Nitelik ve nicelik arasında çok ince bir denge kurulmalı

Onedio CEO’su Kaan Kayabalı ile pandemi sürecinde dijitalin yaşadığı değişimleri, Onedio olarak bu süreçte aldıkları aksiyonları konuştuk.

Pandemiyle beraber daha az dışarı çıkmaya, daha az buluşmaya, daha çok okumaya, daha çok izlemeye başladık. Bu süreçten hemen hemen her mecra etkilendi. Peki ya son yılların gözdesi dijitale ne oldu? Sağladığı içeriklerle dijitalin öne çıkan isimlerinden Onedio ile hem koronavirüs salgınının kendini gösterdiği dönemi hem de Onedio olarak içerik yaklaşımlarını Onedio CEO’su Kaan Kayabalı’dan dinledik.

Campaign Türkiye Öncelikle pandemi sürecini sizler nasıl geçirdiniz, öğrenmek isteriz. Onedio bu süreci nasıl geçirdi? Çalışma şeklinde, iş akış süreçlerinde ne gibi değişiklikler yaşandı?
Kaan Kayabalı Biz de birçok firma gibi, ilk vaka açıklanır açıklanmaz evden çalışma düzenine geçtik. Zaten yıllardır Ankara – İstanbul iki ofis ve freelance çalışan iş birimleri arasındaki tüm iletişim ve süreçleri online araçlar aracılığı ile yürüttüğümüz, oturmuş bir sistemimiz olduğu için evden çalışma düzenine geçmek bizim için çok hızlı ve kolay oldu.

Campaign Türkiye Bu süreçte dijitalin yükselişine tanık olduk. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kaan Kayabalı Dijital olmayan her şey kısmen kapatıldığı için doğal olarak hepimiz dijitalde geçirdiğimiz vakti ciddi anlamda artırdık. Dolayısıyla film, dizi, oyun, metin, müzik her formatta dijital içerik tüketimi tüm zamanların zirvesini yaptı. Böyle bir artışın olacağını, nispeten kısıtlamaya geç giren bir ülke olarak diğer ülkelerden tahmin ediyorduk, biz de planlarımızı ona göre yaptık.

Campaign Türkiye Onedio olarak içerik yapınızda değişiklikler oldu mu? (Örneğin; koronavirüs ile ilgili bilgilendirici içerik hazırlıkları oldu mu?)
Kaan Kayabalı Elbette, koronavirüs ile ilgili ayrı bir kategori bile açtık. Tüm gelişmeleri, haberleri, değerlendirmeleri, araştırmaları hem yerel hem global kaynaklardan derleyerek, araştırarak bu kategori altında içerikleştirdik. İnsanların en çok arattığı, en çok merak ettiği sorulara özel cevapları içeren içerikler hazırladık, YouTube kanalımızda alanında uzman kişilerle soru-cevap videoları yayınladık

Campaign Türkiye Site trafiğinde değişimler yaşadınız mı? Bu değişimler belki yaş, cinsiyet gibi konularda biraz daha farklılıklar göstermiştir…
Kaan Kayabalı 30 milyon civarında olan aylık tekil ziyaretçi sayımız bu dönemde 40 milyonun üstüne çıktı. Sitede geçirilen zaman, insanların tükettikleri ortalama içerik sayılarında da benzer oranlarda artışlar gördük. Ağırlıklı olarak genç kitleye hitap ettiğimiz düşünüldüğünde, bu süreçte özellikle Google aramalarından hiç ulaşmadığımız kitlelere ulaştık.

