İlbak Holding şirketlerinden Outbox Ankara’dan sonra şimdi Bursa ve Kayseri’de

İlbak Holding şirketlerinden Outbox Genel Müdürü Ahu Gülbay: “Bursa ve Kayseri’de bugüne dek açık havadaki en büyük hacimli reklam üniteleri ile hizmet vermeye başladık. Büyüyerek ilerlerken, markaları hedef kitleleri ile buluşturmaya devam edeceğiz.”

Outbox Genel Müdürü Ahu Gülbay, kurumun Bursa ve Kayseri’ye açılarak ulusallaşmasını anlatırken, açık hava mecrasının kapsama alanı konusunda “Oturup televizyon izleyen bir tüketiciyi yerinden kaldırmak zor olabilir, ama sokakta durum farklı” yorumunu yapıyor. Kendisinden Outbox’ın ürünlerini, hedeflerini ve açık havanın büyüme potansiyelini dinledik.

 

İnci Vardar Bize Outbox’ın geçmişinden, çalışmalarından ve hedeflerinden bahseder misiniz?

Ahu Gülbay Outbox, 2012 yılında İlbak Holding bünyesinde kuruldu ve o günden bugüne, Ankara’daki yaya üst geçitleri ve alt geçitlerdeki reklam alanlarının ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait EGO otobüslerinin reklam alanlarının satış yetkisine sahip tek şirket. Markalara Ankara’da büyük kitlelere ulaşma fırsatı sunan reklam alanlarımızla, kısa sürede sektörün lider firmalarından biri olduk. Benzer ürünlerle portföyümüzü genişleterek şehir içi erişimi daha da artırmayı amaç edindik.

Ankara’da yaya üst geçitlerinde ve alt geçitlerde 200 alınlık yüzü bulunuyor. Alınlıklar diğer reklam üniteleri gibi yola paralel değil, direkt göz hizasında bulunduğundan görünürlüğü oldukça yüksek. Ortalama 80 m2’yi bulan yüz ölçümleri ile diğer açık hava reklam ünitelerine göre oldukça geniş bir mesaj alanı sunuyor. Alınlıkların ortalama 80 m2’lik büyüklüğünü anlaşılır kılmak adına, açık havanın en yaygın kullanımı olan raket reklam yüzünün 2 m2, billboard reklam yüzünün 7 m2 görünür alanı olduğuna dikkat çekmek isterim.

EGO’ya ait 1.100 adet otobüsün dış cephe giydirmeleri Outbox tarafından yapılıyor. Bu otobüsler için Full Giydirme, Banner Giydirme ve Superback olmak üzere 3 ayrı giydirme imkanı sunuyoruz. Bu alanlarda yapılan görsel çalışmalar, markaları hem toplu taşımayı kullananlara, hem de sokaktaki tüm Ankaralılara ulaştırıyor. Ayrıca EGO otobüslerinin içerisinde bulunan 440 adet yatay, 922 adet dikey olmak üzere toplam 1.362 adet pano kiralaması da yapıyoruz.

Ulusallaşmak amacıyla, faaliyet gösterdiğimiz şehirlere eylül ayında Bursa ve Kayseri’yi de ekledik. Büyüyerek yolumuza devam ederken, markaları hedef kitleleri ile hayatın içinde buluşturmayı daima sürdüreceğiz.

 

İnci Vardar Ulusallaşmak adına bahsettiğiniz bu adımları biraz daha açar mısınız?

Ahu Gülbay Ankara’da açık hava reklamcılığında kazandığımız birikim ve başarı, reklam alanlarımızın değeri ve reklamverenlerden gördüğümüz ilgi bizi şehir dışına çıkardı ve yeni rotalar çizmemize sebep oldu. Ankara’da başlayan yolculuğumuza, yeni iş birlikleri kurarak, Bursa ve Kayseri’de de devam etme kararı aldık.

