Patlamış mısır

Yapımcı, dağıtımcı ve sinema salonu işletmecileri arasında uzun süredir devam eden Rekabet Kurumu kararlarına konu olmuş, sektörün bitmeyen derdi VPF (Virtual Print Fee) probleminin sona ermesine az kala, aynı taraflar arasında bu sefer daha somut bir mesele ortaya çıktı. Basın kısaca adını ‘‘patlamış mısır’’ meselesi olarak belirledi.

Mars Group, Cinemaximum’larla hukuki anlamda sinema işletmecisi olarak hakim durumda. Salonların çoğunluğunun sahibi de birkaç şirket. Hem hakim durumda olup hem de biletin yanında patlamış mısır hediye edilmesi ve bilet fiyatının da bu yolla yapımcı payına yansıyacak kısımdan ayrılarak yapımcı paylarının düşük kalması, mısırları patlatan durum oldu. Ünlü isimlerin de konuya dahil olarak Ankara çıkarmasından sonra durum kanun koyucunun tek cümlesi ile düzeldi:

Sinema salon işletmecileri, sinema filmi bileti ile birlikte başka bir ürünün satışını aynı anda yapamaz. Bu hükümlere aykırı hareket eden sinema salonu işletmecilerine işletmenin sahibi olduğu salon başına 50.000 TL para cezası verilir. Bundan sonra sinema salonu işletmecileri, filmin yapımcısı ve varsa dağıtımcısı ile yapılacak sözleşme ile belirlenecek indirimli bilet fiyatlandırmaları hariç olmak üzere sinema biletini içeren abonelik, promosyon, kampanya ve toplu satış faaliyetleri gerçekleştiremeyecekler.

Kanun koyucu, hazır gündem oluşmuşken Türk dizilerinin yurt dışı başarısını daha da ileriye götürmek maksadıyla Dizi ve Yabancı Filmleri Destekleme Komisyonu oluşturulmasına karar vermiş, animasyon film yapım, kısa film yapım, senaryo ve diyalog yazımı ile yerli film gösterim destek türleri için başvuruda belirtilen toplam bütçenin tamamının desteklenebileceğini de kanunlaştırdı.

Böylece ‘Patlamış Mısır’ meselesi ortadan kalkarken, ilgili kanunun 7. maddesi ile nasıl bir mesele ortaya çıkacağının yorumunu şu cümleyi düşünerek bulabilirsiniz diye ümit ediyorum: ‘‘Değerlendirme ve sınıflandırma sonucunda uygun bulunmayan filmler, ticari dolaşıma ve gösterime sunulamaz.’’

Av. Erdal Aksu

HukukiBoyut

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 87. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.