Sanal gerçeklik ve yeni satış deneyimi

Chris Morris, Hasbro, Lowes ve North Face gibi markaların gündelik alışveriş deneyimini değiştirmek için teknolojiyi nasıl kullandığını detaylıca anlatıyor.

Vitrinler ciddi bir biçimde değişecek. Sanal mağazacılık sayesinde, alışveriş yapan kişinin hangi ürünleri tercih edip hangilerini etmediği ve bazı alışkanlıkları bilinse de sanal gerçeklik, vitrin algısını ve alışveriş deneyimini çok farklı bir biçimde değiştirecek. Bir mobilyacıya ya da otomobil galerisine gitmek tamamen tarihin tozlu sayfasında yer almayacak ama gelecekte pek de yaygın olmayacak. Öyle ki potansiyel alışverişçiler seçeneklerini evlerinden eleyebilecekler. Ayrıca her gün yapılan alışverişler için sanal gerçeklik, evden çıkmadan alışveriş yapmanıza imkan sağlayacak.

Hasbro’nun Dijital Pazarlamadan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Victor Lee, “Mağazaya, evinizden ve hatta yatağınızın konforundan çıkmadan gidebileceksiniz. Elbiseleri deneyebileceksiniz. Bir ürünü kutusundan çıkarıp, alışveriş sepetine koyabilir ve satın alabilirsiniz. Üstelik bunları yaparken elinizle hiçbir eşya taşımanıza gerek yok. İşte sanal gerçeklik bunları yapacak. Her şeyi değiştirecek” diyor.

Uzun süre bakınca fiyatı görebilirsiniz

ABD’deki perakendeciler de bu teknolojiye çok hevesliler. ABD Ulusal Perakende Federasyonu’nun Big Show etkinliğinde SapientNitro, sanal gerçeklik deneyimini denedi. İnsanlar SoHo’daki bir daire içinde alışveriş yaptı. Örneğin bir insan bir ürüne uzun süre bakarak ürünün bilgileri ve fiyatı hakkında verilere sahip oldu. Daha sonra da tek bir tıkla ürünü satın aldı.

Bu oluşum, e-ticaret ile gerçek mağazaları bir araya getirmeye çalışan Sixense’in ortaklığıyla hayata geçti. Bir başka örnekte ise sanal perakendeciler (vRetail), bir kadın ayakkabı mağazasına da benzer bir teknolojiyi yerleştirdi. Burada kadınlar diledikleri ayakkabıyı “alıp” her açıdan inceliyor ve istenilen kıyafetlere sahip olan mankenlere giydirilebiliyorlar. Bu sayede kadın tüketiciler ayakkabının hangi tarzda daha iyi durduğunu görebiliyor.

Lowes ise başka bir yöntemle bu teknolojiyi kullanıyor. Sanal gerçeklik mağazacılığını depo gibi bir yere taşıyan ve ABD genelinde 19 adet “Holoroom” geliştiren marka burada kullanıcıların hayallerindeki mutfak ve banyoyu geliştirmesine yardımcı oluyor. Daha sonra müşteriler YouTube 360 videoları üzerinden hayallerindeki evi arkadaşları ve akrabalarıyla paylaşabiliyor. Bütün ürünler mağazada olduğu için satın alma deneyimi de hız kazanıyor.

Satın alma sürecini hızlandırıyor

Lowe’un Innovation Labs’inin Yönetici Direktörü Kyle Nel, “Evleri güzelleştirmek ve dekore etmek biraz zor olabilir. Biz de müşterilerimizin hızlı, basit çözümler ve süreçler istediğini biliyoruz. Bunun gibi teknolojiler de bu süreci hızlandırıyor” dedi.

En iyi fiyatı bulmayı amaçlayan Retale ise sanal gerçeklik teknolojisini kullanarak kullanıcılara yardımcı olmaya çalışıyor. Oculus Rift ile uyumlu olan sistem sayesinde Target ve JCPenney gibi mağazaların yerlerini bulabiliyor ve dilerseniz, “Beni mağazaya götür” deyip, mağazanın içinde ürünlerin raflardaki 3 boyutlu render’larını bulabiliyorsunuz. Retale henüz, ürünleri doğrudan satın almanıza imkan tanımıyor ama bir alışveriş listesi yapabiliyorsunuz.

Genellikle markalar sanal gerçekliği satışlarını artırmak için farkındalık yaratma amacıyla geliştirdi. Fakat North Face gibi markalar markanın sunduğu yaşam tarzına farkındalık yaratmak amacında. Örneğin markanın Chicago, Manhattan ve San Francisco mağazalarında müşteriler sanal gerçeklik sistemi takarak kendilerini Yosemite Ulusal Parkı’nda bulabiliyor ve tırmanmaya başlayabiliyorlar.

Önce sanal sonra gerçek

North Face’in dijital pazarlamadan sorumlu direktörü Eric Oliver, “Bizim mağazalarımız da sporun nasılbir his olduğunu sporcuların çekilden videoları aracılığıyla arayabiliyorsunuz. Biz sadece müşterilerimizin bu sporları videolar aracılığıyla takip etmesini ve o anları yaşamasını istiyoruz” diyor.

Sanal gerçekliğin bir diğer avantajı daha var. Şahane PR hamleleri yapabilirsiniz. Örneğin Kore’deki North Face, mağazalarında yer alan sanal gerçeklik sisteminde, müşterilerine buz kayağı deneyimi yaşattı. Daha sonra ne mi oldu? Mağazanın içinde bulunduğu AVM’de gerçek bir buz kayağı yarışı yapıldı ve müşteriler bunu kullandı. Peki bu havalı deneyim satışları artıracak mı? Henüz bunu söylemek için erken fakat Oliver’a göre umutlar o yönde ilerliyor.

Oliver’ın beklentileri aslında, sanal gerçekliğin ne gibi avantajlar barındırdığını özetliyor: “Bence sanal gerçeklik 2008’deki sosyal mecralarla aynı doğrultuda ilerliyor. Yeni bir mont satın almak istediğinizde yanınızda olmak istiyoruz. Sizin deneyiminizi yükseltmek için çalışıyoruz ve sanal gerçeklik de bunu çok iyi bir biçimde yapabiliyor” diyor.

 

Chris Morris

Bu yazı Campaign Türkiye Mayıs 2016 sayısında yer almaktadır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.