Ne kadar yüzsüz olabiliriz?

Facebook sayfamı beğen. Twitter’da beni takip et. Pinterest sayfamı gördün mü? Google+’da da varız. Instagram profili açtım, çok acaip şeyler paylaşıyorum. Blogum devamlı güncel, bence sık sık kontrol etmelisin. Youtube’ta subscribe…

Like, like, like, follow, follow, follow and of course share it.

Öncelikle bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Sosyal ağ dediğimiz mecralarda herhangi bir şekilde yer alıyorsanız bunun sebebi beğenilme, takip edilme ve konuşulma isteğidir. Çünkü facebook timeline’ınız ya da twitter profiliniz en temel anlamda sizin kişisel vitrininizdir. Ve bu vitrini sizi en iyi anlattığını düşündüğünüz şeylerle doldurursunuz. Sonra birilerinin beğenmesini, paylaşmasını bir şekilde etkileşime geçmesini beklersiniz. İşin bu kısmının mantığını zorlamaya gerek yok. Sonuçta klasik bir beğenilme içgüdüsünden başka bir şey değil.

Asıl geleceğimiz konu ise kişisel hesapların dışında kalanlar oluşumlar. Buna örnek olarak özellikle profesyonel marka sayfalarını, haber – blog sitelerini ve diğer sosyal oluşumları verebiliriz. Bu tarz oluşumlardan birini yönetiyorsanız doğal olarak sizde daha fazla etkileşim isteği içine giriyorsunuz. Hatta markalar bazında düşünecek olursak etkileşimin boyutu pazarlama faaliyetinin (reklam ve sosyal medya yönetiminin) başarısına işaret ediyor. Twitter’da tüm takipçilerinizin facebook sayfanızı da beğenmesini, tam tersini ya da daha fazlasını istiyorsunuz. Olay böyle olunca da tekrarlanan istek çılgınlığı başlıyor.

Sosyal Olmak = Yüzsüz Olmak ?

Burada ciddi bir soru var. Ne kadar ileri gidilmeli, bir kişiden aynı anda ne kadar çok şey isteyebilirsiniz? Aslında her profesyonel hesap yöneticisinin kendisine sorması gereken bir soru. Twitter’da birini takip ettiğinizde gelen oto ‘facebookta bizi takip edin’ mesajının ne kadar gereksiz olduğunu konuşmaya gerek yok. Facebook’ta devamlı diğer sayfalarınızın tanıtımını yapmakta hiç şık değil.

‘E tamam hoş değil ama tanıtımı yapılmalı’ evet işin bu kısmına da katılmak lazım. O zaman düzgün bir tutum belirlemek gerekiyor. Ne kadar ’online dünya yalan dünya’ diye tanımlansa da emin olun toplumsal nezaket kuralları burada da geçerli. Sonuçta yüzsüzlüğün alemi yok.

Bu işi nazik bir şekilde çözmeye karar verdiyseniz hemen belirtelim çözüm için kesin bir formül yok. Kendi kullanım yoğunlunuza göre kendi formülünüzü yaratmanız gerekiyor. Yine de işinize yarayabilecek bir kaç ipucu paylaşalım.

– Bir ağda diğer ağın tanıtımını yapmak için bir periyod belirleyin. 15 gün yada bir ay makul olabilir.

– Bu tanıtımlar için farklı saatler ve günler tercih edin. Bu şekilde aynı saatlerde aktif olan kullanıcıların karşısına tekrar aynı mesajla çıkma riskiniz azalır.

– Online kullanıcıların davranışlarını kestirmek her zaman zordur. Her durumda tüm ağlarınız kolay erişebilir olsun. Bunun için web sitenizde tüm sosyal ağlarınızı topladığınız bir bölüm yaratabilirsiniz. Böyle bir bölümü facebook sayfanıza da ekleyebilirsiniz.

R. Sermet Öner (Hah-TV)

———————————————

R. Sermet Öner, 2006 yılında grafik tasarım eğitimini tamamladı.2006’dan bu yana reklam ve pazarlama sektöründe çalışıyor. Şu an bir reklam ajansında sanat yönetmeni olarak görevine devam ediyor. 2011’den bu yana animasyon ve reklam ağırlıklı olan blogu hah-tv.com‘u yönetiyor.

 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.