Mediasummit’e internet damgasını vurdu

Türkiye’nin tek medya planlama ve satın alma odaklı etkinliği MediaSummit‘in ikincisi katılımcılardan büyük ilgi gördü. 2 günboyunca süren oturumlarda 29 medya ve pazarlama uzmanı ile akademisyen vizyonlarını dinleyicilerle paylaştı. Etkinliğe 44 ayrı markanın yöneticisi, 27 medya kuruluşu temsilcisi, 22 medya ajansı olmak üzere toplam 320 kişi katıldı.

Medyayı düşünenler, planlayanlar ve yönetenleri buluşturan MediaSummit 2015,bu yıl ikinci kez düzenlendi. 27-28 Nisan tarihlerinde The Marmara Otel Taksim’de gerçekleştirilen oturumlarda dünyaca ünlü 7 marka ve medya liderinin de aralarında bulunduğu 29 konuşmacı fikirlerini katılımcılarla paylaştı. Zirvede, “Pazarlama 3.0 Çağında YeniMetrikler”, “Dijital Darvinizm ve Reklamda Gelişen 4 Güç”, “Veri Gazeteciliği”, “Medya Tüketim Alışkanlıklarında Dönüşüm”, “Ücretli Medya & Kazanılan Medya”, “Sözde Değil, Özde Dijital Dönüşüm”, “TV Öldü mü?”, “Yaşasın Yerliler”, “Medya Tüketim Alışkanlıklarında Dönüşüm”, “Pervasive Web”, “Radyo Reklam Pazarı” gibi konular ele alındı. Alpay Alptekin‘in moderatörlüğünü, Savaş Karakaş‘ın ise sunuculuğunu yaptığı MedyaSummit 2015’te, çok katılımlı oturumlar da dikkat çekiciydi.

Reklamcılık Vakfı adına MediaSummit 2015’in açılış konuşmasını yapan Lize Karaboğa; “MediaSummit’in alanında ilk ve tek medya zirvesi olmasından, bu zirveye destek vermekten son derece mutlu olduklarını” belirtti. Karaboğa, “Media Summit artık gelenekselleşen bir organizasyon oldu.  Bu yıl daha çok katılımcı ile daha geniş bir kitleye hitap etmeye ve daha fazla başlığa odaklandık.  Önümüzdeki yıl için başarı ve beklenti çıtamız daha da yükseldi” dedi.

MediaSummit 2015’te konuşan RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun; yayıncıları, reklamcıları ve reklamverenleri yakından ilgilendiren medya ölçümleri konusuna değindi. Dursun, “izlenme/dinlenme ölçümlerindeki geçmişte yaşanan sorunların, ölçümü yaptıran platformun gerçek veya tüzel kişiliğinin bulunmaması, kırsal Türkiye’nin kapsanmaması, yayıncıların eksik temsili olduğunu” belirtti. 2010-2014 yılları arasındaki reklam yatırımları hakkında bilgiveren Dursun, 2010-2014 toplam reklam yatırımlarının %64, TV reklam yatırımlarının %51, radyo reklam yatırımlarının ise %32 oranında arttığını söyledi.

Dursun şöyle devam etti: “İzlenme ve dinleme oranı ölçümü, görsel işitsel sektörün en hayati konusudur. Görsel işitsel tekelin devam ettiği 1990’lı yıllara kadar ölçümde bir sorun ve rekabet yoktu. Ticari televizyon ve radyonun gündeme gelmesiyle birlikte reklamlar yeni ölçümü gündeme taşımış oldu. Yayıncıların ayakta durmak için reklam almaları gerek. Yoksa ay başında 400-500 kişiye yatırım yapmaları mümkün değil.”

Etkinliğin en ilginç konuşmacılarından tiyatrocu, poker oyuncusu, medyacı Caspar Berry, iş hayatında daha başarılı olmak için iyi hesaplanmış risklerin neden alınması gerektiğini anlatan konuşmasında korku ve başarısızlık duygusunun bizleri daha ileriye taşımak için birer engel olduğunu söyledi.  Berry, “Kazanmak için kaybedebilecek deneyler yapmaya hazır olmalıyız. Uzun sürede başarılı olmak için kısa sürede kaybetmeyi göze almak lazım. Şunu unutmamak gerekir ki; işinize yaramayan fikirler kabul edilebilir hatalar olarak geçecek tarihinize”  diye konuştu.

Özyeğin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Tolga Akçura, “Pazarlama 3.0 Çağında Yeni Metrikler” adlı oturumdaki konuşmasında sosyalmedyanın pazarlamaya olan etkisinden bahsetti. Akçura, “Pazarlama gözlerinizin önünde değişmekte.  Sosyalmedyayla gördükki müşteriler markayı istediği yöne çekip markaların satışlarını etkileyebiliyorlar. Dünya hızlı değişmekte. Mobil buna başlı başına bir örnek. Artık teknolojiler, çantalar, kıyafetler, ayakkabılara kıllanıyor. Taşınabilir giyinebilir cihazların çağındayız. Dijital ve sosyal dünya pazarlamayı yeniden yapılandırdı” dedi.

