Odaklanmak için yavaşlamak

Son yıllarda süratli yaşamaktan yorulmuş insanların hayatın her alanında başlattığı “slow” hareketi pazarlama alanına da sıçradı ve “slow marketing” kavramı ortaya çıktı. Nedir bu slow marketing? Mesaj bombardımanının olmazsa olmaz kabul edildiği pazarlama alanında kendine yer bulabilecek mi?

Campaign Türkiye’nin Nisan 2013 sayısında bu konuyu, örneklerle ve uzman görüşleriyle kapağa taşıdık.

Nedir bu slow marketing?

Aslında hepimizin doğuştan bildiği ama son yıllarda unuttuğu yavaşlığı yeniden keşfetmemiz gerekiyor. Elimizde olmadan, düşünmeden kendimizi kaptırdığımız hızlı hayat bizi gerçek doğamızdan uzaklaştırıyor; güçlü olmak için daha hızlı yaşama arzumuz sonuçta bizi daha güçsüz kılıyor.

“Hazzı erteleyememek” bizim daha tatminsiz olmamıza yol açıyor. Hangi yaşta ve konumda olursak olalım, pazarlama stratejileri bizi yakalıp “hızla aksiyon al” diyor.

Slow marketing marka fikirlerini beslemek ve doğru zaman geldiğinde engin, derin ve sürdürülebilir marka fikirlerinin gelişimine değer veriyor. Burada ‘doğru zaman’ kavramını paragrafın alametifarikası yapacak olursak; “marka fikirlerini zamanından önce ilgi odağı haline getirmek yerine onları zorlamadan, doğal şekilde geliştirmek” tanımı slow marketing için son derece yerinde olacaktır.

Marka Danışmanı Güven Borça, Millward Brown Başkan Yardımcısı Nigel Hollis, Concept Stratejik Planlama Direktörü İsmail Seval, Marka Stratejisti Hakan Senbir ve FutureBright Yönetici Ortağı Akan Abdula‘nın da görüşleriyle katkıda bulunduğu dosyanın tamamını Nisan sayımızda bulabilirsiniz…

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.