Müşterilerimizin büyüme yolundaki ortağıyız

Publicis Groupe Orta Doğu & Türkiye CEO’su Bassel Kakish, ajans grubunun Orta Doğu ve Türkiye bölgelerindeki vizyon ve stratejisinden bahsederken; Publicis Groupe Türkiye CEO’su İnanç Dedebaş ise Türkiye’de hayata geçirdikleri projeleri ve gelecekteki hedeflerini aktarıyor.

Kendini sadece bir reklam ajansı, medya firması ya da danışmanlık şirketi değil, tümünü kapsayan bir yapı olarak tanımlayan Publicis Groupe, müşterilerine sunduğu hizmetlerde güvenli adımlar atmaya özen gösterdiği kadar yeteneğe öncelik veren şirket olma taahhüdünün arkasında duran bir kuruluş. Hem çalışan hem de müşterilerinin tatminini üst seviyede tutmayı önceliklendiren Publicis Groupe’tan Bassel Kakish ve İnanç Dedebaş ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Necla Eylül Durukan Publicis Groupe’un global, Orta Doğu ve Türkiye’yi kapsayan vizyon ve stratejisinden bahseder misiniz? Nasıl bir yol izliyorsunuz bu bölgede?

Bassel Kakish Publicis Groupe son on yıldır süregelen ve gelecekte de odak noktamızda olmaya devam edecek bir dönüşüm içinde. Bu dönüşüm, işimizin ve diğer tüm operasyonlarımızın dokunduğu her alana etki ediyor. 

Bunu ister pazarlama dönüşümü, ister dijital dönüşüm olarak isimlendirin, gelecek üzerindeki etkisi gözle görülebilir somutlukta. Müşterilerimiz bizden yaratıcılık, medya ya da her iki alanda kesişen sorumluluklarımızı yerine getirmemizi bekliyor fakat buradaki asıl ihtiyaç, markaların iş hedeflerini gerçekleştirmeye giden yoldaki dönüşümlerinde onlara yardımcı olan bir iş ortağı olabilmek. 

Publicis Groupe Orta Doğu ve Türkiye bölgesi, tam da bu bakış açısını organizasyonunun merkezinde konumlandırıyor. 

 

Necla Eylül Durukan Power of One iş modeliniz için hem medya hem de yaratıcı ajanslar için gelecekte ne gibi hedefleriniz var?

Bassel Kakish Amacımız, platform dünyasında müşterilerimizin büyüme hedeflerini gerçekleştirmelerine, en zorlayıcı iş problemlerini en verimli, etkili ve sürdürülebilir yöntemlerle çözümlemelerine yardımcı olmak. Bu da iş problemlerini çözmek için radikal değişimleri platformlar üzerinden taşıyarak, yaratıcılığın tüm kolları içerisine entegre etmemiz ve uygulamamız gerektiği anlamına geliyor. 

Publicis Groupe olarak, bulunduğumuz bölgede Epsilon ve Sapient’ın büyüklüğü ve gücüyle desteklenen, kategorilerdeki değişimler için hazırlanan ve markaların karlılıklarında meydana gelebilecek herhangi bir potansiyel erozyona karşı onları koruyan benzersiz bir modele sahibiz. 

Biz sadece reklam ajansı, medya firması ya da bir danışmanlık şirketi değiliz. Biz bunların hepsiyiz ancak ana hedefimiz müşterilerimizin büyüme hedeflerine giden yoldaki partneri olabilmek. Platform dünyasında büyümeye etki edebilmek adına ajansların izleyebileceği birçok yöntem var. Biz partner olmayı ve üzerine inşa etmeyi seçiyoruz. 

Kurduğumuz akıllı/anlamlı iş birlikleriyle hedef kitleleri TV, dijital, paid social, search ve commerce ile tanımlarken, platformlar içerisinde yeni değerler yaratıyoruz.   

İnsana ait veriyi güçlendiriyor, müşterilerimiz için sonuçlarını garanti edebildiğimiz, öngörülebilir modeller yaratıyoruz.  

