”Müzik her zaman benimleydi”

Bir reklam ajansında strateji ve planlama uzmanı olarak görev yapan Mert Talay, aynı zamanda DJ’lik yapıyor. 123. sayımızda kendini bildi bileli müziğe merakı olduğunu söyleyen Talay’dan DJ’liği dinledik.

İrem Nur Kalenci Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Mert Talay Ben Mert Talay, 1992 İstanbul doğumluyum. Bir reklam ajansında strateji ve planlama uzmanı olarak görev yapıyorum. Aynı zamanda bir rock müzik grubunda davul çalıyorum, bir caz üçlüsünde DJ’lik yapıyorum ve a.k.a. Matt Talay olarak çeşitli mekanlarda DJ performansı sergiliyorum.

İrem Nur Kalenci Müziğe merakınız nasıl başladı?

Mert Talay Kendimi bildim bileli müziğe merakım olduğunu düşünüyorum. Ben ilk okuldayken benden 6 yaş büyük olan abimin eve getirdiği, o dönemin popüler müzik gruplarına ait CD’ler ile yabancı müzikle tanışmış oldum. Kendimi bu konuda şanslı hissediyorum aslında çünkü 8-9 yaşlarımda R.H.C.P., Placebo, Daft, Punk, Moloko, Kylie Minogue, George Michael gibi isimleri dinlemeye başladım. Ve bu çeşitlilik benim müziğe olan ilgimi çok erken yaşlarda geliştirmemi sağladı.

İrem Nur Kalenci Reklamcılık sektörü yoğun tempolu bir çalışma ortamına sahip. Bu yoğunluk içerisinde müzik için nasıl vakit ayırabiliyorsunuz?

Mert Talay Evet yaptığım işin birçok dinamiği var ve sürekli kendimi geliştirmek zorundayım ama konu müziğe geldiği zaman bu durumu vakit yaratmak gibi değerlendirmiyorum. Uzun yıllardır iş hayatının içerisindeyim ve müzik her zaman benimleydi. Bana gerçekten iyi geldiğini hissettiğim için kendiliğinden oluşan bir durum bence. Bazen vakitle alakalı problem yaşıyorum tabii ki ama gün sonunda aldığım haz hem işime hem müziğime daha sıkı sarılmamı sağlıyor.

 İrem Nur Kalenci DJ’lik bazı kişiler tarafından “müzik üretmek” olarak görülmeyebiliyor. Bu mesleği bir de sizden dinlemek isteriz, nasıl tanımlarsınız?

Mert Talay Evet bu konuda sanırım bir yanlış anlaşılma var. DJ olan kişi aynı zamanda prodüktörlük yapmıyorsa ya da remix, mashup gibi düzenlemelerde bulunmuyorsa, aslında müziğin üreten kısmında değildir. Bir DJ’den beklenen de bunlar değildir zaten. Benim de DJ’lik yaparken ya da bir DJ’i dinlerken gözlemlediğim bir algı var, insanlar DJ’in çaldığı parçaların o DJ’e ait olduğunu zannedebiliyorlar. Bu durum genellikle geçerli değildir aslında. Bir DJ’in başka bir DJ/Producer’ın parçasını kendi setlerinde kullanması çok normal bir durumdur. Bence bu algının oluşmasındaki en büyük etken, elektronik müziğe nazaran diğer müzik türlerinde böyle örneklerin nadiren olmasıdır. Yani dünyaca bilinen bir rock grubu ya da dünyaca bilinen bir rapçi, kendi sahnelerinde çok nadiren başka müzisyenlerin ürettiği bir şarkıyı çalar/ söyler. Benim için DJ, beğendiği birkaç müzik soundunu tarz olarak benimseyen, geniş ve güncel bir müzik arşivi olan, performans yapacağı sahne veya mekanın enerjisine göre kendi tarzını yansıtan kişidir.

İrem Nur Kalenci Çeşitli mekanlarda bireysel olarak ve bir caz üçlüsünde DJ’lik yapmaya devam ediyorsunuz. Ayrıca halen davul çaldığınız bir rock müzik grubunuz da var. Profesyonel çalışma hayatınızın yanında müzikle bu kadar iç içe olmanız iş yaşamınıza neler katıyor sizce?

Mert Talay Yaptığım işin en önemli yetisi iletişim. Benim için en büyük getirisi iletişim becerilerimi geliştirmek oldu. Yıllardır bireysel olarak ya da birçok farklı grupla birçok farklı müzik tarzını çalmayı deneyimleme fırsatı buldum. Bu deneyimler bana farklı insanlarla birlikte çalışmayı, ekip olabilmeyi ve doğru iletişim kurabilmenin önemini öğretti. İş hayatına başladığımda bu tecrübeler sayesinde takım çalışması, adaptasyon ve uyum gibi kazanımlar elde ettiğimi fark ettim ve ne kadar şanslıyım ki bu değerlerin ön planda olduğu bir işte çalışıyorum.

İrem Nur Kalenci Müzik çalışmalarınız hobi olarak mı devam edecek yoksa müziği profesyonel olarak hayatınızın parçası haline getirmek gibi planlarınız var mı?

Mert Talay Müzik her zaman hayatımın en önemli parçalarından biri olmaya devam edecek ve bu konuda geleceğe yönelik bir takım planlarım da var ancak bu durum ileride sadece müziğe konsantre olacağım gibi bir fikir değil benim için. Ben mümkün olduğunca kendi kariyerimle eş zamanlı olarak götürmek istiyorum bu durumu. Çünkü çalıştığım sektörde de uzun bir kariyer hayal ediyorum ve bence en önemlisi ikisini birden yapabileceğime inanıyor olmam. Bu zamana kadar hem iş hem müzik birlikte geldi ve bu dinamikliğin beni geliştirdiğini düşünüyorum.

İrem Nur Kalenci Son olarak “The Story” köşemizin klasik sorusunu sormak isteriz: Profesyonel çalışma hayatının yanında farklı alanlarda üretmek isteyen kişilere önerileriniz var mıdır?

 Mert Talay Açıkçası üretken olabilmenin çok fazla değişeni olduğu için bu durumun bir formülünün olmadığını düşünüyorum. Bana göre bir insanın en üretken olabileceği an, kendini en konforlu hissettiği andır. İnsanı rahatlatan, yaşadığımız sistemin dışında olduğunu hissettiren her türlü aktivitenin geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Üretkenliğimizi sergileyebileceğimiz ya da yeteneğimizin olduğunu düşündüğümüz konu her ne ise mutlaka üstüne gitmeliyiz ve zorlamalıyız. Çünkü iş hayatında konfor alanımızı her zaman biz belirleyemiyoruz ve bu da insanın farklı konfor alanları yaratma ihtiyacını doğuruyor.

Çekim için kapılarını açan Noh Radio ekibi ve Halil Abanoz’a, fotoğraflar için de Anas Saadallah’a teşekkürler.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 123. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.