıyoruz: Zaman ve para harcıyoruz, üstüne bir de insanlara engel oluyoruz.

Bundan yıllar önce hükümet kuş gribi salgını ile karşı karşıya kalmıştı. Bizi de halkın toplu halde bulunduğu her yerde yayınlanması için bir kampanya hakkında bilgilendirdiler.

Bakın, bir pandemi söz konusu olduğunda; kimse güzel hazırlanmış Cannes ödüllü reklam istemez sizden. Sadece kafalardaki karmaşayı giderecek, sorulara hızlı bir şekilde cevap verecek bir şey görmek isterler.

Direkt konuya girin, basitleştirin ve unutulmaz kılın!
1) Hapşıracağınız zaman insanlara doğru hapşırmayın.
2) Mikroplar doku üzerinde 24 saat yaşar.
3) Mikroplar ellerinizde yaşar, bu yüzden mümkün olan en kısa sürede ellerinizi yıkayın.

Bu üç cümlenin sonuna da birbirini tamamlayacak, eğlenceli sözcükler ekledik. Müşteri tabii ki de böyle bir metni ne beğendi ne de bundan heyecan duydu.

Bir sonraki salgın ise domuz gribiydi. Yine son derece anlamsız bir kampanya oluşturuldu. Milyarlarca liralık reklamın karşılığı yoktu; bütçe, insanlara zaten bildiklerini söylenerek boşa harcanmıştı.

Bu defa koronavirüs pandemisi gündeme gelince herkes çok daha bilinçliydi. Daha önceki deneyimlerden dersler çıkarılmıştı. Hapşıran bir adamın resmine gerek olmadığını herkes biliyordu. Hükümetin de son derece basit bir talimatı vardı: Evde kalın. Hayat kurtarın.

Cannes’da bu iş hiçbir ödül almayacak; ama insanları uyarıyor ve bu konuda oldukça başarılı.

Hepsi bu işte!

Bir reklam hazırlarken bağlamı iyi düşünün ve reklamınızın sınırsız bir şekilde yayınlanmadığını asla unutmayın.

Dave Trott
Editör, Campaign

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 98. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.