Oculus’la ışınlanmak

Lüks markalar gösterişli ama işlevsel olmayan aplikasyonlarla kendilerini gösteriyorlar. Peki ya inovatif bir projeye imza atsalar ve Oculus benzeri cihazları kullansalar nasıl olur?

Küçükken tek kardeş misin diye sorsalar, bir kız kardeşim bir de süper Mario abim var derdim. Annemin, teyzemin hatta anneannemin ağızlarından eksik etmedikleri o cümle hala kulağımda çınlar arada: “Kök salacaksın sandalyeye, bırak şu Nintendo’yu da yemeğe gel!” Tabii ki 90’lı yıllarda her şeyin ayağına gitmek zorunda kalan bendim, oysa teknoloji ilerledikçe Nintendo gençliği ve onu takip eden yeni nesiller daha talepkar, oturduğu sandalyeden emin oldular. Markalar bunun farkına vardıklarında, müşteriliğin babadan oğula geçmesini beklemek yerine geleceğin müşterilerini bulabilecekleri oyunlara giriverdiler. Benim hatırladığım ilk örneklerden biri Armani’nin Second Life ile yaptığı projeydi. Sims’in o çok popüler olduğu dönemlerde yıldızı yükselen sanal gerçeklik oyunu Second Life’da oyun karakterinizin alışveriş yapabileceği bir Armani mağazası vardı. Sonraki yıllarda EA Games ve Diesel birleşerek, Sims için Diesel’in kıyafetlerini içeren bir eklenti paketi çıkarttılar. Dolce and Gabbana da bu kervana katılarak, Swide okuyucularına Sims’ler için yapılmış kar gözlükleri sundu.

Özellikle son birkaç senedir lüks markaları mağaza deneyimini sanal ortama taşıyabilmek için büyük bütçeli prodüksiyonlar yapmaya başladı. Gerek basından gerekse tüketicilerden en çok ilgi çeken iki projenin arkasında da aynı ismin olması şaşılası bir durum değil: Hollywood’da ‘Avatar’ filmiyle özel efektlerdeki başarısını kanıtlamış James Lima gerek Ermenegildo Zegna gerekse Prada için farklı aplikasyonlar üretti.

iPad’de mağaza gezmek

Zegna tüm dünya üzerinden alışveriş olanağı sağlayan, üç katlı bir mağazayı sanal olarak iPad’lere taşıdı. Aplikasyonu ilk açıp da mağazaya girdiğinizde karşınıza Milla Jovovich çıkıyor ve sizi mağazaya buyur ediyor. Bundan sonra, çocukluğunuza geri dönmüşçesine 3 boyutlu sanal bir ortamda gerek kravat, cüzdan, kemer gibi küçük aksesuarlara gerekse ceket, pantolon, gömlek gibi hazır giyim ürünlerini arasında bakmaya başlıyorsunuz. Bu aplikasyonun yapılış amacı, dünyanın neresinde olursanız olun Zegna’nın tüm müşterilerine 3 tıkla istediği ürünü satın alabilme şansı vermek istemesi. Sorun şu ki aplikasyon çok yavaş işliyor ve birçok derginin de altını çizdiği gibi sadece bol zamanı olan üst düzey yöneticilere hitap ediyor.

Görkemli ama işe yaramayan projeler

James Lima’nin Zegna projesi ne kadar tüketime yönelikse, Prada için yaptığı aplikasyon da o kadar entelektüel. Prada 2012 kış koleksiyonunu görücüye çıkardıktan hemen sonra hem ünlü bir illustrator hem de ‘What I Saw Today’ isimli blogun yaratıcısı olan Richard Haines’e 150 adet çizim yaptırttı. Bu çizimleri de sadece 500 adet basılmış limited-edition bir kitap olarak satışa sundu. Lima buradan yola çıkarak, Prada’ya Il Palazzo ismi verilen aplikasyonu hazırladı: Koskoca bir Prada sarayına girip, duvarlara asılmış Richard Haines tablolarına bakabiliyor, hepsini en ince detayına kadar tek tek inceleyebiliyorsunuz. Prada iyidir, ne yapsa yeridir diye düşünen tüketiciler seve seve yüklediler belki bu aplikasyonu ama aslında çok da bir işe yaramadığını görmek için uzun bir zaman gerekmedi. Zaten moda markalarının çıkardığı görkemli aplikasyonlara baktığımızda bir ortak payda görüyoruz: çoğu kısa sureli pazarlama kampanyaları… Çoğunun bir işlevi yok veya olan işlev çok da ihtiyacımız olan bir hizmet değil. Peki o zaman ne yapılmalı?

Parantez açıp çocukluğuma dönecek olursak, Nintendo’dan yorulduğumda korku filmlerine sarardım. Aklıma kazınmış en ilginç sahnelerden biri Stephen King’in kısa bir hikayesinden esinlenerek çekilmiş Bahçıvan filminde sanal ortamdaki 3 boyutlu oyun deneyimi. Kendi halinde bir bahçıvan teknolojik garip bir makineyi bulup da kafasına geçiriyor ve olanlar oluyor, sanal boyuta geçerek kimliğini değiştiriyordu. Filmin konusundan çok bir şey kalmasa da, öngördükleri o ‘garip’ teknoloji hala aklımda. Bekleyen derviş muradına ermiş hesabı, geçen ay Oculus denen makineyle tanışmış oldum. Ve aklıma bir soru geldi: modaevleri görkemli fakat çoğu zaman sıkıcı aplikasyonlara bırakıp gerçekten inovatif bir projeye imza atsalar ve bunun için Oculus benzeri cihazları kullansalar nasıl olur?

Oculus’la ön sırada yer alabilrsiniz

Soruma ilk cevap arayan Gareth Pugh oldu: Selfridges mağazasının düzenlediği Hayalgücü Festivali’ne özel bir proje hazırladı. İsmi ‘Monolith’ olan ve Gareth Pugh’in hayatını ve çizimleri için aldığı ilhamın nereden geldiğini anlatmayı hedefleyen bu film Oculus Rift isimli makine ile gösterildi. Kafasına bu cihazı takan Selfridges müşterileri kendilerini bambaşka bir evrende buldular. Gerek viral video gerekse haberin kendisi birçok kişi tarafından paylaşıldı sosyal medya sitelerinde. Ve tam sonrasında, dijital pazarlamadaki ilginç projeleriyle sürekli isminden bahsettiren Topshop firması Oculus’u Londra Moda Haftası’nda hayranlarına ön sıra deneyimi yaşatmak için kullandı. Mağazaya yerleştirilmiş Oculus’ları kafasına geçiren şanslı hayranlar kendilerini bir anda Topshop’un ön sırasında buldular. Farklı zamanlar arası seyahat etmek hala rüya gibi durabilir ama aynı zaman içinde bir başka yere ışınlamak bu Oculus sayesinde o kadar da imkansız gözükmüyor.

Sizin elinizde bir Oculus olsa hangi sanal gerçeklikte bulmak isterdiniz kendinizi?

Yiğit Turhan

Gucci WW Sosyal Medya Stratejisti

Twitter: @yigitturhan

Bu yazı Campaign Türkiye Nisan 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.