Bodrum’da yazlık bakma zamanı

Farklı rollerde birçok sektör çalışanı için toparlanıp tüketici ihtiyaçlarına cevap verecek doğru işler yapmak üzere kolları sıvama ya da Bodrum’da bir yazlık bakma zamanı.

2016 Cannes Lions; son birkaç yıldır markalara, pazarlamacılara, reklamcılara, yayıncılara öğütlediği birçok konunun artık kaçınılmaz olduğunun altını çizdi. Kabullenin, pazarlama dünyası çok değişti. Farklı rollerde birçok sektör çalışanı için toparlanıp tüketici ihtiyaçlarına cevap verecek doğru işler yapmak üzere kolları sıvama ya da Bodrum’da bir yazlık bakma zamanı.

Mobil jenerasyonun talepleri

Yıllarca mecraların dijitalleşmesi üzerine konuştuk. Mecralar giderek kişiselleşiyor sunumları filan… Tüketici hangi ekrana gidiyorsa o ekranda bildiğimizi okuduk. Ve nihayet, mobil ekranlar oyunu bozdu. Önce App’lerin, sonra -ve daha da hızlı- mobil internetin insafsız yükselişi tüm markaları “millenials” jenerasyonuna dikkat etmeye zorluyor. Ve “kullanıcı deneyimi dünyayı değiştirir mi?” sorusunu hepimize sorduruyor. Yes! Hatta olmazsa kullanıcı talepleri değiştirecek. Mobil jenerasyonun deneyim paylaşımları, talepleri; işimizin, ürünlerimizin, markalarımızın geleceğini belirleyecek. Yıllardır “genç hedef kitleye” seslenen markaların bile bu jenerasyonu yeniden tanıması gerekiyor. “Core adaptors” olan bu grubun vizyonu tüm dünyada trendleri belirliyor. Diğerleri ise bu grubun peşinden adapte oluyor.

Eskiden reklamların arkasında ne kadar bütçe varsa neredeyse o kadar, paralel bir pazar payı sağlanabiliyordu, artık ürünün kalitesi ilk 10 dakikada publik oluyor. Ürünlerin, markaların ömrünü kullanıcılar belirliyor.

Dürüst iletişim

Sosyal medya ve mobil internet sayesinde anında markaya yorum iletebilen, deneyimlerini yüzlerce insanla paylaşabilen tüketici, artık “gerçekten” gerçek hizmet/ürün ve dürüst iletişim istiyor. Bu da tüm medya ajanslarının iş planına yeni bir “düzenli rapor” ekliyor. Rekabetin medya yatırımlarını değil, rekabete tüketicinin verdiği tepkiyi de takip etmek gerekiyor. Şu an her şey yeniden başlıyor ve formülü bulan çok fazla marka maalesef yok.

İnsanlar görüp dokunamadıkları dataya artık inanmıyorlar. Türkiye’nin, ev hanımlarının, yatırımcıların, editörün tercihi olan marka/ürün olmak değil; anlamlı, dünya/insanlar için iyi bir şeyler yapmayı gözeten ve eğlenceli markalar yaratmak gerekiyor. Pazarlamanın süslü püslü, uzak, akıllıca kandıran işlerden kurtulması, gerçeklikle barışması ile tanışacağız.

Hiyerarşiden kurtulmak

Geleneksel medya ve pazarlama onlarca deha, efsane yarattı ancak maalesef hepsinin devri bitmek üzere. Deneyimlerden faydalanarak yeni neslin yaratıcılığı ile birleştireceğimiz, hiyerarşiden kurtularak birkaç kuşak birlikte çalışacağımız günler geldi. Michael Jackson öldü bir devir kapandı. Son 10 yılda kurulan teknoloji şirketleri dev medya şirketlerini hırpaladı. Aynı süreci sağlık sektörü de yaşayacak. Önümüzdeki 5-7 yıl içinde lider sağlık şirketleri software şirketleri olacak. Gücünü korumak isteyen sağlık şirketleri bir an önce veriyi okumayı ve verilere göre iş geliştirip hizmet sunmayı öğrenmek zorunda. Eğer kurtulamıyorsak, kibirlerimizi yan masaya, rakip şirkete değil tüm dünyada geliştirilen CEO’ları 30-35 yaş altında olan şirketlere çevirmeliyiz. Bütün bu değişim onlarca yıl emek verilen markaları/ürünleri yok etmeden rahat ayakkabılar giyip değişimin hızına ayak uydurmalıyız.

Tek yol yaratıcılık

Ad block araçlarının kullanımı 2016 Haziran ayı itibarıyla Türkiye’de %38’e yükseldi. 26 ülke içinden en fazla kullanılan 3. ülke! “Viral” adı altında çekilen dijital filmlerin hiçbiri arkasına onlarca bin lira koyulmadan kimseye ulaşamıyor. Tüketicinin tekrar kalbini çalmanın en önemli yolu iyi kreatif. Tüketicinin kalbine giden yol artık doğru kreatiften geçiyor. Servis ettiğin içerik, iletişim materyalin ne ise markan da tüketicinin gözünde o.

Genç şirketler çok daha hızlı hareket edip güncel ihtiyaçlara ayak uydurabiliyor. Artık cool olmak için cesur ve fit olmak gerekiyor. İnsanları birbirinden ayıran değil, bir araya getiren işler, şirketler gerçek değişimi sağlayacak. Trendin, geleceğin önderleri olacaklar.

Teknoloji ve data

Gerçeklik artık kaçınılmaz. Markaların, kreatif ekiplerin yaratıcılıklarına güvenmesi ve her hikayenin iyi adam kadar kötü adama da ihtiyacı olduğunu kabullenmesi gerek. Sadece medya ajanslarının değil, kreatif ekiplerin de ürün/marka ile ilgili datayla beslenmesi gerekiyor. Kreatif ajansların da bir an önce teknolojiyi kullanmayı, datayı okumayı öğrenmeleri gerekiyor. Gelecekte yaratıcılık teknoloji ve dataya dayanacak. Yaratıcılık sadece iletişimimizde değil iş modelimizde ve ürünümüzde de olacak.

Her ürün, marka varlık göstermek için dünyaya, insanlara daha iyi bir şey sunacak işler yapmak zorunda. Teknoloji coğrafi sınırları tanımıyor, iyi işler global marka olma yolunu açıyor. En azından bütçemizin %10’unu arkasına medya bütçesi koymadan da insanların paylaşmak, katılmak isteyecekleri işlere ayırmak zorundayız. Dünün öğrenimlerinden kurtulup bugüne bir şey katacak ve yarına ışık tutacak işler markaların hayatını kurtaracak.

İyi bir şeyler

Global Goals gibi birçok kampanya markalar için global ve “iyi” işlere yatırım yapma fırsatı sunuyor. İyi bir şeyler için liderlik yapamayacak markalar için en azından iyi bir şeylerin içinde olma fırsatı daima var.

Sektör çalışanlarını gelecekte de söz sahibi yapacak tek bir formül var; girişimci ruhu kaybolmadan, risk almaktan korkmadan, inovatif olarak ve hayat boyu öğrenmeye açık olarak gelecekte kendimize yer bulabiliriz.

Usher’ın sitemindeki gibi başarısızlığın öksüz kalmaması için, iyi günde kötü günde tekrar aile olmayı öğrenmeliyiz.

Çünkü elimizdeki teknoloji ile önümüzdeki 10 yıl içinde konuşulacak, üzerinde tartışılacak işleri yapacak nesil biziz.

 

Deniz Işık

BPN İstanbul Dijital Medya Direktörü

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Temmuz 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.