Ofis bağımsız çalışmaya alıştık

Pandeminin, çalışma kültürüne etkisi yıkıcı ve eskiye dönüşü neredeyse imkânsız şekilde gerçekleşti. Teknolojinin üstel bir hızda ilerlemesiyle zaten uzaktan çalışma kültürünü konuşmaya başlamıştık aslında. En azından öncül şirketler bunu dillendirmeye ve denemelere başlamışlardı. Pandemi bu konuda bir katalizör etkisi gördü. Belki de 2030’ların konusu olacak olan ofis bağımsız çalışma, çok erkenden hayatımıza girdi.

İçinde yaşadığımız duruma genel olarak “evden çalışma” deniyor ama “ofis bağımsız” veya “mobil çalışma” tanımı benim için daha doğru sanırım. Çünkü “evlere” çekildiğimiz günden beri üç farklı şehirde, beş ayrı lokasyonda çalışmışım. Adaptasyon süreçlerini hızlı geçirince, mekân değişikliğinin; yazım ve yaratım kabiliyetini olumlu etkilediğine eminim. Boşuna dememişler: Tebdili mekânda ferahlık vardır.

Şirketlerin büyük bir bölümünün uzaktan çalışma sürecine hazırlık yaptığını söylemek, sanırım yanlış olur. Bu hikaye damdan düşer gibi hayatımıza girdi ama damdan düşer gibi çıkmayacağını artık biliyoruz. Biz bu sürece çok hızlı adapte olmayı başarmıştık.

Geçmiş yıllarda da önemli olan bir kavram, pandemide daha çok öne çıktı: Güven. İnsanlar büyük kriz dönemlerinde, güvenecekleri kişilerle birlikte olmayı içgüdüsel olarak seçer. Bu biraz da hayatta kalma güdüsü ile alakalıdır. Ben bu süreci fırtınalı bir gemi yolculuğuna benzetiyorum. Ya kaptanından miçosuna kadar bir arada kalacaksınız ve fırtınayı atlatacaksınız ya da okyanusun soğuk sularını yakından; belki de biraz fazla yakından tanıyacaksınız. Ekip arkadaşınızın doğru zamanda doğru şeyi yapacağını bildiğinizde ve siz onlara güven verdiğinizde limana yanaşmak daha kolay. Yaklaşık bir yıldır evlerde olan ve bir arada kalmayı başaran ekiplerin, güven konusunda çok yol kat ettiklerini söyleyebilirim.

Şu anda evden çalışan herkes, “gelecekte nasıl devam edeceğiz” sorusuna cevap arıyor. Verilen cevaplar da tahminden çok temenniye dönüyor. Hayatın ne zaman normalleşeceğini kimse öngöremiyorken, bir sonraki aşamada neler olacağını da bilemeyiz. Ama bence süre. uzadıkça, eskiye dönüş yolu da uzuyor.

Aynı yerde olmamak artıları da eksileri de beraberinde getirdi. Kişisel olarak en sevdiğim zamanlar tüm ekiple beraber, toplantı odasına kapanıp veya koltuklara yerleşip lafın lafı açtığı, fikrin fikri getirdiği yaratım süre.leri idi. Pandemi, bunu elimizden aldı. Ama bu sürecin avantajı, verimliliğin artması oldu. Teknolojik araçlarla iletişim kurduğunuz zaman, konu iş dışına çok az çıkıyor. Daha odaklı çalışma imkânınız oluyor.

Evde çalışmak, ev ve iş sınırlarının grileşmesine tabii ki neden oldu. Zaman zaman da günler geceler birbirine giriyor ama bu durum, sadece bugünün konusu değil. Eskiden, yoğun günlerde en az bu kadar çalışıyorduk. Eve iş getirmiyorduk belki ama bunun temel sebebi eve gidemiyor olmaktı. Bu açıdan bakınca, bugünkü durumun reklam sekt.rünün büyük bölümü için bir kazanım olduğunu söylemek bile mümkün.

Geleceğin kurum kültürleri ise farklı değerler üzerinden tanımlanacak gibi görünüyor. Ofis mimarisinin veya şirket binasının; bir zamanlar kurum kültürünü direkt etkilediğini kimse inkâr edemezdi. Ama bu dönemde gördük ki, kurum kültürü denen olgu, yapılardan çok daha büyük. En azından öyle olmalı. Çalışanları (ve mümkünse daha geniş bir grup) için doğru değerleri yaratan şirketler, kurum kültürünü inşa etmek için bir binaya bağlı olmaya gerek görmüyor. Kurum kültürlerini yeni döneme adapte edebilen şirketler; merkezine hoş bir binayı, mural yapılmış duvarları, iyi aydınlatılmış toplantı odalarını değil, insani değerleri alıyor. Bunun daha sürdürülebilir olduğunu düşünüyorum. Yine de bu, ofislerden tamamen vazgeçmeliyiz demek değil. Melez modeller için hepimizin kafa patlatması gerekiyor.

Çağlar Uzunca

Sr. Kreatif, Karbonat

 

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.