Ek olarak, yeteneklerimiz sürdürülebilir büyümeyi inşa edebilmemizi sağlıyor. Bu konu özellikle son yıllarda dünyadaki tüm sektörlerin içinden geçmiş olduğu en zorlu zamanlarda desteklenmeye başladı. Publicis Groupe, “talent-first” olarak adlandırdığımız, yeteneğe öncelik veren şirket olma taahhüdünü yerine getiren bir organizasyon. 

Uzaktan çalışma bu konuyu sadece yerel, bölgesel ve küresel çapta pekiştirmiş oldu; biz aslında tek bir topluluğun parçasıyız, o da evimiz olarak gördüğümüz Publicis Groupe.

Her birimiz saygı, kapsayıcılık, güven içerisinde, cesaret veren, birlik içerisinde ve büyüme odaklı olan bir kültürün devamlılığından sorumluyuz. Yetenekleri yetiştirme noktasında en iyi organizasyon olabilmek adına bir ekosistem yarattık. Grubun Bölge CEO’su olarak, bu konuyu güçlendirmeyi ve sektörümüzün geleceğini toplumda yarattığı pozitif etkiyle şekillendirecek yeni jenerasyonun gelişimine katkı sağlamayı birincil hedefim olarak görüyorum. 

 

Necla Eylül Durukan Publicis Groupe Türkiye olarak, şu ana kadar hayata geçirdiğiniz ses getiren projelerinizi bizlerle paylaşır mısınız?

İnanç Dedebaş 2017 yılında Türkiye’deki tüm ajanslarımızın aynı çatı altında faaliyet göstermeye başlamasıyla birlikte, 20’ye yakın uzmanlık alanını (veri, içgörü/araştırma, marka stratejisi, performans pazarlama, affiliate, e-ticaret, modern ve dinamik kreatif üretimi, sosyal medya, dijital pazarlama, içerik, prodüksiyon, medya, UX/UI, reklam, PR gibi) yaklaşık 450 çalışanımız, 14 ajansımız (Publicis İstanbul, Leo Burnett, PUB 1924, Saatchi&Saatchi, Voden, Hyper Production, Digitas, MSL, Starcom, Zenith, Performics, DataWise, Spark, Gelir Ortakları) ve müşterilerimizin ihtiyaçları özelinde kurduğumuz özerk ajans yapılarıyla markalarımıza ulaştırıyor, onların salt büyüme değil; aynı zamanda dönüşüm ortağı olmaya devam ediyoruz. 

Tüm bu yetkinlik ve uzmanlığı içinde barındıran, müşterilerin iletişim ve dijital dönüşüm alanındaki tüm ihtiyaçlarını bütünsel bir yaklaşımla sunmak üzere tasarlanan “Power of One” iş modeli bizim için bir dönüm noktası oldu. Köşeli ve duvarları olan, ajans markaları öncelikli bir Holding organizasyonundan, bütünsel bakabilen modüler ve esnek bir platforma dönüşüm yolculuğumuz, marka değer zincirinde birçok farklı alana dokunan yeteneklerin birbirini daha iyi tanımalarını ve tamamlamalarını sağladı. Bu sayede her biri kendi dikeyinde uzman ajanslarımız ve daha doğru tabirle, uzmanlıklarımız arasındaki duvarları da yıkmış olduk. 

Bu duvarların yıkılması bizi salt hizmet odaklılıktan çıkarıp ürün odaklı da olabilen bir şirket yaptı. Pazarlama ve iletişim her zamankinden daha iç içe geçmiş durumda; dolayısıyla uzmanlarımızın kurduğu güçlü koalisyonlar sayesinde ortaklaşa hayata geçirdikleri ürün girişimleri de sonuçlarını veriyor. Dinamik ve modern kreatif üretimi ve optimizasyon ürünümüzü, live ve conversational commerce ürünlerimizi ve analitik çözümlerimizi süreçlerimize entegre ediyoruz.   

