Online videonuzu nasıl daha viral hale getirirsiniz?

Unruly EMEA Müdürü Phil Townend, bazı online kampanyalar ortalığı kasıp kavururken neden bazılarının saman alevi gibi söndüğünü açıklıyor ve gerekli ipuçlarını paylaşıyor.

Unruly’nin yeni raporu video paylaşım sitelerinin derinliklerini araştırıyor. Rapor reklamcılara; ne tür videoların daha çok paylaşılacağını, izleyicide hangi duyguları harekete geçirmenin daha çok ses getireceğini ve videoyu haftanın hangi günü piyasaya sürmenin daha avantajlı olduğunu öğrenme fırsatı sunuyor.

İşte marka ve ajanslara, videolarını virüs gibi yaymaları için altı tüyo:

1- Duygusallık katın

İzleyeni gözyaşlarına boğan bir videonun kendi arkadaş çevrenizde nasıl yayıldığına tanık olduysanız duyguların önemini siz de fark etmişsinizdir. Duygusal bir skor, dikkat çekici bir hikâye ya da biraz eski moda fikirler… Bunlar bir araya geldiğinde, çoğunlukla, markalaşmış ve paylaşılası bir içerik ortaya çıkıyor.

(Buna bir örnek istiyorsanız, Budweiser’ın Super Bowl’da yer alan ve büyük başarı elde eden Brotherhood spotunu izleyebilirsiniz.)

Unruly, araştırmasında “dehşet”, “iğrenme”, “uyarılma” gibi 18 duygusal uyarıcıyı kullanıyor ve bu uyarıcıların yer aldığı reklamlara verilen duygusal tepkiyi ölçüyor. Bu metodolojinin sağladığı veriden anlıyoruz ki, kampanyalarda bazı duyguları kullanmak, diğerlerini kullanmaktan daha iyi…

“Coşku”, “kıvanç”, “mutluluk” gibi olumlu duygular uyandıran kampanyaların paylaşılma oranı, olumsuz duygular uyandıranlarınkine göre üç kat daha fazla. Yani eğer kampanyanızın bir internet fenomenine dönüşmesini istiyorsanız ilk olarak, kampanyanızın izleyicide olumlu duygular uyandırmasına odaklanmalısınız.

Katmanlı duygusal tepkiler yaratmak da bir B planı olarak düşünülebilir. Örneğin, Three’nin sevimli reklamının tek kozu midilli değildi. İzleyicide “neşe”nin yanı sıra “içtenlik” ve “mutluluk” duygularını uyandırması da videonun bir milyondan fazla kez paylaşılmasında aynı oranda etkiliydi.

Kmart’ın “Ship My Pants” kampanyası ise sadece bir duyguyla sınırlı kalmasına rağmen başarılı olabilen nadir örneklerden… Ancak genel anlamda, bir duyguya odaklanmak riskli bir seçim. Çünkü eğer kampanya duygusunu iyi iletemezse içeriğin başka hiçbir dayanağı kalmayacaktır.

 

2- Komiklik şart değil

Kampanyanıza eğlenceli unsurlar serpiştirmeyi unuttuğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Çoğu marka da kampanyalarının çok paylaşılması için eğlenceli olması gerektiğini düşünür. Şaşırtıcı gerçek şu ki, mizahın yarattığı etki, saman alevi gibidir. Öncelikle, mizahta çıta oldukça yüksektir. Eğlenceli bir reklamın tutması için ‘çok’ eğlenceli ve akılda kalıcı olması gerekir.  Aksi takdirde, içerik güme gider.

Örneğin, eğlenceli kampanyalar Super Bowl’un oynandığı pazar günleriyle en az goller ve patlamış mısırlar kadar özdeşleşmiştir. Ancak bu yılın öne çıkan videoları, Budweiser’ın “Brotherhood”u ve Ram Trucks’ın “Farmer”ı oldu –ki bunların ikisi de diğerlerinin aksine ciddi bir çizgideydi. Bu konuda Unruly, daha az gidilen yolu seçmenizi yani sadece eğlenceli kampanyalar üretmekten kaçınmanızı öneriyor. Böylece kampanyanız sadece “ilgi çekmek” için hazırlandığı algısını yaratmayacak, bunun sonucunda da daha akılda kalıcı olacak ve daha çok paylaşılacaktır.

