Marka-ajans ilişkisi hangi celebrity’e benziyor?

Zaman zaman gergin zaman zaman keyifli vakit geçiren reklamveren-ajans ilişkisini reklam sektörü nasıl görüyor?  Bu yazı, Campaign Türkiye Mart sayısında yer alacaktır… eğer öneriniz  ve görüşlerinizle hem web’de hem de dergide yer almak istiyorsanız, [email protected] adresine Türkiye’deki reklamveren-ajans ilişkisinin hangi ünlü çifte benzediğini yazın.

Her toplantıda ve katıldığımız her röportajda üzerine vurgu yapılan en önemli cümleler, “Ajans ve marka işbirliğimiz dolayısıyla bu kampanya bu kadar başarılı oldu” ve “Reklamveren ve ajans arasında bir sinerji oluştu. Başarının sırrı budur” oluyor.

Peki bu kadar yakın çalışan ve buna rağmen olaylara ve kampanyalara farklı açılardan yaklaşan iki işletme gerçek hayatta celebrity bir çift olsa hangisine benzerdi? Bu soruyu reklamcılara yönelttik. Kimi en zor anda birbirini bırakmayan Rahşan-Bülent Ecevit çiftini örnek gösterdi, kimi ise birbirlerine yalan söylemeyerek güçlenen Sharon-Ozzy Osbourne çiftini.

Cem Batu- Plasenta Kurucusu ve Yönetici Kreatif Direktörü

Hayaller: Brad Pitt- Angelina Jolie İdeali: Victoria Beckham- David Beckham Gerçekler: Kim Kardashian ve Kanye West

 

Ateş İlyas Başsoy- Fayda Ajans’ın Kurucusu ve Yaratıcı Yönetmeni 

Ajanslar ve reklamverenlerin, ajansına ve reklam verenine göre değişken halleri var. İşte onlardan aklıma gelenleri:

Rahşan ve Bülent Ecevit

RAHŞAN – BÜLENT ECEVİT: Yani uzun yıllar, hep sevgiyle, hep inançla giden ilişkiler… Bu tip ilişkiler zaman zaman kriz de yaratsa, en zor günde bile eller birbirinden ayrılmaz. Zamanla bu naiflikten mucizevi sonuçlar doğar. Cesaret ve dürüstlük şarttır… Bu devirde böylesi zor bulunur ama içinizi rahatlatacaksa, eski devirlerde de zor bulunuyordu.

İBRAHİM TATLISES – “AŞKISI”LARI: Nikah kıysa da fark etmez, bir kamyon çiçek yollasa da. Onunla hiçbir şey garantide değildir. Ajans “Kralla bir yastığa baş koydum” diye sevinirken, kralın kafası o esnada bambaşka bir yastıkta olabilir. Hiç beklenmedik bir anda müşteri, ajansı ters klişeye yatırıverir: Sorun bende değil sendedir. Ya çok küçüksündür, ya çok büyük; ya frene basmıyorsundur, ya heyecan vermiyorsundur… Her şekilde ajans suçlu, reklamveren güçlüdür. Kimler gelir hayatından kimler geçer; hiçbiri iflah etmez. Böyle reklamverenin reklamından da, parasından da kimseye hayır gelmez.

BEYONCE – JAY Z: Rabbim her Beyonce’ye bir Jay Z nasib etsin. Ne güzel işte, her iki taraf da başarılı, herkes memnun; her şarkıları muhteşem, fotoğrafa da iyi geliyorlar.

Beyonce ve Jay-Z

SHARON STONE VE ZENGİN SEVGİLİSİ: Hikayeyi net hatırlıyorum ama adamın adını bulmaya Hazreti Google bile yetmedi. O kadar çok sevgilisi olmuş ki Sharon Abla’nın… Neyse efendim Sharon Stone kendinden bile kat kat zengin sevgilisinden ayrıldıktan sonra sevgilisi olan terbiyesiz adam “Bu kadar zengin olmasam, benle birlikte olmazdı” deyivermiş. Stone Abla’mızın yanıtı da taş gibi olmuş: “Bu kadar güzel olmasam, o da benle birlikte olmazdı” diye… Yani bir nevi alışveriş durumu… Bazı reklamveren ve ajans ilişkileri de böyledir. Alan aldığından memnun, veren verdiğinden memnun. Yeter ki ilişki bitince çenemize sahip çıkalım, değil mi?

 

Nicole Kidman ve Tom Cruise

TOM CRUISE ve NICOLE KIDMAN: Ünlü çift boşandıktan sonra mahkeme kapısında Nicole’a ne hissettiği sorulur: “Yaşasın topuklu ayakkabılar” der… Bazen zorlamaya gelmez canlar. Tom Cruise olsan bile yürümez işler…

KEREM İLE ASLI: Yok öyle bir ilişki. Her zaman makyajını, sporunu yapacaksın; hep bakımlı olacaksın; yırtmacını, bağrını yeterince kapalı, yeterince açık tutacaksın; hiçbir zaman “sana aitim” demeyeceksin. Rahşan ve Bülent zor bulunur, Kerem ile Aslı hiç bulunmaz… Twitter’da her türlü iftira dolanırken, kimse sürekli aşkla devam edemez. Satışlar artmazsa bu tren daha fazla gitmez. Bence çölde veya toplantı odasında buluşmalarınızı bir an önce yatay pozisyona getirin; zira çocuk olmaz, reklam dönmezse yönetim kurulundaki güler yüzlü kaynanalar, görümceler kemiklerinizi sıyırıverirler, haberiniz olsun.

Oktar Akın- Leo Burnett İstanbul-Kreatif Direktörü

Sharon ve Ozzy Osbourne çifti

Sharon-Ozzy Osbourne: Sağlıklı bir reklamveren-reklam ajansı ilişkisini, yakında evliliklerinin 33. senesini kutlayacak olan Sharon-Ozzy Osbourne çiftinin ilişkisine benzetebilirim. Başlarına ne gelirse gelsin, her defasında evliliklerine sahip çıkabildiklerine şahit olursunuz. (1989’da Ozzy, Sharon’ı öldürmeye teşebbüs ettiğinde ve bunun için bir süre akıl hastanesinde tedavi gördüğünde bile.) Sharon, bir röportajında bu uzun evliliğin sırrını, her koşulda karşılıklı olarak dürüst olmak diye açıklamıştır.

İlişkilerde, zaman zaman anlaşmazlıklar, sert tartışmalar yaşanabilir. Ama ne derler bilirsiniz. Bir ilişkide çiftler her konuda %100 anlaşıyorsa, aralarında hiçbir zaman fikir ayrılığı olmuyorsa, taraflardan biri dürüst davranmıyor demektir.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.