Markalardan beklentiler yüksek

COVID-19 salgını başladığında bunun da SARS ve MERS gibi bizden oldukça uzak olacağını varsayıyorduk; ancak Avrupa’da kısa sürede hızla yayılması ve özellikle İtalya örneği ile salgının kapıda olduğunu gördük. Salgının Avrupa’ya ulaşması ile birlikte MullenLowe network ajansları olarak aramızda hızlı bir iletişim başladı ve ilk başta gün gün sonrasında ise hafta bazlı olarak tüm verileri; ülkenin durumunu, ajansların ve müşterilerin durumunu birbirimizle düzenli paylaştık. Hâlâ tüm ülkelerin CEO’ları olarak da haftalık toplantılarda paylaşmaya devam ediyoruz.

Bizim aksiyona geçmemiz 12 Mart’ta IPG’den gelen “home-office çalışma sistemine başlamanızı tavsiye ederiz” maili ile oldu. Ertesi gün ajans yöneticileriyle hızlıca bir araya gelerek durumu değerlendirdik. Zaten ajans içinde dezenfektan bulundurmak, maske temini, hijyen şartları konusunda gerekli tedbirleri almıştık. Aynı zamanda Mart ayının başından itibaren olası bir karantina halinde evden çalışmak için IT planlarımızı tamamlamıştık.

16 Mart itibarı ile evden çalışma modeline geçtik. O güne kadar varlığından haberdar olduğumuz ama hiç kullanmadığımız Zoom, Microsoft Teams ve IPG güvenli dosya transferi uygulamaları üzerinde hummalı bir çalışma başladı. Haftalarca inanılmaz yoğun şekilde çalıştık. Müşterilerimizin hemen hemen hepsi bizlerle birlikte evden çalışma modeline geçmişti dolayısıyla müşterilerimizle işimizi en iyi şekilde yapmaya odaklandık ve hiçbir sorun yaşamadık. Tam tersi, hepsiyle bu durumu hep birlikte en iyi şekilde atlatabilmek için hem çok özverili hem de çok anlayışlı ilişkiler içinde ilerlettik tüm işlerimizi. Hepimiz yeni koşullara hızlıca adapte olduk.

Tüketiciler sadece ürüne değil, böyle bir dönemde hem tüketiciye hem de dünyaya fayda yaratan markaları merceğine aldı. Markalardan beklentiler her zamankinden daha yüksekti.

Markaların bazıları çok etkilenirken, daha çok “temel gıda”, “temel temizlik” ürünleri diye adlandırılan ve İngilizce’de aslında “gerekli ürünler” diye tanımlanan ürünlerin aslında ne kadar hayati ve önemli olduğunu tüm dünya bir kez daha anladı. Bu yaşanan süreçte çamaşır suyu ya da tuvalet kağıdı hepimiz için altın değerindeydi. Markaların hayatımızdaki anlamı bir kez daha önemini gösterdi. Tüketiciler sadece ürüne değil, böyle bir dönemde hem tüketiciye hem de dünyaya fayda yaratan markaları merceğine aldı. Markalardan beklentiler her zamankinden daha yüksekti. Kampanyalarımızı oldukça hızlı değişen günün şartlarına göre adapte ettik, gündem doğrultusunda yayınlama ya da yayınlamama kararını müşterilerimizle konuşarak birlikte verdik.

Online toplantı yapmak günlük toplantı sayımızı 6-7’ye çıkarttı, eskiden bir günde neredeyse 3 toplantı yapabilirken, çok daha verimli bir çalışma düzenine geçtik. Hayatımızdan trafik çıktı, bir yerlere ulaşmaya çalışmak için harcadığımız enerjiyi tamamen işimize harcayabildik. Bu ortamda insanlarla bireysel temas ajanstakinden çok daha önemli ve hassas oldu, biz MullenLowe’da her hafta happy hour yapmaya gayret ettik. Yaz başında tüm çalışanlarımıza tatlı birer hediye gönderdik, arkadaşlarımız okudukları kitapları tüm ekiple paylaştılar. Biz bu süreçte belki de eskisinden çok daha sıkı ve iyi çalışan bir ekip olduk.

Yaratıcılık pandemi sürecinde özellikle prodüksiyonların durması ile bambaşka dinamiklerle ilerledi. Öte yandan bu ortamda bile, uymaya mecbur olduğumuz yeni kurallara rağmen yaratıcılık kendine yeşerecek yeni çatlaklar buldu ve ilerledi. Bu pandemi yaratıcı düşüncenin, yaratıcı iş modellerinin, bakış açılarının aslında ne kadar önemli olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Pandemi hayatımızın ezberini bozdu, aynı yaratıcı fikirlerin yaptığı gibi.

 

Ela Gökkan Savci,

MullenLowe Istanbul, CEO

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.