Odeabank’tan saniye hesabı

Odeabank’ın cesareti ve Blab’ın vizyonu ile bankacılık sektörü iletişiminde yeni bir kapı açan Odea Zamanı kampanyasının detaylarını sahiplerinden dinledik.

Dijital dönüşümün etkisiyle kendilerini zamanın ritmine uydurmak konusunda geri kalmaları olanaksız kuruluşlardan biri de bankalar. Ama bazı bankalar var ki direkt bu dönüşümün kucağına doğdular ve bu bankalardan biri de Odeabank. Beş yıl önce Türkiye’nin 49. bankası olarak kurulan ve bugün geldiği noktada özel bankalar arasında mevduatta 8. aktif ve kredi büyüklüklerinde ise 9. sırada olan Odeabank, son olarak “Biz yok olmak istiyoruz” diyerek dikkatleri üzerine çekti. BLAB ile beraber hazırladıkları Odea Zamanı kampanyasında zamanın değerine odaklanan, bunun için bir sadakat programı geliştiren ve “Saniyelerle Yapılan Bankacılık” sloganıyla da bunun altını mizahi bir dille çizen Odeabank’ın bu son kampanyasının detaylarını Odeabank Kurumsal İletişim ve Pazarlama Grup Müdürü Özlem Tokgöz, BLAB ve Deeper Kurucu Ortağı Viktor Kuzu ve BLAB Kreatif Direktörü Taylan Yapıcı ile konuştuk.


Seda Büktel İlk olarak Odeabank ve BLAB arasındaki ilişki nasıl başladı, onu öğrenmek istiyorum. Marka ajansa nasıl bir ihtiyaçla gitti?
Viktor Kuzu Aslında biz kapılarını çaldık. O yüzden bu soruya ajans tarafı olarak cevap verebilirim. Biz ilk defa bir bankayla çalışıyoruz. Bunun Odeabank olması da aslında tesadüf değil çünkü Odeabank’ın diğer bankalardan farkı, mobil çağın bankası olması. Bugün tüm bankaların dijitalleşme ve yeni kanalları daha iyi kullanma hedefleri var ama biz o anlamda Odeabank’a baktığımızda bankanın bu oyuna daha geç girmesinin çok ciddi bir avantaj yarattığını fark etmiştik. Bir sürü banka şubesinden ATM’ye, online bankacılığa ve mobile geçerken Odeabank’ın en büyük avantajı zaten bu çağın içine doğmuş olmasıydı. Biz uzun zamandır tüketicilerin değişen hayat tarzlarına bakıyoruz ve zaman kavramının ne kadar önemli bir hal aldığını gözlemliyoruz. Bir bankayla zaman ilişkisini kurguladığımızda Odeabank’ın kapısını çaldık. Onlar da bizi dinleme nezaketini gösterdiler.

Seda Büktel Bankayla zaman ilişkisini kurguladık ve kapılarını çaldık dediniz. Burada özellikle zaman kavramının seçilmesinin altında yatan strateji ve motivasyon nedir? Bir de “Biz yok olmak istiyoruz” diye bir manifestoyla giriş yaptınız. Bunun anlamı nedir?

