Marka insanlaştırmada öne çıkan beş örnek

Media Update İçerik Üreticisi Taylor Goodman, insan dokunuşunu mükemmel bir şekilde yakalamayı başaran beş marka kampanyasını gözler önüne seriyor ve detaylı olarak analiz ediyor.

Bugünlerde insanlar, yaptıkları şeylerle paralel bir duruş sergileyen markaları desteklemek istiyor. Bu da marka insanlaştırmayı çok önemli hale getiriyor.

Halkla ilişkiler uzmanları, yüksek eğitimli hikaye anlatıcıları olduklarından, hedef kitleyle bağlantı kurma sürecini çok daha kolay hale getirebilirler. 

Halkla ilişkilerin rolü, güçlü bir marka itibarı oluşturmak ve sürdürmektir. Bunu yapmanın en iyi yolu, marka insanlaştırmak, özgün ve güvenilir olmayı sağlamaktır. Ama nasıl? En büyük markalardan öğrenebiliriz.

1. Burger King: Order from McDonald’s 

Kampanya

Dünyanın en büyük fast-food zincirlerinden ikisi olan Burger King ve McDonald’s arasında kıyasıya bir rekabet var. Ancak Burger King geçtiğimiz yıl imza attığı bir kampanyasında, tüketicileri beklenmedik bir şekilde “McDonald’s’tan Sipariş”e teşvik etti ve şaşırttı.

“Order from McDonald’s” başlıklı görselin paylaşıldığı tweet Burger King’in İngiltere hesabına aitti. Ülkedeki ikinci karantinadan önce yayınlandı.

COVID-19 pandemisi özellikle konaklama sektörü için zorlu geçti ve fast-food zinciri tüketicilere, (zorlu rakipler olsalar bile) “binlerce çalışanı olan restoranların şu anda gerçekten desteğe ihtiyacı olduğunu” hatırlattı.

Peki bu, markayı nasıl insanlaştırdı?

Burger King’in bu hareketi, pek çok kişinin öngöremediği bir şeydi ama tam da bu yüzden çok güçlü bir kampanya oldu.

Burger King’in insani yönünü göstermesi hayranlık uyandırdı. Bu, yalnızca kârla ilgilendiklerini değil, markaların zor zamanlarda birlikte çalışabileceğini ve çalışması gerektiğini kanıtladı.

Source PR Kıdemli Halkla İlişkiler Temsilcisi Jessica Pardoe: “Basında çokça yer alacak kadar cesur ve sosyal medyada çok fazla konuşulduğu için gerçekten beğendim.” dedi.

2. Uber: Thank you for not riding

Kampanya

Sokağa çıkma yasağı 2020’yi kasıp kavururken Uber, yolcuları evde kalmaya teşvik eden ‘Yolculuk yapmadığınız için teşekkür ederiz’ kampanyasını başlattı.

Video; evlerinde kendilerini tecrit eden, arkadaşlarını ve ailelerini görüntülü arayan, evde egzersiz yapmayı deneyen insanların görüntülerini içeriyordu.

A’dan B’ye varmak için yalnızca uygulamayı kullanan kişilere odaklanan bir işletme olarak bu kampanya, sosyal medyanın yanı sıra reklam ve PR alanlarında da büyük ilgi gördü.

Ek olarak Uber, şirketin “dünya çapında 10 milyon ücretsiz yolculuk ve teslimat hizmeti vererek bu çalışanları ön saflara taşımaya yardımcı olmak için küresel bir taahhütte bulunduğu “Önemli Olanı Taşı” kampanyasını başlattı.

Peki bu, markayı nasıl insanlaştırdı?

Bu kampanya, markanın kullanıcıları hizmetini kullanmamaya ve evde kalmaya teşvik etmesi için şaşırtıcı ve özverili bir hamleydi.

Uber’in pandemi sırasında tedbir ve güvenliği teşvik etmek için platformunu kullanması sorumlu bir hareketti. Bu, ilişkilendirilebilir video ile birleştiğinde, marka insanlaştırma anlamında büyük bir adım oldu.

Bu kampanya ve ‘Önemli Olanı Taşı’ çalışmasıyla Uber, tüketicilere paradan daha fazlasını önemsediğini kanıtladı; sosyal iyiliği ön planda tuttu. Uber, şirket değerlerini açıkça göstererek daha güvenilir olmayı ve şefkatli bir marka algısı yaratmayı başardı.

3. Zara: Shot-from-home

Kampanya

Pandemideki kaliteli PR kampanyaları çerçevesinde, Zara’nın ‘Evden Çekim’ girişimi, moda koleksiyonunda kendi fotoğraflarını çeken modellere yer verdi.

Çoğu stüdyo ve depo (zorunlu olmayan işletmeler) pandemi nedeniyle kapatıldığından, Zara’yı evlerinin konforunda ürünü kendileri çekecek modeller bulan Zara, moda sektörü tarafından övüldü.