 

3- Paylaşılma nedeni

İnsanlar karmaşık ve sosyal varlıklardır. Bu nedenle herhangi bir neden, videoyu arkadaşlarıyla paylaşmalarını sağlayabilir. Bu sosyal motivasyonları anlamak, videonuzun ulaşabileceği en geniş kitleye ulaşması için oldukça önemlidir.

Dahiyane bir konsepte sahip olan ve Steven Spielberg tarafından yönetilen bir kampanya yaratmış olabilirsiniz. Ancak ortada, bunun izleyenler tarafından paylaşılması için bir neden yoksa videonuz sosyal medyada yayılmayacaktır. “Sosyal iyilik” (Kony 2012’yi hatırlayın), “sosyal fayda” (Bu gece hangi filmi izlemeliyiz?”) ve “reaksiyon beklentisi” popüler sosyal motivasyonlara örnek verilebilir.

4- Çarşambanın önemi

Bir videonun piyasaya sürülmesinden sonraki ilk 72 saat, bu süreçteki sosyal medya paylaşımları bir başarı ölçütüymüşçesine önemlidir. Unruly’nin araştırması da paylaşımların neredeyse yarısının, çarşamba ve cuma günleri arasında yapıldığını gösteriyor. Bu veri de hafta sonundaki düşüşe kalmadan tüketicilere ulaşabilmek için, videoyu haftanın ortasında piyasaya sunmanın önemini ortaya koyuyor. Bu nedenle takviminizdeki tüm çarşambaları işaretleyin ve “Bana bak!” diyen akıllıca bir plan aracılığıyla, videonuza en iyi başlangıç ortamını sağlayın.

5- Bütünleşik olmak

Sosyal video furyası, günümüzde ortalığı kasıp kavuruyor. Kişilerin birbirlerine verdiği tavsiyeler ise bu mecranın inanılmaz düzeyde etkili olan araçları… Öyle ki tüm satın alımların %20-50’si bu tavsiyelerin etkisiyle gerçekleşiyor (Kaynak: McKinsey). Unruly ise bunu aracısız olarak biliyor, zira 2012’nin en iyi 500 kampanyası toplamda 113 milyondan fazla kez paylaşılmış. Zirveye çıkmak için gerekenlerse iyi bir sıçrayış, hedeflere odaklanma, zamanın ruhuna inanmak ve izleyicileri şaşırtmak…

6- Yeni mecralar

YouTube’a her dakika, toplam 100 saatten fazla video yükleniyor. Bu durum göz önünde bulundurulursa, bir markanın sadece YouTube’a video yüklemesi ve bunun promosyonunu yapmaksızın izleyici beklemesi hüsranla sonuçlanacaktır. Video çok izlenmeyecek ve paylaşılmayacaktır. Piyasaya sürülen içeriğin niceliği düşünülürse bunların pek çoğu dünya çapında meşhur olmak bir yana, hiç görülmeyecektir bile… Bu nedenle de çok paylaşılmanın yolu, videonun “sosyal sinyal”lerini mümkün olduğunca çok yaymaktan geçiyor.

Bu da markaların işlerine bir keskin nişancı dikkatiyle yaklaşmalarını gerekli kılıyor. Yani hedefi çok net biçimde belli olan bloglar aracılığıyla hedef kitleyi tam on ikiden vurmanın yanı sıra ana akım mecralar aracılığıyla da “bu videonun önemli olduğunu” göstererek büyük bir kitleye ulaşmak önem kazanıyor. Videonun tohumlarını sosyal medyaya da ekmek paylaşılmasını kolaylaştırıyor. Çünkü sosyal medyada yer alan içerik, niteliği ne olursa olsun, izleyicinin her an erişebileceği bir konumda oluyor. Bu nedenle videonuzu mümkün olduğunca çok mecrada ulaşılabilir kılın. Sadece umut değil beklenti duyabilmek istiyorsanız, videonuzu YouTube ve Facebook sayfalarınızda saklamayın.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.