Viktor Kuzu Sonuçta bankacılığın temelinde hız hep vardı. İşlemleri daha hızlı yapmak. Daha az sorun yaratmak, daha az bürokrasiyle müşterisinin hayatını daha iyi yönetmek, onların parayla ilişkisini daha iyi yönlendirmek bankaların her zaman gündemindeydi. Aslında işin bu kısmında bir farklılaşma yok. İşin farklılaşma kısmı, artırdığınız zamanda ne yaptığınız kısmı. Bir banka olarak daha iyi bir altyapı kurduğunuzda, daha iyi teknolojiler geliştirdiğinizde ve tüketiciden daha az vakit talep ettiğinizde artırdığınız kısımda ne yaptığınız… Aslında işin bütün değer önermesi burada yatıyor. Odeabank’ın bu konuda gösterdiği çok büyük bir öncülük var bizim açımızdan. Ajans olarak zaten bu işin bir iletişim kampanyasından öte bizce bir mobil duruş, bir dijital tavır olmasının farkı burada yatıyor. Banka dönüyor ve diyor ki “Ben artırdığın zamana da değer veriyorum. Yani senin daha az zamanını alıyorum ama bu zamandan biriktirdiklerinle de sana hoşuna gidecek, hayatında yeni açılımlar getirecek ve seni iyi hissettirecek deneyimleri getiriyorum.” Dolayısıyla böyle bir stratejiyle kurguladık kampanyayı ve kampanyanın çıkış noktası herkese dokunan bir konu olduğu için, bu noktada herkesi kucaklayan bir şemsiye bulduğumuzu düşündüğümüz için çok heyecanlıyız. Odea 5-6 yıldır hayatımızda, biz bir iletişimci olarak bunu gözlemliyoruz. Ortaya hep farklı söylemler koyan, farklı hesaplarıyla ve duruşuyla ayırdığımız bir banka. Biz bu bankanın artık biraz daha büyük bir söylemin peşinden gidebileceğine çok inanıyorduk. O yüzden aslında kampanyanın başlığını “Odea Zamanı” koyarken de sadece zaman biriktiren bir dünyanın kapısını açmadık, bizce Odea’nın peşinden gittiği o büyük iddiayı tüketiciye taşımış olduk. O yüzden bizim açımızdan çok heyecan verici bir iş. Sadece stratejisiyle değil, arkasındaki cesaretiyle de.
Taylan Yapıcı Yaratıcı ekip için heyecanlı bir proje, birkaç nedenden dolayı çok heyecanlandık çünkü yeni nesil için geçer akçe “zaman”. William Penn’in söylediği bir laf var: “Zaman en çok istediğimiz ama en kötü kullandığımız şeydir” diye. Gerçekten de insanların en çok istediği şey zaman. Zaman dediğimiz şey de nakitten daha değerli şu anda bir para birimi olarak bakarsak. Bize de bir bankanın mil gibi, çip para gibi para biriktiriyor olması ve yaptığın her işlemin karşılığında bunu yapıyor olması, fikren çok seksi geldi. “Biz yok olmak istiyoruz” da bu kadar büyük bir şeyin manifesto inancıdır. Yani manifestoyu “Biz yok olmak istiyoruz” cümlesi üzerine kurduk biz. Çünkü bir banka bu kadar yeni neslin geçer akçesini yakalıyorsa, bir iddiasını ortaya koyması lazım ve “biz yok olmak istiyoruz” çok iddialı bir şey. “Biz yok olmak istiyoruz” bugün kolay kolay her bankanın söyleyemeyeceği bir şey. O yüzden de ben teşekkür ederim. Biz bunu sunduk ama karşı tarafın da aynı cesarette olması gerekiyor. Bu projenin özelinde Odeabank tarafı bizimle aynı cesaretteydi ve kolay kolay hiçbir bankanın söyleyemeyeceği bir şeyi; “Biz yok olmak istiyoruz” cümlesini söyledi.

Biz yok olmak istiyoruz ne demek? “Tamam ben senin bazı olmazsa olmaz işlemlerini çözüyorum ve sen bu işlemler için o çok değerli zamanından bana veriyorsun ama ben bana ayırdığın zamanın değerini biliyorum” demek. “Bana ayırdığın zamanın değerini çok iyi biliyorum ve bana ayırdığın zamanı sana o zamanda yapacağın deneyimler olarak geri vermek istiyorum” demek. Bu geri vermek, zaman biriktirmek tarafı bir mesajdı bizim kampanyamızda. Diğer mesajı da şudur: “Ben senden bankacılık işlemleri için daha az zaman alacağım ve buna inanıyorum. Mobil bankacılığı da, internet bankacılığını da bu inançla yapıyorum. Sonuçta da bana ayırdığın birim zamanı hep kısaltmak için çalışıyorum.” İşte zaten kampanyamızın bir manifestosu vardı: “Biz yok olmak istiyoruz.” Çünkü zamanın değerini senin kadar biliyoruz. Bize ayırdığın zamanın ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Biz bize ayırdığın zamanı düşürmek için de çalışıyoruz. Biriktiriyoruz, sana geri veriyoruz deneyim olarak ama düşürmek için de çalışıyoruz. Onu da kampanyanın ikinci ayağı olan “Saniyeler” kampanyasında yaptık.
Özlem Tokgöz Biz banka olarak mobil bankacılığın zaten 2 sene önce lansmanını yapmıştık. Diğerlerinden şanslı olarak biz en yeni teknolojiye doğduğumuz için zaten bütün sistemlerimiz bu yeni teknolojiye göre kuruldu. Dolayısıyla sistem olarak bu güçlü duruşun arkasında durabilecek bir gücümüz vardı ve zaman-banka ilişkisini de çok beğendiğimiz için cesaretle yürüttük hep beraber.