İlk günkü oturumda konuşan pazarlamacı ve Instagram fenomeni Nilgün Bodur içeriğe vurgu yaptı ve markalara seslendi: “Ünlüye yatırım yapmadan önce içeriğinizi sağlamlaştırın. Takipçiyi sadık, trafiği sürekli tutmak için tekrara düşmeyen, otantik içerikler yaratın. İnsanlar öğretilmeye değil, keşfetmeye değer veriyorlar.  Sosyal medyadaki takipçi sayısı önemli değil. İçeriği doğru bir şekilde sunamıyorsanız kimse sizi takip etmez. Markayı pazarlamak için yanlış mecralara trafik verirseniz doğru sonucu bulamazsınız.”

Büyüyerek başarıya ulaşmak için dijitalleşmenin önemine vurgu yapan Bijan White ise şunları söyledi: “İnternete bağlı nesne sayısı (tablet, telefon, dizüstü bilgisayarlar etc.) bugün yaklaşık olarak 15 milyar ve dünyada 4,5 milyar kullanıcı var. Dünya nüfusunu düşündüğümüzde bu muazzam bir rakam. Dijitalleşme bu anlamda çokönemli, programatik medya tam da bunun ortasında kalıyor. 2014 yılında programatik medyaya 25,5 milyar sterlin harcandı. Bu, global reklam sektörünü etkileyen bir durum. Programatik medya alanında Türkiye de hızla büyüyor ve iyi örnekler oluşmaya başladı.”Programatikmedya’nınfaydalarınıngelişmiş hedefleme, gerçek zamanlı hamle, düşen maliyetler, daha iyi içgörü, kişiselleştirme ve daha iyi yaratıcılık olduğunu vurgulayan White, “ajansların programatik medyayla ömürlerinin daha uzun olacağını” belirtti.

Daha önce BBC ve The Guardian gibi uluslararası medya gruplarında çalışan Kevin Anderson, tüm dünyada yeni kuruluşların fark yaratmak ve hedef kitlelerin dikkatini çekmek için veri haberciliği ve bunun bir yan ürünü olan görsel haberciliğe yöneldiklerini vurguladı. İnternetin kullanımıyla birlikte çok fazla veri ve bilginin hayatımıza girdiğini belirten Anderson, şöyle devam etti: “İçerik artık nadir bulunan bir meta değil. Sonsuz seçeneğiniz var. Gazeteci olarak pazarlamacılar ve reklamcılar için nasıl fark yaratacaksınız, işte veri haberciliği bu noktada devreye giriyor. Yapılan bir araştırmaya göre gazete okurken geçirdiğimiz süre ortalama 8-12 dakika iken sosyal medya üzerinde özellikle facebook’ta bu süre 7,5 saate çıkıyor. Buna karşı bir rekabet içerisindeyiz.”

Çok ekranlı dünyada medya planlanmasının nasıl yapılacağına dair bilgiler veren George Saliaris Fasseas, artık dijital diye bir şeyin olmadığını ve her şeyin dijital olduğunu vurguladı. Mobilin 5 senede en büyük mecra olabileceğinin altını çizen Fasseas; “ Programatik TV yeni bir kavram. Türkiye için şöyle bir örnek vermek istiyorum. Ulan İstanbul dizisini TV’de 500.000 kişi izliyordu. 34. bölüm online yayınlandı ve 1.500.000 kişinin izlediğini gördük. İnternetteki reytingler TV’yi geçti. Bu demek oluyor ki; programtik TV Türkiye’de de günden güne iyileşiyor ve gelişiyor. Türkiye için bir diğer çarpıcı sonuç ise şu; nüfusun %52’si sosyal medya kullanıyor. 2014 rakamlarına baktığımız zaman Türkiye’de 24 milyon kişi Facebook’a giriş yapmış. Daha da ilginç olanı ise 19 milyon kişinin mobilden giriyor olması. Şok edici gerçek şu; aylık olarak aktif kullanıcıların %65’i her gün giriş yapıyor. Bunu medya planlarınızda nasıl kullanabilirsiniz düşünün. Yeterince değişime hızlı ayak uydurabiliyor muyuz?, rakiplerden farklılaşabiliyor muyuz?  bu soruların cevapları bizim için çok önemli” dedi.

Kullanımı hızla yayılan webin günümüzdeki yansımalarını açıklayan Tom Goodwin ise; dijital alanlar ve fiziksel alanların iç içe geçtiğini, internetin her yerde olduğunu ve ‘hava gibi bir hal’ aldığını söyledi. İçeriğin önemini vurgulayan Goodwin; bağlamın, kişiselleştirme, otomatikleştirme ve kişiselleştirilmiş internetin her şeyden daha önemli olduğunu belirtti. Teknolojinin, problemi bulmak için değil çözmek için olması gerektiğinin altını çizen Goodwin, mobil araçların etrafımızdaki her şeyin çıkış noktası olacağını ve ekranların hayatımızın her yerinde olacağını söyledi.

Radyocu Mehmet Akbay ise radyo sorunlarına değinerek;  “Radyo dinleyicinin dostudur, özgür ve temiz bir mecrayız. Radyo planlamasında daha objektif, çeşitlilik içeren bir yapı kurulması gerekiyor” dedi.

 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.