Seçil Demiralp ve Cihan Metin Üstek yorumluyor

Metro Türkiye Pazarlama, Marka Yönetimi ve İletişim Grup Müdürü Seçil Demiralp ve Medina Turgul DDB Copywriter’ı Metin Üstek, 107. sayımıza özel olarak yılın öne çıkan kampanyalarını yorumladılar.

 

Metro Türkiye Pazarlama, Marka Yönetimi ve İletişim Grup Müdürü Seçil Demiralp:

 

(1) Mutlu Makarna. Hızlı bir marka bilinirliği elde etmek için ünlü kullanımına başvurmak marka adına yerinde bir tercih olmuş. Özellikle bugünlerde çok takip edilen Masterchef yarışmasının ve zor beğenen Mehmet Şef’in popülerliğinden istifade edilmiş. Filmin baş kısımlarında Mehmet Şef’in zor memnun olmasına dair hem dışarıda hem de mutfaktaki anlara geniş yer verilmiş. Daha kısa tutulsa da mesajın verilmesi için yeterli olabilirdi ama diğer yandan bu planlar filme komedi unsurunu katarak sondaki çıkarıma güzel pas vermiş. Ürüne dair ise zor beğenen bir şefi bile mutlu eden lezzet unsuru dışında bir vurgu yapılmamış. Genel marka bilinirliği ile yetinilmiş ve bu da packshot’taki müzik ile pekiştirilmiş. Sinyal biraz klasik bir tarzda olsa da akılda kalmayı başaran bir seçim yapılmış.

(2) Azar Türkiye. Azar deyince akla gelen ilk şeyin Faruk K’nın şarkısı olması oldukça esprili bir şekilde kullanılmış. Şarkının da yüksek temposu, bir eğlence platformu olan Azar’ın dünyasını desteklemiş. Reklam Azar’ın vadettiği hizmeti tam olarak vermese de merak uyandırmayı ve akılda kalmayı başarmış görünüyor. Tüm bunların yanında, yaklaşık yirmi yıllık bir şarkı için de iyi bir hatırlatıcı vesile olmuş.

(3) Oppo Reno4. Oppo markası Acun Ilıcalı’yla başladığı reklam filmlerine yeni Reno 4 Pro için çektikleri film ile devam ediyor. Filmde ürünün fonksiyonları üç farklı hikaye üzerinden anlatılmış. Aksiyon filmlerini andıran ve görsel olarak da tatmin eden film oldukça dinamik ve bir solukta izleniyor ancak bir filmde pek çok özellik ve üç hikaye birden yer aldığı için takibi ve fonksiyonları anlamayı biraz zorlaştırmış. Oppo filmlerini, bir dili olması, önceki filmler ile paralel mesaj verilerek marka iletişiminde devamlılık sağlanması konularında başarılı buldum.

(4) Digiturk. Her yıl lig başlangıcı döneminde gördüğümüz futbol sevgisi ve özlemi temasının taraftar coşkusu üzerinden güzel ve günümüz koşullarına uygulanmış bir versiyonu. Pandeminin de etkisiyle eskiye duyulan özlem içgörüsünden de yola çıkarak, taraftar ve futbol izleyicisinin içindeki enerji ve coşkuyu çok güçlü dışa vurarak taraftarın hislerine tercüman olmuş bence. Seçilen şarkı uygulaması da bu anlamda çok destekleyici olmuş. Her şeye rağmen taraftarı ateşleyen ve futbol sevgisini hatırlatarak ligi desteklemek için Digiturk’ü takip etmeye davet eden bir iş olmuş.

(5) Türkiye İş Bankası. 96 yaşındaki Türkiye’nin ilk bankasının tarihten aldığı güçlü temelleri ve mirasını net anlatan adeta bir dönem filmi. Süre olarak biraz uzun buldum. Oldukça zahmetli ve büyük bir prodüksiyon olmuş. Türkler’in banka açmasını hayret ve şüphe ile karşılayan yabancı adamı ve Türkçe konuşma şeklini de biraz klişe buldum. Bankanın kurulduğu günden bugüne pusulasının Atatürk oluşu ve pusuladan şaşmadığının ifadesi takdire değer ve filmin sonunda duygu başarılı bir şekilde zirveye taşınmış.

(6) Boyner Büyük Mağazacılık. Son zamanlarda en beğenerek izlediğim filmlerden birisi. Gerek ritmi ve görüntü kalitesi, gerek müziği ile çok doğru matematikle kurgulanmış. Markanın yerellik ve samimiyet vurgusu, Türk insanının kültürel öğelerine bağlılığına övgü üzerinden yapılmış. İnce kolonya vurgusu ile pandemi koşullarıyla da bağ kurulmuş. Tarzı ne olursa olsun kapsayıcı ve aynı ortak paydada buluşturan bir dil benimsenerek marka için başarılı bir imaj işi çıkarılmış. Tebrikler.

 

Medina Turgul DDB Copywriter’ı Metin Üstek:

(1) Mutlu Makarna. Aynı yüzleri farklı markalarla birlikte görmeli miyiz, görmemeli miyiz tartışmasına girmeyeceğim. Sonuçta ünlü skalamız Amerika kadar geniş değil maalesef. Masterchef ünlüleriyle çekilen reklamlar arasında en güzeli bu bence. Sonuçtan herkes mutludur herhalde diyerek kötü bir espri ile kapatayım.

(2) Azar Türkiye. “Azar dediğinden beri kafamın içinde bangır bangır Faruk K çalıyor.” Kampanyanın tek cümlelik özeti bu olabilir. Bu kampanyadan önce Azar’ın ismini duymuştum ama tam olarak ne uygulaması olduğunu bilmiyordum. Hala bilmiyorum sanırım. Muhabbet, sohbet… Biraz müşteri yorumu olacak ama ürün nerede?

(3) Oppo Reno4. Acun’un Oppo kullandığına inanmak zor. Ama reklamlar ve gerçekler nadiren buluşuyor zaten. İnandırıcılık açısından zayıf olsa da Oppo’nun ismini duyurmak adına doğru bir reklam. Film güzel gözüküyor, akılda kalıcı görsel numaralar var. Havuza düşen insanlara annem gülmüştü mesela. İşini yapan bir reklam. Utandırmaz. (4) Digiturk. Pandemi… Seyircisiz oynanan maçlar… Takımını uzaktan sevmek…

Yeni sezonun heyecanından ziyade tuhaflığı üzerine gidilseymiş, daha güçlü bir duygu yakalanabilirmiş. Ama buradan ahkâm kesmek kolay tabii ki. Saydıklarımdan daha güzel onlarca hikâye, kampanyayı çalışan ekibin aklına gelmiştir mutlaka. Keşke reklamverenler gerçeklere biraz daha alan açacak kadar cesur olsa.
(5) Türkiye İş Bankası. 26 Ağustos filmlerinin çok fazla emek istediğine yakından tanık oldum. Bankanın yıllardır inşa ettiği duyguyu yakalamak, temsil ettiği değerlerin sorumluluğunu taşımak ve hiç değişmeyen bir brief’e her yıl yeni bir fikir bulmak kolay değil. Ellere sağlık.
(6) Boyner Büyük Mağazacılık. Milliyetçilik ve moda kombinini bilemedim ama film TBWA’den beklendiği gibi kesinlikle güzel gözüküyor. Hem yerel duruyor hem de Avrupai bir havası var. İyi de yazılmış. E müzik de güzel. Ellere sağlık.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.