Pokemon Go çılgınlığı ve yeni fırsatlar

Bir anda hayatımıza giren ve konuyla alakasız olanların “Ne acayip şeyler” şaşkınlığıyla uzaktan takip ettikleri bir oyun Pokemon Go. Tabii pazarlamacıların bunu söyleme lüksü yok.

Bir çılgınlıktır aldı başını gidiyor. Henüz hayatımıza gireli bir ay bile olmadan tüm dünyayı peşinden sürükleyen Pokemon Go oyunundan bahsediyorum. Silikon Vadisi şirketlerinden Niantic tarafından geliştirilen Pokemon Go, 6 Temmuz günü Amerika’da uygulama dükkanlarına girdi. 13 saat içinde Amerika’da en çok kazandıran uygulamalar listesinde tepeye yükseldi. 5 gün sonra Nintendo’nun pazar değerini 9 milyar dolar artırdı. Appinstitute.com’a göre Pokemon Go şu an Amerika’da günlük 23 milyon aktif kullanıcısıyla en popüler oyun. Candy Crush ve Draw Something gibi oyunlar çoktan gözden düşmüş durumda. Bugünlerde ortalama bir iOS kullanıcısının günde en çok vakit geçirdiği uygulama ne Facebook, ne Twitter, ne de Snapchat… Günde 33 dakikayla listenin bir numarasında yine Pokemon Go var. Pazarlamacılar kalabalıkları sever. Markalar, Pokemon Go ile yenilikçi kampanyalar tasarlamaya başladı bile…

Pokemon Go, oyuncuların sanal Pokemon canavarlarını gerçek dünyalarında yakalamaya çalıştığı lokasyon bazlı bir artırılmış gerçeklik (AR) oyunu. Kullanıcılar telefonlarının GPS ve kamerasını kullanarak, gerçek dünyada belirli jeolokasyonlara serpilmiş sanal pokemon canavarlarını ele geçirmeye çalışıyor, onları eğitiyor ve yine gerçek dünyada konumlandırılmış “gym” adı verilen sanal arenalarda dövüştürüyor. “Poke station” adı verilen yerlerde de Pokemon canavarlarını yakalamanızı sağlayacak çeşitli sanal donanımlar satın alabiliyorsunuz. Fakat buralara ulaşmak için de yine yürüyerek mesafe katetmeniz gerekiyor. Oyuncular sadece sanal alemle değil, gerçek dünyayla da etkileşim halinde. Haliyle bu durum ilginç manzaralara da gebe oluyor. Pokemon yakalamak için karakol basan oyuncular ve soykırım müzesinde av peşinde olan insanlar bu örneklerden sadece birkaçı.

Altın yumurtlayan tavuk

Mobil analitik şirketi Super Data Research’ün tahminlerine göre; Pokemon Go uygulama dükkanlarına girdiği ilk haftasında yaklaşık 14 milyon dolar kazanmış. Pokemon Go, sahibine günde 2 milyon dolar kazandıran dev bir altın yumurtlayan tavuk. Fakat oyunun sahipleri ellerindeki bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için ihtiyatlı davranıyor ve yenilikçi reklam formatları üzerine düşünüyor. Bir iş tutunca onun etrafında hızla bir ekosistem gelişir. Mesela maç günlerinde hemen köfte ekmekçiler, bayrak ve forma satıcıları “Komşuda pişer bize de düşer,” hesabı maçın coşkusundan kendilerine düşen payı almak ister. Bunun Pokemon Go dünyası için de geçerli olduğunu söylemek mümkün. Pokemon yakalayarak para kazanan insanları haberlerde görmeye başladık bile… Bu oyunun etrafında gelişen yan sanayi uygulamalardan on binlerce dolar kazanan amatör girişimler de ufukta belirmiş durumda. Mobil dünyada geçen senenin anahtar kelimesi ‘Snapchat’ idi, bu senenin anahtar kelimesi hiç şüphesiz ‘Pokemon’ olacak. Hatta oldu bile…

Neden bu kadar popüler

Google’ın bünyesinde 2010 yılında doğan Niantic, daha önce aynı teknolojiye sahip Field Trip ve Ingress adlarında benzer birkaç oyun yapmış. Bu oyunlar otoritelerden tam not almışsa da, beklenen ticari başarıyı maalesef yakalayamamış. Nintendo tarafına baktığımızdaysa, 1995 yılında gözlerini açan Pokemon’un şirketin tarihinde Süper Mario’dan sonra ticari anlamdaki en başarılı ikinci konsept olduğunu görüyoruz. Yani aslında bu konsept en başından beri başarılıydı. Yine de bu oyunun bu kadar tutmasında 90’lar gençliğinde güzel izler bırakan Pokemon çizgi filmi, kart oyunları ve tasoların yarattığı kültürün de etkisi olduğu yadsınamaz. Nedense her güzel şeyin ardında hep bir ‘retro marketing’ konsepti saklı.

Markalar için ne gibi fırsatlar var?

Gerçek dünya üzerine artırılmış gerçeklik katmanıyla harmanlanmış bu oyunda poke stop ve gym’lere sponsorluk alınabiliyor. Markalar gerçek dükkanlarındaki ziyaretçi trafiğini artırmak için paralar ödeyerek mağazalarını Pokemon Go oyunları için bir cazibe merkezine dönüştürebiliyor. Sadece poke stop’lardan satın alınabilen Pokemon yemleri ve bilimum sanal alet edevatlara ek olarak, sponsorlu uygulama içi satın almaların da olacağı konuşuluyor. Pokemon ile ilgili içerikler, YouTube videoları ve hatta müzikler de bu aralar oldukça popüler. Pokemon Go’yu sadece bir oyun gibi değil de tıpkı Star Wars, Matrix ve Game of Thrones gibi koca bir külliyatı olan bir kültür gibi düşünmekte fayda var. Pokemoncu Spotify kullanıcıları son bir ayda 197 bin Pokemon play list’i oluşturmuş ve oluşturdukları 53 bin playlist’e de ‘Pikachu’ adını vermiş. Hayat ne ilginç, siz bu satırları okurken Pokemon Go dünyayı ele geçirmeye devam ediyor.

 

Hakan Akben

Pazarlama ve İletişim Teknolojileri Uzmanı

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Ağustos 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.