Sadece “yazar” olmak neden yeterli?

Red Havas’tan Ellen Mallernee Barnes, ne olursa olsun bir insanın en çok sevdiği şeyi, işi haline getirmesini ve ancak bunun üzerinde en iyi olabileceklerini savunuyor.

Yakın zamanda yeni bir müşteriyle yaptığım görüşmede kendimi tanıtma sırası bana geldiğinde: “Ben Ellen, içerik başkan yardımcısıyım. Bu, aslında ajansta yazar olduğum anlamına geliyor. X’den Y’ye, Z’ye her şeyi yazıyorum.” dedim.

Meslektaşlarımdan biri bana hemen mesaj attı: “Kendini böyle küçük görme! Sen ‘sadece bir yazardan’ çok daha fazlasısın.”

İyi niyetliydi. Duyarlılığını takdir ediyorum ve elbette ben bir yazardan daha fazlasıyım ancak anlatılacak daha fazla şey var.

İlgisiz ve hatta alçak gönüllü bir şekilde “ben yazarım” demek istemedim. Ajansımda kelimeleri “işe yarar” hale getiren, hangi sırayla kullanılması ve hangi kelimelerin kaybolup, hangilerinin yerinde kalması gerektiğini bilen kişi olmaktan gurur duyuyorum. Neyin ikna edici veya eğlenceli, neyin sıkıcı ve incitici olduğunu da anlayabiliyorum.

İş için yazan insanların yaratıcı olmaktan çok daha fazla olması gerekir; aynı zamanda bir hataya karşı rasyonel olmalı ve egosunu işin içerisine çok fazla katmamalı. Ayrıca bir şey hakkında yazmadan önce onu anlaman gerekir. Yazdıkların saçmaysa, bu senin iyi olmadığın anlamına gelmez; bu durumu düzeltmen gerektiği anlamına gelir.

Aynı şey sadece keyif almak için yazan kişiler için geçerli değil. Böyle bir durumda, dilediğiniz gibi yazmaya başlayabilir ve unutulmaya yüz tutabilirsiniz. Ben de bu tür yazıları seviyorum ancak bunun için para almıyorum.

Yıllar geçtikçe, okuyucuları da sürükleyeceğini umduğum bir şekilde yazmayı öğrendim. Çocukken en sevdiğim yer, arka bahçemdeki derenin ayak bileğime kadar olan derinliğiydi. O derenin tıkanıklığını açma işini çok ciddiye aldım, ıslak yaprakları ve fazlalıkları derenin dışına fırlatarak tekrar serbestçe akmasını sağladım. Bugün hâlâ engelleri kaldırıyorum, barajları yıkıyorum, mırıldanıp tekrar çağlıyorum.

Bir yazıda kolaylık yaratmak için, kelimeleri uyumlu şekilde bir araya getirmek ve konuyu dağıtmadan cümleleri çekici kılmak gerekir ancak sözler yalnızca bir araçtır. Onlardan zevk alın ama bir şeyi kelimelerle ne kadar zekice ifade ettiğinize, kendinizi çok da fazla kaptırmayın. Önemli olan aracın, yolculara; yani okuyuculara söylenmesi gerekenleri olabildiğince verimli bir şekilde söyleyerek gidecekleri yere götürmesidir. Bunu söylemek, yapmaktan çok daha kolay. 

Son zamanlarda insanlara, ajansımızın konuk yazarı olduğumu söylüyorum. Bu sözcüğün kendini beğenmiş akademik tınısından hoşlanıyorum ama aynı zamanda pozisyonumun bu kadar özel olduğu düşüncesini de seviyorum.

Yıllarca yeteneklerimi küçümsedim. Şunu kaç kez söylediğimi sayamadım: “Yaratıcı yazarlık eğitimi aldığımda, bu konuda kariyer yapacağımı hiç düşünmemiştim. Ben inanılmaz derecede şanslıyım ve geçinmek için bir sayfanın etrafına kelimeleri dizebileceğimi hayal bile edemezdim.”

Sürekli olarak müşterileriyle iletişim halinde olan bir sektörde, çalışanların yeteneklerinin artırılması hakkında pek çok konuşma yapılır. Benim ajansımda sürekli aynı çizgide kalmak kabul edilemez. Uzmanlığımıza yakın konularda eğitim aldık. Proje yöneticileri grafik tasarımla ilgilenir. Medya uzmanları vasat da olsa bir konuşma yazısı hazırlar. Stajyerler, ödüllü kampanya fikirleriyle ortaya çıkar.

Son yıllarda SEO, içerik optimizasyonu ve sosyal medyadaki en iyi uygulamalar hakkında çok şey öğrendim. Tüketicinin içeriğe yönelik iştahı ve gelişen tercihleriyle beraber, onlarla birlikte benim de gelişmem önemli. Neyse ki, bir yazar ve bir insan olarak yeteneğimle, çalışma hayatının içerisinde her daim bulunacağım. Üniversitedeki gazetem için yazdığım mantıksız yazıları düşündükçe utanıyorum. Bu yazarın öğreneceği daha çok şey olacak.

Sevdiğimiz şeyi yapmamızın bir nedeni var. Kariyeriniz boyunca kaç konferansa katıldığınız veya makale okuduğunuzdan bağımsız olarak, temel becerilerinizin aşağı yukarı aynı kalması muhtemel. En çok sevdiğiniz şeyde en iyi olmaya devam edeceksiniz.

Parçalarınızın oluşturduğu bir bütün olmak zorunda değilsiniz. İyi oynadığınız sürece tek bir parçanızla oynayabilirsiniz ve bu, gurur duyulacak bir şey.

Öyleyse merhaba, ben Ellen ve yazarım.

Ellen Mallernee Barnes

Red Havas İçerik Başkan Yardımcısı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 111. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.