Seda Büktel Şu anda on yedi tane reklam filmi var. Bunların yayınlanması konusunda nasıl bir yöntem izlediniz? Hangi mecrayı tercih ettiniz?
Viktor Kuzu Burada bence en önemli konu bu. Bankalar, platform yaratma konusunda gerçekten ciddi mesai harcayan reklamverenler. Geriye dönüp baktığınızda son 10 yılda, kendilerine iletişim platformu yaratma konusunda heyecan duyan çok sayıda banka oldu. Hala da bu işe çok ciddi yatırımlar yapıyorlar. Bence biz Odeabank’la beraber Odea Zamanı kampanyasıyla dijital anlamda karşılık bulan bir platform yaratmayı beceren ilk bankayız. Bahsettiğiniz çoklu film yapısı bankacılık sektörü için yeni değil ama bu dinamikler hep konvansiyonel mecraların dinamikleri içinde şekilleniyor. “Saniyeler” filmleri, bu kampanyanın aslında gerçek anlamda devam edeceği alan çünkü orada mobil bankacılığın ürün özelliklerine direkt atıflar var ve ürün özelliklerinin ne kadar kısa saniyelerde ne kadar büyük dertleri çözdüğü ve bunun da Odea’nın mobil uygulamasındaki karşılığı anlatılıyor. Bu noktada bu tabii ki mecra bağımsız ama ruhen, şeklen ve tüketiciyle kurduğu ilişki anlamında dijitali çok öne alan bir platformdur. Bu da bence tüm sektörler içinde önemli bir konu ama bankacılık sektörü için daha devrimsel bir konu. Dijitali bu kadar içselleştirerek kurulmuş bence ilk banka iletişim platformu. O anlamda bu platform bence mecrasına uygun olarak devam ediyor. Bizce bu daha işin başı. Tüketici işi görecek, benimseyecek, biraz iddiayı anlayacak. Her filmin insanları gülümseten yanları var. Dolayısıyla işin mizahına alışacak, anlayacak ve buradan devam edecek diye umut ediyoruz.

Seda Büktel Kampanyaya geri dönüşler nasıl oldu peki? Reklam filmlerinin esprili bir tarafı da var sonuçta ve özellikle sosyal medyada öne çıkan yorumlar geldi mi? Rakamsal olarak verebileceğiniz bilgiler mevcut mu şu anda?
Viktor Kuzu İlk dalga sektörden geldi çünkü ilk önce sektör aslında işin becerdiklerini algıladı. Böyle bir platformun bankacılık sektöründe yaratılmış olması, gerek reklam ajansları gerek bankalar tarafından ciddi anlamda heyecan yarattı. Bu da çok normal. Öncelikli olarak tüketici konuya bizim gibi bakmıyor. O biraz daha mesajın içeriğine ve o mesajı anlatma şeklimizin onu ne kadar mutlu ettiğine, keyiflendirdiğine bakıyor. Bu anlamda bizim sosyal medyada aldığımız dönüşler çok büyük oranda pozitif. Yaptığımız iş, kurduğumuz mizah çok negatif konuşulmayı da engelliyor gibi. Biraz o absürt mizahın ritmiyle beraber aslında çok negatif konuşulacak bir açılımı da yok. Tamamen gerçekler üzerinden bir kampanya, olmayan bir şeyi varmış gibi koymuyor. Aslında çok temel bir ürün özelliği üzerinden, kaç saniyede yapıyorsan sana bunu anlatıyor. Ama bu kadar kısa zamanlarda bu işlemlerin yapılması o kadar çarpıcı ki bu, birer Saniye karakteri üzerinden anlatmak bence bu işin mizahını buluyor. O yüzden şimdiye kadar dönüşler bizim yaptığımız izlemelerde olumlu.