Bunun yanı sıra, bölge yönetimimizle birlikte rekor bir zamanda Türkiye’de sadece yurt dışı müşterilerimiz için çalışan bir uluslararası operasyon yapısı ve perfromans pazarlama merkezini hayata geçirdik. İnsan kaynağı anlamında salt İstanbul odaklı olmayan ve uzaktan çalışabilme sayesinde tüm Türkiye’de dijital pazarlama alanında yeni yetenekler yetiştirmeyi de hedefleyen bu girişimimiz sayesinde hem istihdam yaratıyoruz hem de alanımızdaki hizmet ihracatında önemli bir büyüme sağlıyoruz. Bu bize ayrıca mutluluk veriyor.

Merkezinde çalışanları olan bir yapı olarak, çalışanlarımızın hem bireysel hem de profesyonel gelişimlerini destekleyen dijital uygulamaları (Publicis Groupe’un küresel yapay zeka platformu olan Marcel), eğitimleri (kendi girişimimiz olan Performics Academy eğitim platformu, üniversite iş birliklerimiz, Meta, Google, Amazon, TikTok gibi iş ortaklarımızla hayata geçirdiğimiz eğitimler), şirket içi kısa molalarla uzmanlıklarımız kapsamında birbirimizi beslediğimiz ilham saatlerini (Publicis Academy kapsamında gerçekleştirdiğimiz online buluşmalarla) gündemimize entegre ettik. 

 

Necla Eylül Durukan Gelecekte bizleri neler bekliyor, önümüzdeki yıllar için nasıl planlarınız var?

İnanç Dedebaş Ticaret ayrı bir alan olmaktan çıkıp organizasyonların merkezine gelecek. Geçmişte dijital yapıları, hızlı büyüme öncesi nasıl ayrı tuttuysak, şimdi de de e-ticarete aynı şekilde bakıyoruz. Her marka, her şey, her an ticareti yapılabilir hale geliyor. Bu ticaretin tetikleyicisi bazen bir ünlü, bazen sade bir vatandaş, bazen de salt bir mesaj olabiliyor. Dolayısıyla e-ticaret platformlarının dışına taşmış, tüm dijital evrene yayılacak bir ticaretten bahsediyoruz. Hizmet verdiğimiz her dikeyde bu dönüşümde çok önemli rolümüz olacak. Bu konuda daha çok yatırım yapacağız ve aynen veride olduğu gibi, ticaret alanını da organizasyonumuzun merkezine çekeceğiz. 

Bunun yanı sıra, dönüşüm ortağı olmaktan bahsettiğimiz noktada veri ve teknoloji alanındaki momentumumuzu devam ettireceğiz. Ortaya çıkardığımız yeni ürünler, (misal e-ticaret bağlantılı dijital showroomlarımız gibi), verdiğimiz servisleri zenginleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda uçtan uca kurguladığımız tüketici yolculuğundaki katkımızı da artırıyor. Publicis Groupe özelinde Türkiye’nin dijital pazarlamanın yanı sıra prodüksiyonun belirli alanlarında da hub/merkez olabilmesi için çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye Hub modeli kendini ispatladığı için çok mutluyuz. Genç istihdamı ve hizmet ihracatı anlamında daha da büyüyeceğiz. 

Ayrıca markalar için en büyük rekabetçi avantaj olarak gördüğümüz yaratıcılık konusunda da ek yatırımlar yapacağız çünkü ürünlerin ve kapasitelerin birbirine hızla yaklaşabildiği iş dünyasında hala yaratıcılığın en büyük rekabetçi avantaj olduğuna inanıyoruz. Değişen tüketici ve güncel marka ihtiyaçlarına göre mecra bağımsız tasarlanan büyük fikrin ve bu hikaye anlatıcılığının mecralar arasındaki yolculuğunun gelişen etkisinin peşinden koşmaya devam edeceğiz.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.