Medya sahiplerinin karşısındaki tehlike

Medya sahipleri ve yayıncılar dağıtımın el değiştirmesiyle önemli bir tehlikeyle karşı karşıyalar. Nick Baughan, bu durumun tüm endüstriye zarar verebileceğine dikkat çekiyor.

Bir politika meraklısı olarak son zamanlarda sosyalizmin yeniden dirilişini görmek beni çok etkiliyor, çünkü dijital medya endüstrisiyle arasında bazı paralellikler olduğunu düşünüyorum.

Sosyalizm genelde “üretim, dağıtım ve değiş tokuşun sahipliğinin toplumda olması” olarak tanımlanır. Madalyonun diğer tarafında kapitalizm bulunur ve burada aynı kavramlar kâr amacıyla özel malikler tarafından kontrol edilir.

Müzik endüstrisinde neler oldu?

Müzik, dağıtım ve alışveriş anlamında sorun yaşayan bize en yakın endüstri olarak karşımıza çıkıyor. Kendi platformlarını yeniden şekillendirmek yerine plak şirketleri, müzik indirme ve dinleme sitelerine karşı savaş açtılar ve sonuçta iTunes ve Spotify tarafından alt edildiler.

Şimdi benzer konseptlerin sosyal medya platformlarına uygulandığı bir dünya düşünün. Dağıtım ve alışveriş anlamında Apple, Google, Facebook ve Snapchat’in medya sahiplerinin, Apple News ve Instant Articles’ın haber yayıncılarının işlerini kontrol ettikleri bir dünya.

Yakında içerik sağlayıcılar içeriğin kalitesine bağlı olmaksızın tüm gösterimlerin eşit olduğunu görebilirler. Bu da ilgili ve kaliteli içeriğin genelde algoritmik olarak erişim ile ödüllendirilmesini, böylece içerik üreticilerine doğrudan ödenen paraların önemli ölçüde dengesiz olmasını doğurabilir.

Haber yayıncıları için tehlike

Bu durum haber yayıncıları gibi masrafları yüksek olan şirketler için önemli bir tehlike oluşturuyor; zira dağıtım anlamında kontrolü platformlara teslim etmek, kendi içeriklerini verimli bir şekilde fiyatlandırmalarına engel olacak.

İçerik üreticileri ne yapabilirler?

Sosyalist mecra çağını iyi gözlemlemek lazım. Peki bu çağda içerik üreticileri ve sahipleri ne yapabilirler?

Önlerinde iki yol var. Birincisi alternatif platformlar kurarak kontrolü yeniden ele geçirmeye çalışırlar. İkincisi, artık bu gelirlerin yitirilmiş olduğunu kabullenip üçüncü parti platformlarındaki gelirlerini maksimize etmeye çalışırlar. Kontrolü yeniden ele geçirmek mümkün değil. Müzik alanında plak şirketleri, kendi platformları yerine birleşik bir yayın platformu kurabilirlerdi. Ama buna uyandıklarında artık çok geçti, bu fırsatı tamamen kaçırmış ve savaşı kaybetmişlerdi.

Medyada yayıncıların dağıtım işinden daha vazgeçmemiş olduklarına dair işaretler görülüyor. Bu yılın başında Axel Springer, dağıtım işinin kontrolünü yeniden ele geçirebilmek için harekete geçti ve haber agregatörü Upday’in lansmanını yaptı. Radyoda Dax ve haber alanında Pangea kendi endüstrilerinde mümkün olan en çok geliri elde etmek amacıyla yapılan dikkat çekici girişimlerdi.

Önümüzdeki tehlike

Ancak süper platformlarda dağıtım anlamında konsolidasyon trendi devam edecek gibi görünüyor.

Bu nedenle yayıncıların üçüncü parti platformlarından gelirlerini maksimize etmeleri gerçek bir mecburiyet olarak karşımıza çıkıyor. Bu, içeriğin fiyatlandırmasını hesaba dahil eden gelir paylaşım anlaşmaları anlamına geliyor. O zaman yayıncılara bir tehdit olan konu endüstrinin kurtarıcısı haline gelebilir.

Politika tarihinin bize öğrettiği şey şu: Modeller uç noktalara taşınırsa herkes kaybeder; bu durumda yayıncılar, platformlar ve tüketiciler. Kapitalizmin iyi tarafı şudur: Serbest pazar kaliteyi ödüllendirir ve sıradanlığı cezalandırır. Ama kaliteli içerik ödülünü alamazsa o zaman hepimiz gelecekte sıradan içerikle karşı karşıya kalacağız. Yayıncıların gelir modelindeki sürdürülemez denge, kaliteli içerik kaynaklarının azalmasına yol açacak ve bu da platformlara ve tüketicilere zarar verecek.

Üretimin sadece ayakta kalması değil gelişmesi için üçüncü bir yolun bulunması konusunda medyadaki herkesin üzerine görev düşüyor.

 

Nick Baughan    

Maxus UK CEO’su

Bu yazı Campaign Türkiye Mayıs 2016 sayısında yer almaktadır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.