Kampanya, kendi fotoğraflarını çeken modellerin kişisel stilini yansıtan, ezber bozan görüntülerden oluşan bir koleksiyonla sonuçlandı.

Peki bu, markayı nasıl insanlaştırdı?

Zara’nın kampanyaları genellikle gösterişli ve lüks moda olduğundan, bu modelleri daha ilişkilendirilebilir bir ortamda görmek ferahlatıcıydı. Bu, fotoğrafların ilginç ve yaratıcı doğasıyla birleştiğinde, görünüşte öz güvenli bir markanın daha doğal davrandığı görüldü.

Buna ek olarak birçok müşteri, kampanyadaki bazı fotoğrafların anormalliğiyle dalga geçti ve çevrim içi ortamda büyük münakaşalara yol açtı. Bu, popülerliğini daha da artırdı.

4. KFC: #RateMyKFC

Kampanya

‘#RateMyKFC’ kampanyası, KFC’nin hedef kitlesinin ilgisini çekmek için sosyal medyada kullanıcı tarafından oluşturulan içeriğin gücünden yararlandı. Marka bunu, bireyleri fast-food zincirinin bazı özel yemeklerinin versiyonlarını Twitter’da #RateMyKFC hashtag’iyle paylaşmaya teşvik ederek yaptı.

Hashtag, kullanıcıların ev yapımı yemeklerinin iyi ve kötü fotoğraflarıyla dolup taştı ve sosyal medyayı hızla salladı. Fast-food devleri daha sonra “All By Myself” şarkısını fona koyarak en iyi (en komik, felaket) yemekleri bir videoda derledi.

Karantina önlemlerinin gevşetildiği zamanlara denk gelen kampanya, KFC’nin İngiltere ve İrlanda’daki 500 restoranı teslimat için yeniden açmasına izin verdi.

Peki bu, markayı nasıl insanlaştırdı?

#RateMyKFC kampanyası birçok nedenden dolayı dâhiyaneydi. Kampanyasında kullanıcı tarafından oluşturulan içeriği kullanarak, marka hemen ilişkilendirilebilir durumdaydı.

Hepimiz karantina sırasında fast-food veya diğer lüks yiyeceklere erişemediğimizden ve kendimiz daha fazla yemek pişirmek zorunda kaldığımızdan bu, birçok tüketicinin kendinden bir şeyler bulabileceği bir mücadeleydi.

Ayrıca bu kesinlikle komik ve neşeli bir kampanya, markanızı insansılaştırmanın bir yolu varsa, o da iyi yerleştirilmiş bir mizahtır.

Gong CMO’su Udi Ledegor, bunu mükemmel bir şekilde ifade etti: “İlginç bir insanı oluşturan tüm insan nitelikleri, ilginç bir marka yaratmak için de işe yarayacaktır.”

5. Google: #AYearInSearch

Kampanya

2020 hepimiz için zor bir yıldı ancak Google, #AYearInSearch kampanyasıyla karşılaştığımız tüm önemli olayları ve zorlukları vurgulamak için elinden gelenin en iyisini yaptı.

Bu videoda 2020 yılı boyunca #BlackLivesMatter protestoları, Amazon yangınları ve Kobe Bryant gibi önde gelen isimlerin ölümü gibi tarihi anlardan kesitler yer aldı. 

Kampanya acı-tatlı bir tonda olsa da kullanıcılara zor zamanlarda bile yalnız olmadıklarını gösteriyor.

İster “dünya nasıl değiştirilir?” ister “Mars neden kırmızı?” diye araştırıyor olsunlar, muhtemelen aynı soruları ve endişeleri olan milyonlarca başka internet kullanıcısı var.

Peki bu, markayı nasıl insanlaştırdı?

Google gibi devasa bir markanın tanıtıma gerçekten ihtiyacı olmasa da #AYearInSearch kampanyası, herkesin zorlu bir yıl boyunca deneyimlediği kolektif yolculuğunun hikayesini anlattı.

Bu kampanya, kişiselleştirilmiş bir mesajla hikaye anlatırken Google’ı insanlaştırdı ve izleyicinin kalbine hitap etti. Ek olarak, olağan insanların kendilerini izole ettikleri görüntüleri gösterdi ve şirketin geniş kitlesinin ilişki kurabileceği anılardan yararlandı.

Kampanya, bireylerin yıla olumlu bakmalarına yardımcı oldu, eşitlik ve bilgi arayışı gibi önemli mesajları incelikle iletti. Böylelikle hedef kitle, Google’ı “ihtiyacınız olduğunda her zaman yanınızda” olan bir marka olarak algılayabilecekti.

Taylor Goodman

Media Update İçerik Üreticisi

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 122. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.