Reklamverenlere Kayseri’de 26, Bursa’da 98 alınlık yüzü ile bugüne dek açık havadaki en büyük hacimli reklam üniteleri ile hizmet vermeye başladık. Bursa ve Kayseri’de 2018 yılının sonuna dek ürünlerimizin tamamı hem yolcu hem de yaya trafiği açısından en yoğun olan lokasyonlarda yerlerini alacaklar.

 

İnci Vardar Bursa ve Kayseri’yi seçmenizin özel bir sebebi var mı?

Ahu Gülbay İlbak Holding’in açık hava mecrasında uzun yıllara dayanan tecrübesi, reklam alanlarımızın değeri ve reklamverenlerden gördüğümüz ilgi bizi şehir dışına çıkartarak yeni rotalar çizmeye sevk etti. Alınlıkların daha geniş kitlelere ulaşmasını amaçladık. Hem Kayseri hem de Bursa sanayi açısından çok gelişmiş, dolayısıyla yerel üreticilerin ve istihdamın yüksek olduğu iller. Kış turizmi sebebiyle, her iki ilimizin de kış aylarında nüfusu artmakta.

Anadolu’nun modern yüzü olan Kayseri 3 adet organize sanayi bölgesi ve birçok küçük sanayi sitesi ile İç Anadolu Bölgesi’nin ekonomiye can veren önemli bir ili. Erciyes’in önemli bir kayak merkezi olması sebebiyle, kış turizmine katkısı oldukça yüksek.

Türkiye’nin nüfus yoğunluğu açısından 4. büyük şehri olan Bursa, 3 milyonu aşkın nüfusa sahip ve nüfus yoğunluğu açısından Marmara Bölgesi’nin İstanbul’dan sonra ikinci en büyük şehri. Türkiye’nin bir diğer sanayi üssü olan Bursa’da ise 18 adet organize sanayi bölgesi bulunuyor. Kış turizminde önemli bir yeri olan Uludağ, bölgeye büyük çoğunluğu kara ulaşımından faydalanan bir ziyaretçi sağlıyor. Bu sebeple kara trafiğindeki hedef kitleye erişmek adına reklam ünitelerimizin yerleşimini, Bursa’ya diğer il ve ilçelerden giriş sağlanan ana arterlere konumlandırarak sağladık. Böylece reklam ünitelerimizin sadece Bursa’nın yerel halkı tarafından değil, diğer bölgelerden gelen ziyaretçiler tarafından da görünür olmasını sağlayarak ulusal reklamverenlere de ulaşmayı amaçladık.

Outbox’ın Kayseri ve Bursa’da yer alan alınlıkları ile hem yerel hem ulusal markaların açık havadaki sesi olmayı hedefliyoruz. Ankara’daki bilgi ve tecrübemizi bu şehirlerimize de taşıyarak, hedef kitlemizle hayatın tam ortasında buluşacağız. Böylece hem şehre renk katacağız hem de markalara fayda sağlayacağız

 

İnci Vardar Açık hava mecrasının önemini, özellikle Türkiye pazarı açısından değerlendirir misiniz?

Ahu Gülbay Açık hava geleneksel mecralardan bir tanesi ama öyle bir noktada duruyor ki aslında geleneksel ile dijitali birbirine bağlıyor. Fiziksel olarak değişime uğramıyor, küçülmüyor, şekil değiştirmiyor, aksine kapladığı alan genişliyor, daha da yaygınlaşıyor. Bugün diğer mecralara baktığımızda, hepsinin mobil cihazların içine sığmaya odaklandığını ve dijital bir hal almaya çalıştığını görüyoruz. Oysa açık hava, dijital dünyayı kendisi için farklılaştırıcı araçlardan biri olarak kullanarak taşıdığı reklam mesajının etkisini artırıyor.