Özlem Tokgöz Bizim için de çok iyi tepkiler aldığımız bir kampanya oldu gerçekten. Tepkilerden ziyade rakamlar da çok önemli. Sadece dijital mecra kullanımımıza rağmen rakamlar da çok iyi gidiyor. Bu teknoloji hengamesi içerisinde teknolojiyi böyle tatlı personalar üzerinden, daha insana yakın şekilde anlatma da bizim çok hoşumuza giden ögelerden bir tanesiydi. Dolayısıyla diğer o uzay dünyasından sıyrılıp, saniyeleri, işlemleri, dijital bankacılığı, mobil bankacılığı ete kemiğe büründürüp onlar üzerinden son derece mizahi bir şekilde anlatmak çok olumlu tepkilere sebep oldu. Bazıları tabii ki anlaşılamadı ama bunu da biliyorduk, çok düz anlatma yolunu istemedik zaten. Dediğim gibi iş sonuçları da son derece iyi gidiyor. Bizim bu platformda bir sadakat kurgumuz var. Bu çok hızlı sürelerde yapılan işlemlerden kazanılan zamanı geri vermek de bu sadakat programı üzerinden yürüyor olacak. İnsanların biriken zamanlarını tatil, konser gibi şeylerle değerlendirecekleri çok somut kazançları olacak ve bu sürekli devam edecek bir program olacak.
Viktor Kuzu Biz Odea’nın kapısını çaldık ama Odea’nın kapısını çalarken sadece zaman biriktirme fikrimiz vardı, Saniye filmlerimiz yoktu. O noktada biraz önce Özlem’in söylediği nokta çok önemli. Banka bize şu brief’i verdi: “Günün sonunda bütün bankalar teknolojiden bahsediyorlar, bütün bankalar tüketicinin hayatını teknolojiyle nasıl kolaylaştırdığımızı anlatıyorlar ve bunu anlatırken de ortaya maalesef fazlasıyla soğuk, fazlasıyla teknolojik yeni katmanlar, yeni duvarlar örüyorlar. Dolayısıyla banka bize bu brief’i verdiği zaman aslında Saniye kampanyasının çıkışı çok kolaylaştı. Saniye filmlerinin yaptığı temel şey bu; sizin için önemli bir para transferinin, hesap açma ya da bakiye sorgulama gibi bir bankacılık işleminin ne kadar basit bir şekilde yapılabildiğini anlatıyor. Ama bunu anlatırken ortaya koyduğu insanlar gayet kanlı canlı, gayet eğlenceli Saniye Hanımlar. Dolayısıyla bu biraz aslında bankanın teknoloji ceketini giyerken, nasıl bir ceket giymek istediğini çok iyi anlatmasının çıktısı. O çıktıyla beraber Saniye kampanyası hayat buldu. Manifesto tabii ki çok önemli bir misyon üstleniyor ama beni asıl heyecanlandıran Saniye filmleri ve o filmlerin ileride anlatabileceklerini şimdiden hayal edebiliyoruz.

Taylan Yapıcı Elimizde 20 tane Saniye Hanım karakteri var. Bu 20 tane Saniye Hanım karakteriyle şimdiye kadar 14 tane film yaptık. Bunların 1 tanesi tanışma filmiydi, 5 tanesi tease filmi, kalan 8 tanesi de ürün filmi. Saniyelerle Yapılan Bankacılık üst başlığı içinde her şakayı yapabiliriz. Bizim bu çektiğimiz filmler bulduğumuz fikir sayısı kadar değil, daha az. O gün içinde çekebileceğimiz film sayısı kadar film çıkarttık ama bir platform var elimizde ve o platformla istediğimiz her şeyi anlatabiliyoruz artık. Çünkü biz artık onları tanıttık. Ürünleri anlattırmaya başladık. Kim olduklarını öğrettik ve şimdi herhangi bir brief’te o saniyeleri kullanarak herhangi bir şaka yapıp aynı sıcaklıkta aynı iletişimi devam ettirebiliyoruz.
Nasıl tepkiler aldık? Herkes kendi açısından anlattı ama çevresel anlamda biz işi aslında timeline’dan ölçüyoruz biraz da. Senin timeline’ına düşen işler ya da senin koyduğun işlere gelen tepkilerden ölçüyoruz. Ben uzun zamandır en güçlü tepkileri Saniye Hanımlara aldım. İnsanlar çok yaratıcı bulmuş, hoşuna gitmiş ve etkili olmuş. Birçok şeyi anlatıyor. O açıdan da bizi yaratıcı anlamda da tatmin eden ve devamını yapmayı dört gözle bekleyeceğimiz bir şey oldu.

Seda Büktel Hepsinin adının Saniye olması gibi çarpıcı bir bilgi var mı?
Viktor Kuzu Uğraştık, gerçekten bizim aradığımız oyunculuk standartlarında, adı Saniye olan bir araştırma yaptı yapım şirketimiz ama maalesef gerçek isimlerinin hepsi Saniye değil.

Seda Büktel Bir de çekim aşaması var işin. Bu süreç ne kadar sürdü, nasıl geçti?

