Sami Basut: “Biraz Amerikan rüyası, biraz günah çıkarma ve markalara dönüş.”

Manajans JWT Kreatif Direktörü Sami Basut, Cannes Lions 2018 deneyimini anlattı.

Cannes değişimle başladı bu yıla. Önce Publicis “Bu yıl beni affedin, ben yokum” dedi. Sonra festival “Hep aynı işlere ödül veriyoruz, kategorilere sınırlama getiriyoruz” dedi. Euro dalgalanmaları falan derken, Türkiye bu sene Cannes’dan vazgeçti. Croisette’te yürürken duyulan Türkçe kelimeler yerini Amerikalıların kahkahalarına bıraktı. Biraz “Making American Advertising Great Again” etkilerini görmedim dersem yalan olur.

Değişim sahillere de yansıdı. Bir baktık, plajlar Silikon Vadisi’ne dönmüş. Facebook Beach, Google Beach, Spotify Beach… Cannes, Palais’de yaşanırdı eskiden, artık iyice yayıldı. Hatta her beach’te ayrı konuşmalar, ayrı seminerler.

Reklamcılığın Z Raporu

Cannes benim için bir Z Raporu”dur. Her yıl kendimi, yaptığım işleri, ajansımı ve elbette Türk reklamcılığını sorgularım. Bu yıl da ağır bir sorgulamayla geçti.

Bir yandan data, hedefleme gibi şeyler konuşulurken bir yandan bu işin akılda kalan, kalbe dokunan kısmının ne kadar unutulduğunu fark etmeye başladım. Reklam eskiden fikirle ilgiliydi. Konuşulurdu. Anlatılırdı. Tek bir cümleye sığdırılmaya çalışılırdı. Filmleri seyrederken buna bir geri dönüş olduğunu görmek içime su serpti. Bu işi neden sevdiğimi bana yeniden hatırlattı. Red Cross “Hope”, P&G “The Talk”, Audi “Clowns” bu sene kıskandığım işler.

Genel bir günah çıkarma vardı yine. Dünyanın iyiliği için çalışmak, üretmek. En fazla Grand Prix alan iş Palau Sözü oldu. Çevreye duyarlılık, yeni nesillere güzel bir dünya bırakmak isteği.

Cesaret edebilir miyiz?

Markalara geri döndü bu yıl Cannes jürisi. Bu yıl benim favorim Fanchise işiyle Xbox oldu. İsmi, iş modeli, zekasıyla helal dedim. Zor konularda konuşmaya devam eden Libresse, Blood Normal ile kendimi sorgulattı. “Ben cesaret edebilir miydim acaba?” dedim kendi kendime. Bu kadar like peşinde koştuğumuz bir dünyada bu kadar tepki almaya hazır mıyız acaba?

Cannes’da yıllardır değişmeyen bir şey var benim için. Tüyleri diken diken ediyorsa Gold, tazeyse en az Silver, daha önce gördüğümüz ama yine de iyi uygulanmış bir iş ise Bronze.

 

Sami Basut: “Biraz Amerikan rüyası, biraz günah çıkarma ve markalara dönüş.” yazısı ilk kez Campaign Türkiye’nin 79. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.