Bu konuyu biraz açıklamak istiyorum. Dijitalleşmenin etkisiyle mecralar öyle bir hale geldi ki mobil cihazlar hepsinin yerini almaya başladı. Bu durum kullanıcılar açısından kolaylık olarak karşımıza çıkarken; içerik üreticileri, reklamverenler, yaratıcı ajanslar, iletişim ajansları için tam tersi bir durum oluştu. Rekabet ve mesaj kirliliği hat safhadayken buna bir de mecra kalabalığı eklenmiş oldu. Gazeteler orada, dergiler orada, televizyon orada, tüm bunlar yetmezmiş gibi viral işler orada. Sosyal medyadan gelen sürekli mesaj yağmuru. Her birinden sıyrılıp sesini duyurmak, ürününü farklılaştırmak eskisinden çok daha zor bir hal aldı. İşte burada açık hava mecrasının önemi ortaya çıkıyor. Kendi başına farkındalık yaratabilen, verilen mesajı pekiştiren, destekleyen, güçlendiren, yüksek frekanslı, mesaj kirliliği olmadan marka ile tüketicisini doğrudan buluşturabilen, mobil cihazlarla etkileşimi yüksek, dijital dünyaya adaptasyonu çok güçlü olan bir mecra.

Markanın hedef kitlesi neredeyse bizim envanterlerimiz orada. Sokakta vakit geçirmeyi seviyoruz. Yollarda, trafikte Avrupa ortalamalarının üzerinde zaman harcıyoruz.

İnci Vardar Açık hava mecrası nasıl bir büyüme potansiyeli taşıyor? Diğer mecralarla kıyasladığınızda gelecekte pazar payı nasıl değişecek?

Ahu Gülbay Reklam pazarına baktığımızda, Reklamcılar Derneği verilerine göre Türkiye’de en büyük payı televizyon reklamları alırken, ikinci sırayı dijital almış durumda. Basılı reklam gelirlerine bakacak olursak, özellikle dijitalleşme süreciyle başlayan düşüşün sürdüğünü görüyoruz. Bunların yanında açık hava gelirleri pazara paralel hareket ederek yerini korurken, dönemsel büyümeler bile gösteriyor. Dijitalleşmenin etkisiyle yukarı yönlü hareket edeceğini düşünüyorum. Bu süreci gelişmiş ülkelerde ve global pazarlarda da görebilirsiniz.

Açık hava mecrası mesaj kirliliği olmayan, frekansı, görsel etkisi ve erişimi yüksek, gerek ulusal gerekse yerel reklamverenler için uygun ve eşit rekabet sağlayan bir mecra. Hedef kitlesi hareket halinde, aksiyona hazır. Bu sebeple pek çok sektörün kullandığı ve hacmini artırarak kullanmaya devam edeceği bir mecra. Outbox olarak kendi ürünlerimizde bu durumu birebir gözlemliyoruz. Ankara’da, Bursa’da ve Kayseri’de, yerel ve ulusal pek çok reklamverenimiz açık hava mecrasını kullanmaktan ve etkisinden memnunlar.

 

İnci Vardar Ajanslar ve markalar açısından açık hava mecrası ne gibi fırsatlar sunuyor?

Ahu Gülbay Öncelikle uzun yıllardır reklam sektöründe farklı mecralarda görev almış bir kişi olarak şunu söylemek isterim ki açık hava yaratıcılığa çok açık bir mecra. Kocaman bir alanınız var ve hedef kitle ile aranızda hiç kimse yok. Özel uygulamalar, ışık kullanımı, dijitalleşmeyle birlikte gelen hareketli görsel kullanım, sanal gerçeklik uygulamaları, artan görsel kalite de işin zenginliği.

Açık hava reklamları tüketicinin tam karşısında duruyor. Araçta, işe giderken, eve gelirken, alışveriş yaparken, yolculukta, durakta beklerken, spor yaparken…

Tüm bunların ajans ve markalar için fırsat olduğunu düşünüyorum. Oturup televizyon izleyen bir tüketiciyi yerinden kaldırmak zor olabilir, ama sokakta durum farklı. Satış noktasına en yakın mecrayı kullanabilmek, aslına bakarsanız büyük bir şans. Ama daha etkili ve yaratıcı kullanılabilir. Açık havaya daha uygun işler hazırlamak mecranın etkisini artıracaktır.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 82. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.