Pazarın potansiyel değişimini kestirebilmek gerekiyor

Hem reklamveren hem de izleyiciler için çift yönlü fayda barındıran sanat pazarlaması kavramını, Türkiye’den kurumlar ve ajanslarla konuştuk.

Can Yayınları Genel Müdürü Can Öz

1. Yaptığınız işle pazarlama disiplini hangi noktalarda kesişiyor?

Pazarlamayı izole ederek işin bütününden ayırabileceğimiz bir iş alanı olarak değerlendirmiyorum. Pazarlama, maliyet+fiyatlama ve tasarım, bu üçünü birbirinden ayırarak yönetmeyi beceremiyorum. Bu üç kavramdan oluşan bir üçgen düşünebiliriz ve bu üçgenin herhangi bir kenarıyla veya açısıyla oynarsak tüm açılar aynı anda değişecektir. Sanıyorum önemli olan geleceği de düşünerek en kalıcı olacak üçgeni kurgulamak. Bunu becerebilmek için ise okur beklentilerini ve pazarın potansiyel değişimini kestirebilmek gerektiriyor şüphesiz. Bir pazarlama uzmanı olmadığımı sanıyorum ki okurlar artık kestirmiştir, o nedenle konuyu anlatmaktaki zaaflarımı bağışlarlar umarım.

2. Bir yayınevi olarak dijital pazarlama ile oldukça ilgilisiniz. Snapchat hesabınız var. Web siteniz güncelleniyor ve önemli değişiklikler bekleniyor. Dijitalin ve mobilin böylesine güçlendiği bir dönemde Can Yayınları nerede duruyor?

Açıkçası 21. yüzyılı henüz tanıyamadığımızı düşünüyorum, ancak çeşitli öngörülerim var. Bunların başında tüm dünyada, 21. yüzyılın getirdiği yeni sorunlar karşısında güçlülerin pervasızlaşması, bunun karşısında ise insanların her kurum ve şahıstan hesap sorma ihtirasının artması geliyor kanımca. Güçlülerle kastim elbette yalnızca siyasetçilerle sınırlı değil. Sosyal medyayı da bir tanıtım mecrasından çok, öncelikle hesap vermeye hazır olunan, olunması gereken bir iletişim kanalı olarak değerlendiriyorum. Bunun ardından ise elbet okurun kuruma yaklaşması, gizli kamerayla izler gibi kurumun içinde olan bitenlere şahit olmasını sağlamayı hedefliyorum. Sonra ise ürün tanıtımları (kitap, dergi, etkinlik vs.) ve yazarların beklentilerini karşılamak geliyor.

3. Siz, Can Yayınları’nı pazarlama disiplininde nereye konumlandırıyorsunuz? Hedefleriniz neler?

Kalıcı, çağdaş, çalışkan, sosyal ve yenilikçi kavramlarını yayıneviyle özdeşleştirmeye çalışıyorum.

4. Hedef kitlenizin genel olarak nasıl bir profili var? Bu konuda mevcut bir araştırma var mı?

Elbette, çokça araştırma var bu konuda. Hedef kitle başta sıkı edebiyat okurları olmak üzere Türkçe kitap okuyabilecek yediden yetmişe herkes.

5. Yaşadığımız zorlukların iyice arttığı bu bir dönemde, insanların sanata ilgisini nasıl görüyorsunuz?

Sanata ilgi gösterme olanaklarının her geçen gün kısıtlanmakta olduğuna şüphe yok, ancak bu aynı zamanda ciddi bir ilgi patlaması da yaratıyor. Ülkedeki kurumlar yatırım yapmaktan da çekindiklerinden, ekonomik büyüme hızının düşüşüne adapte olabilmiş değiller ve bunun için belki birkaç sene beklememiz gerekecek; ancak piyasalara tam olarak yansımasa da, kitaba duyulan ilgide bir patlama olduğunu söyleyebiliriz. Artık kimselerin uğramadığı tenha AVM’lerdeki, sokaklardaki kitabevleri çok zorlanırken, arka sokakta bir fuar kurulması halinde bugün Türkiye’nin her ilinde ilgi patlaması yaşandığını görüyoruz. Görmezden gelinemeyecek kadar somut verilere dayanarak söyleyebilirim ki, Türkiye’de bir okuma patlaması yaşıyoruz bu günlerde.

6. Yayınevi olarak en çok hangi mecraları kullanıyorsunuz?

TV, gazete ve kültür sanatla ilgilenen basılı yayın organları başta olmaya devam ediyor ancak artık tüm ekipler; sosyal medya, e-posta veya fuar gibi etkinliklerde yüzyüze gelerek birebir temas ve ilgi göstermeye çalışıyorlar. Artık marka tanıtımında 360 derecenin yerini birebir temas, ilgi ve özen göstermenin aldığını, mümkün olduğunca beklenmeyeni, vaadedilmeyeni yapmanın gerektiğini düşünüyorum. Bu söylediğim çok ciddi bir organizasyon ve maliyet yükü getirmesine rağmen, bundan sonra ilerlemeye niyetli olduğumuz yöndür.

 

Sıradaki haber Daniska Kreatif Direktörü Erkul Yazgan: Gel, gör, duy, hisset, düşün, yaşa demek için…

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Şubat 2017 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.