Marka sahada olunur

Neden mi marka sahada olunur? Çünkü hedeflediğiniz kitleyi kazanıp bu ilişkiyi sürdürdüğünüz ölçüde var olabilir, anlamlaşabilirsiniz. Yaptığınız reklamın, anlattığınız hikayenin, sağladığınız faydanın, yarattığınız beklentinin, verdiğiniz vaadin arkasında durabilmeniz için sahada en doğru, en etkin, en verimli ve en samimi bir şekilde olmanız şart. Bunun içinde en önemli faktör insan ve eğitim.

Aşağıda sevgili öğrencim Polen Gökbuget’in kaleminden Apple Inc.’e bir çağrı var: Aman Türkiye’deki temsilcinizi doğru seçiniz.

Semih Yalman/ Editor in Youth

[email protected]

—————————————————————————————–

Eylül başıydı. Hocam Semih Yalman bana yeni Apple ürünleri almak istediğini ve hatta evdeki eski Apple ürünleri ile takas etmek istediğini söyledi. Amacımız eski ürünleri verip aradaki farkı ödeyerek yeni ürünler almaktı. Hocamın illaki Apple ürünleri satan X şirketi ile çalışmak istemesi sonucu hemen iletişime geçtim. Evdeki eski Apple’lar da daha önce aynı yerden alınmıştı. Dolayısıyla X şirketinin kurumsal bölümünden bir bayanla görüşüp durumu açıkladım ve yeni ürünler için fiyat istedim. Bu esnada da eve teknik birimden birileri gelip evdeki Apple ürünlerini kontrol edip değer biçecekti.

Bu esnada herşey gayet yolunda gitti. Eski ürünler için fiyat belirlendi, yeni ürünler için fiyat belirlendi. Bu talebimiz, uygun bir gün belirlenip değişim yapıldıktan sonra hallolmuş olacaktı. Gün belirlendi. Teknik birimin eve gelip değişimin olacağı sabah, ödeme almaları gerektiği söylendi. Gayet tabii bunu hemen hallediyorduk ki, ben net olarak ne kadar ödenmesi gerektiğini sorduğumda evde verilen fiyattan çok daha fazla bir fiyat ortaya çıktı. Bunu yanımda olan Semih Hocamla paylaşınca o da bu duruma sinirlenerek bu alışverişi iptal etti. Teknisyen arkadaş bu esnada bana geri dönüş yapıp bir yanlışlık olduğunu söyledi ve anlaştığımız fiyatı tekrardan doğruladı.

Burada bir art niyet söz konusu değildi, asla bu şekilde düşünmedik. İnsanoğlu hata yapabilir, bu tarz yanlışlıklar olabilir. Ancak bu noktada önemli olan, Apple satan ve profesyonel olması gereken bir kurumun profesyonelce davranmıyor oluşu.

Aradan bir hafta geçtikten sonra ben hocamı ikna edip tekrar aynı kurum ile iletişime geçtim. Bizimle ilgilenen de teknik birimdeki aynı arkadaşımız. Sağ olsun bu durumun sonuçlanması için canla başla sadece kendisi çalıştı.

Bayram sonrası için gün belirlendi. Ancak hocam toplantı için şehir dışındaydı. Öğretim üyesi kimlik kartını bana, kredi kartını ise eşine bırakmıştı. Biz teknisyen arkadaşlarla evde buluştuk. Ödeme mail order şeklinde gerçekleşecekti. Kredi kartı bilgileri vardı. Saat 15:30 civarıydı evde buluştuğumuzda. Hemen eski ürünler tekrardan kontrol edildi. Aradaki tutar için ödeme yapacaktık. Ancak AMEX ile mail order olmadığını belirttiler.