Taylan Yapıcı Zor filmlerdi bir kere, onun altını çizmekte fayda var. Manifesto filmimizde kullandığımız teknik de zor bir teknikti çünkü kahraman slow motion’ken diğer herkes normal hızında akıyor filmde. Orada en büyük yaşadığımız zorluk; filmi çekerken çok göremiyorsun post işi olduğu için. En son bağlandığında gördük filmi. O noktada da orası biraz uzun sürdü tabii. Filmi çekerken görmekle sonra görmek arasındaki fark yüzünden orada biraz işimiz uzadı. 2 gün manifesto filmiyle uğraştık, Saniye Hanımlar filmini de iki günde çektik. Yani toplam 4 günde çektik kampanyayı. Saniye Hanımları bir stüdyoya soktuk, giydirdik. Güzel güzel çektik. Korkuyorduk aslında; o kadar insanla öyle bir mizahı olan bir film yapmak, o mizahı geçirebilmek… Çünkü orada bir şaka yapıyorsun, şakayı yaparken de biraz cool olarak geçirmek istiyorduk. Onu becerdiğimizi düşünüyorum mesela aldığımız tepkilerden.

Seda Büktel Bundan sonraki hedeflerin neler olduğunu kampanya açısından az çok konuştuk ama banka açısından yeni dönemde hedefler nasıl?
Özlem Tokgöz Odeabank 5 sene önce 49. banka olarak girdi Türk piyasasına. Şu an özel bankalar arasında mevduatta 8. aktif ve kredi büyüklüklerinde de 9. sırada. Dolayısıyla 5 yılda, bu kadar güç bir sektörde bu yere ulaşmak çok büyük bir başarı. Bu kadar hızlı gittiğimiz şeyi yine aynı hızla sürdürmeyi hedefliyoruz. Kampanyamızla da altını kuvvetlice çizmeye çalıştığımız teknolojik duruşumuz – çünkü hiçbir zaman şube ağlı bir banka olma stratejisi ve öyle bir modelimiz yok – dolayısıyla dijital her zaman bizim için merkezde olacak.
Viktor Kuzu Saniyelerle yapılan bankacılık söylemi aslında bir imza. Banka o imzayı attıktan sonra bence artık dönüşü yok hani 61 saniye diye bir şey yok, 1 dakika 1 saniye diye bir şey yok. Bu beni çok heyecanlandırıyor yani bir banka çıkıyor ve saniyelerle yapılan bankacılık diye bir eşik koyuyor ve bu eşiğin üstünde kalmak için artık bir mücadeleye girecek. Bu bence bütün bankalar için ciddi bir rekabet konusu. Zaten bir süredir şube kapatan bankalar görüyoruz. Bir süredir bankaların ATM sayılarını bile gözden geçirdiğini, ciddi anlamda işin mobil teknolojiler üzerinden dönmeye başladığını görüyoruz. Tüm bahsedilen bu rekabete daha önce başlayan avantajlı markalar şubelerini kapatırken, ATM’lerini gözden geçirirken ve mobil bankacılığı bu kadar ön plana koyarken bence Odea’nın farkı çok daha ön plana çıkacak. O noktada bu 8’ler, 9’lar daha iyi rakamlara gelecek.
Taylan Yapıcı Ben genel olarak heyecanlıydım bu kampanyayla ilgili daha fikir sunum aşamasında. Yapmaya karar verdik, inanamadım, çekilirken inanamadım; hayata geçti inanamadım; hala inanamıyorum ve hala da farklı bir yere koyduğum bir kampanyadır totali. Bu noktada da bence en heyecan verici tarafı zaman duygusu ve bunu iki farklı yoldan da total strateji içinde yapıyor olmamız. Bir tanesi “Biz Yok Olmak İstiyoruz” diye çok büyük bir laf söylerken – ama bunun RTB’leri de var bu arada, dediğimiz gibi zaman biriktiriyoruz, o zamanı harcatıyoruz – bir taraftan da Saniyeler gibi bir kampanyayla Saniyelerle Yapılan Bankacılık şemsiyesi altında ikisinin de birbiriyle yarışmadan, birbirini güçlendirerek var olması zaten çok heyecan verici. İlerisi için de tabii olur olmaz onu bilemiyoruz ama biz isteriz ki bu kampanyaya devam edelim, daha büyük hale getirelim, daha büyük fikirlerle başka noktaya getirelim.

 

Bu röportaj ilk olarak Campaign Türkiye Ağustos 2017 sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.