Sanatçıların da cayma hakkı var

Satın aldığı bir ürünü beğenmeyip geri vermeyi, yenisiyle değiştirmeyi tüketiciler olarak yavaş da olsa öğrendik. Bankalardan kesilen birtakım ücretleri geri istemenin yollarını danıştay kararlarına kadar takip edebiliyoruz. Tüketiciler olarak sohbetlerde sık sık kullandığımız, hakem heyetine başvurma, tüketici mahkemesi, cayma hakkı gibi terimler artık kulağı tırmalamıyor.

Ama kanunda sadece tüketicilerin cayma hakkı yok. Eser sahiplerinin, yani yönetmenlerin, senaristlerin, heykeltıraşların, yazarların, çizerlerin de cayma hakkı var, onlar da sözleşmeden dönebilirler, eserlerini geri alabilirler.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre satın aldığınız bir sanat eserini, daha doğru tabirle haklarını devraldığınız bir eseri kullanmaz, ondan gereği gibi yararlanmaz ya da kullanım şeklinizle eser sahibinin manevi haklarına zarar verirseniz, eserin sahibi sözleşmeden cayabilir. Zira eser sahibi için, eseri elde etmek kadar kamudan saklamamak da önemlidir.

Her eser sahibi mali hakkı devrederken bundan elde edeceği ekonomik menfaatlerle birlikte eserinin yayılmasını ve böylece tanınmasını amaçlar. Meydana getirdiği eserin tanınması ise eser sahiplerine manevi ve maddi yararlar sağlamaktadır. Örneğin bir yazar, kitabının baskı nüshasını yayınevine elinde tutsun diye değil hem ticaret yapsın ve para kazansın en nihayetinde onu geniş kitlelere ulaştırsın diye vermiştir.Eser sahipleri, eseri kullanmayıp elinde tutanlara yani kitabı basmayan, filmi yayınlamayan, şarkıyı seslendirmeyen ve sebepsiz yere sırf ücretini ödediği için elinde tutanlara noter vasıtasıyla makul bir sürer verip, verilen bu sürede de eserin kullanılmaması durumunda da eserlerini geri alabilirler. Eseri elinde tutanın, dört haftalık süre içinde caymaya haklı bir itirazı olmazsa, caymanın oluştuğu kabul edilmektedir.

Umarız, bu cayma hakkı konusunda bilgi sahibi olan eser sahiplerinin sayısı bilinçli tüketici kadar çoğalır da arşivlerde bulunan, elde tutulan eserler daha çok meydana çıkar.

Av. Erdal Aksu
HukukiBoyut

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Nisan 2016 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.