Semih Hoca toplantıda, sevgili eşi İstanbul’da ama toplantıda. Bir an önce alternatif fikirler üretmeye çalışmam gerekiyordu. Bu durumda bu kurumun yapması gereken, müşterisine olabildiğince kolaylık sağlamak olmalıydı. İlk seçeneğim Semih hocamın eşinin bu şirkete bağlı mağazalardan birinden bu tutarı çektirmesiydi. Teknisyen arkadaş kurumsal bölümden bir bayanla konuşuyor, o bir başkası ile konuşuyor… Derken saat 17:00 oldu. Sonuç; kurumsal ödemeler mağazadan olamıyormuş. “Tamam. Şirket prosedürüdür. Saygı duyarız” dedik. Sonra bir haber. “Tamam bu şekilde olsun”. Samih hocanın eşini bilgilendirdim. Gün içinde halledeceğini söyledi. Saat 17: 30.

Kurumsal departmandan aynı bayandan cevap: “Olmaz ödeme yapmadan olmuyor”. Eski ürünler alınsın, yeniler de geri alınsın, sonra kargolanırmış. Kimliğimi bırakayım? Olmaz. İmza atayım? Olmaz. Neden? Faturada Semih Yalman yazıyor, kendisinin imzası gerekir.

En son dayanamayıp teknisyen arkadaşa ortaklarınızdan biri hala şu şahıs mı diye isim verdim. Teknisyen şaşırıp endişeli bir halde onayladı ve tanıyıp tanımadığımı sordu. Sorduğum kişinin oğlu benim kuzenimin kuzeni oluyordu. Yani uzaktan da olsa bir ahbaplığımız var. Ben böyle ufak, bu gibi bir kurum tarafından halledilebilecek, araya hatır işi sokmaya gerek kalmayacak bir konu için kimseyi aracı etmemiştim. Ancak öyle ki etmek gerekiyormuş. Hemen iletişime geçtim ve neden daha önce haber vermediğimi sordular, ben de durumu anlattım. Gerek olabileceğini düşünmemiştim dedim. Diğer ortak ile iletişime geçirdiler beni. Kendisine durumu izah etmeye çalıştım. Pek anlaşılamadım ancak. Şirket ortaklarından olan şahsa anlattığım gibi durumu bir kez daha anlatıyorum:

“Semih Yalman şehir dışında ve toplantıda. Eşi toplantıda. Ödeme bugün olacak. Saat zaten aşağı yukarı olmuş 18:00. Benim bir koca günüm boşa gitti. Tabii ki asistanı olduğum hocam bu zamanı alabilir. Benim işim bu. Ancak benim zamanımı alan bu kurum. Ben hem okuyan hem çalışan bir insanım. Sınavlarım başlıyor. Koskoca bir gün, yok bu şekilde olmaz yok şu şekilde olmaz cümlelerini duyarak geçti.”

Önce Semih Yalman’ın kim olduğunu anlattım şirket ortağına, daha sonra da şu cümleleri kurdum: “Ben daha önce de ortağınız aracılığıyla iletişime geçip bu değişimi gerçekleştirebilirdim. Neredeyse bir buçuk ay oldu. Böyle ufak bir konu hallolamadı. Neden bugün aracı olmalarını için aradım? Çünkü belki ben güven oluştururum ve durum bir an önce hallolur” dedim.

Evden çıktığımızda saat 19:00’a geliyordu…

İşte o günden çıkardığım sonuçlar şunlar:

1- Bir kurumun öncelikle yapması gereken müşterisine kolaylık sağlamak ve zamanını çalmamak olmalıymış.

2- Müşteriniz eski, yıllanmış müşterilerinizden ise, bir de bu kişi bir öğretim üyesi ve de profesyonel yaşantısında çok kıymetli kurumlarda çalışmış başarılı ve özel biriyse, biraz şirket prosedürlerinden taviz verip kolaylık sağlanmalıymış.

3- Maalesef ve maalesef Türkiye’de halen işleyen “1” numaralı kural profesyonellik değil, hatır ile iş çözmekmiş…

Polen Gökbuget

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Aralık 2013 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.