Campaign Türkiye Pandemiden bağımsız olarak bir de Onedio’yu dinlesek… İçerikleri nasıl sağlıyorsunuz? Yazar ve editör kadrosu nasıl oluşuyor?
Kaan Kayabalı Onedio’da hem bordrolu çalıştığımız hem de freelance olarak düzenli içerik aldığımız editörlerimiz var. Bunların yanında telif usulü yazarlarla da çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi gelirimizin ciddi bir kısmını markalı içeriklerden elde ediyoruz, markalı içerikler için de ayrı bir editoryal ekibimiz var. Her kategorinin dedike editörleri mevcut, tüm editoryal iletişimimiz tüm yeni medya şirketlerinde olduğu gibi Slack üzerinde gerçekleşiyor. Her kategori için ayrı kanallarımız mevcut ve editörlerimiz bu kanallarda görev dağılımını gerçekleştiriyor. İçerikler yayına girmeden önce kontrol ediliyor. Bunların yanında yurt dışında içerik değişim anlaşması yaptığımız, ya da iş ortaklığı anlaşması yaptığımız yayıncılar bulunmakta. Onların da içeriklerini Türkçeleştirerek yayınlayan ayrı bir editoryal ekibimiz bulunmakta. Oldukça kalabalık bir içerik ekibimiz olduğunu söyleyebilirim, tüm freelance editörler de dahil yaklaşık 90 kişilik bir ekip var slack grubumuzda.

Campaign Türkiye Yoğun bir şekilde içerik sağlıyorsunuz, üstelik pek çok farklı konuda. Böyle bir operasyonda içerikte nitelik ve nicelik kavramı tartışmalı bir hal alabiliyor. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?
Kaan Kayabalı Yüksek kalitede, yoğun araştırmalar sonucu ortaya çıkan içerikler ne yazık ki Türkiye’de sadece dijital yayın yapan bir yayıncı için sürdürülebilir bir model olamıyor. Reklam gelirleri çok düşük, ücretli abonelik modellerine henüz hazır değiliz. Bu yüzden nitelik / nicelik arasında çok ince bir denge kurmak gerekiyor. Gündemi sıkı bir şekilde takip etmeye çalışıyoruz. Okuyucularımızın başkalarıyla paylaşmak isteyeceği, üzerine konuşmak isteyeceği, ve mutlaka haberdar olmaları gereken konular hakkındaki içerik ve haberlere odaklanmaya çalışıyoruz. Zaten gündeme odaklanınca hızlı hareket etmek bir zorunluluk oluyor. Daha uzun, üzerinde çok vakit harcanmış içerikleri de internette tespit edip Onedio içerisinde yer veriyoruz. Tabii bu içeriklere trafik yönlendiriyoruz, Onedio içerisinde barındırmıyoruz. Amacımız Onedio kullanıcısına belli kategori ve alanlarda tüketmesinin iyi olacağı içerikleri sağlamak, kendimiz sağlayamıyorsak da yönlendirme yapmak.

Campaign Türkiye Dijitalin yükselişini hep beraber son yıllarda izliyoruz. Haliyle markalar da artık bu dijital mecrada yer almak istiyorlar. Bu noktada content marketing’i nasıl tanımlıyorsunuz? Pandemi sürecinde bu konuda değişimler, düşüşler yaşadınız mı?
Kaan Kayabalı Pandemi sürecinde neredeyse tüm yerli ve yabancı yayıncılar trafiklerinde artış gözlemlerken gelirlerinde %40’lara varan düşüşler yaşadı. Biz ise tam tersine hem trafiğimizde hem de gelirlerimizde artış gördük. İçeriğin ve mecraların öneminin anlaşıldığı bir dönem oldu pandemi süreci. Özellikle yoğun tüketilen içeriklerimizin olduğu kategorilerde ciddi sponsorluk anlaşmaları yaptık ve pandemi sonrası süreçte de bu devam ediyor. “Content marketing” için yeni bir döneme geçtiğimizi düşünüyorum. Özellikle KVKK, GDPR gibi kişisel verilerin korunma kanunları, Apple ve Google gibi şirketleri çerez politikalarını yeniden yapılandırmaya zorlarken, birçok reklam network’ünün hedefleme yeteneklerini ciddi anlamda kötü etkiliyor. Bir yandan da artık markalar negatif içeriklerle aynı sayfada yer almak istemiyor, kontrol edemediği, görmediği yerlerde tüketiciye dokunmak istemiyor. Bunların hepsi özellikle Display dediğimiz hedefli banner reklamcılığını olumsuz etkiliyor. Bu yüzden hedef kitleye ulaşmanın en sağlıklı yolu content marketing olarak öne çıkıyor. Demografik ve programatik hedeflemeler yerine, content marketing’in en büyük gücü “doğal hedefleme”nin öne çıkacağı bir dönem bizi bekliyor.


Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 103. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.