Küresel büyüklerle mücadele güçleşiyor

Dünyanın canlı yaşama fırsat tanıyan varoluş eşiklerini zorlamamız ve iklim değişikliğinin ‘bilimsel bulguya’ dönüşmesiyle ortaya çıkan farkındalık, başta devletler olmak üzere tüm aktörleri bir değişime zorluyor. Liberal ekonominin taşıyıcısı, özellikle küresel ekonominin sürükleyicisi konumunda olan firmalar da toplumlara taahhütler verip reklamlar yayınlayarak; ürünlerini çevreye daha az zararlı etki doğuracak yöntemlerle üreteceklerini, belirli bir sürede karbon nötr bir noktaya ulaşacaklarını beyan ediyorlar. Bu olumlu ancak çoğu sektörde mevcut üretim süreçlerini dönüştürmek yatırım ve zaman gerektirdiğinden, bazı firmalar, markalarını güçlü tutmak, pazarlarını korumak gibi saiklerle kolay yola sapabiliyorlar. 

Tüketicileri, ürünlerinin çevre dostu olduğuna inandırmaya yönelik aldatıcı nitelikteki firma tutumları “yeşil yıkama” olarak tanımlanıyor. Bu firmalar; ürünlerinin geri dönüşümle elde edildiği, çevreye zarar vermediği, kimyasallar içermediği gibi doğru olmayan ve/veya kısmen gerçeği yansıtan, abartılmış iddialarda bulunuyorlar.  

ABD’de Federal Ticaret Komisyonu, 1992’den bu yana yayınladığı “Yeşil Rehberler” ile çevre dostu ürünlere dair ölçütleri ortaya koyarken, tüketiciyi aldatmaya yönelen firmalara karşı da ciddi soruşturmalar yürütüyor. Çevre dostu ürünlerin ambalaj ve tanıtım materyallerinde ürünün/ambalajının hangi açıdan çevre dostu olduğunun açık ve anlaşılır bir şekilde belirtilmesini, bu tür iddiaların ispatlanabilir olmasını arayan komisyon, yanıltıcı beyanlarda bulunulduğunun tespiti halinde ciddi tazminatlar talep ediyor.

Ülkemizde 2015 yılında yürürlüğe giren “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği” mevcut. Bu düzenlemenin “Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar” başlıklı 17. maddesinde; reklamların, tüketicilerin çevre konusundaki duyarlılığını ya da bilgi eksikliklerini istismar edecek biçimde yapılamayacağı, çevresel işaret, sembollerin yanıltıcı şekilde kullanılamayacağı, bilimsel çalışmalar dayalı bulgular kullanılabileceği hükümleri yer alıyor.

Doğrudan “yeşil yıkama” tanımı kullanılmasa da aldatıcı reklamları yasaklayan ve ihlal halinde Reklam Kurulu tarafından para cezası verilmesini öngören bu düzenlemeye dayalı olarak yakın zamanda verilen bir kurul kararında; TV’de yayınlanan bir ürünün “çevre dostu, ambalajının %100 geri dönüştürülebilir olduğu” şeklindeki iddialarının ispatlanamamış oluşu nedeniyle, şirkete 457.000 TL para cezası verilmiştir. 

Aldatıcı reklamı tespit edilen firma ürünlerini kullanan tüketiciler, ayıplı hizmet çerçevesinde firmaya dava açabilecekleri gibi, yeşil yıkama yoluyla haksız rekabette bulunan firmaya karşı sektördeki rakiplerinin tazminat davaları açmaları, koşulları mevcut ise Rekabet Kurumu nezdinde şikayette bulunmaları da mümkündür. 

Geçtiğimiz günlerde Yeni İklim Enstitüsü ile Karbon Piyasalarının Gözetimi STK’ları tarafından, dünya çapında faaliyetleri bulunan ve küresel sera gazı salınımlarının %5’inden sorumlu 25 büyük şirketin, bizzat kendi belirledikleri iklim hedeflerinin çok uzağında kaldıklarına dair bir rapor yayımlandı. Amazon, Apple, BMW, Carrefour, Google gibi şirketlerin yeterince şeffaf olmadıklarını, verilerini kamuoyu ile paylaşmak istemediklerini ifade eden rapor, küresel şirketler eliyle yapılan yeşil yıkamayı gösteriyor. Türkiye’de kayıtlı firmalara karşı mevzuat hükümleri uyarınca hakları kullanmak mümkün ancak küresel büyüklere karşı mücadele güçleşiyor. Yine de bazı gelişmekte olan ülkelerde sera gazı salınımları ve diğer kirletici faaliyetleri nedeniyle küresel şirketlere “iklim davaları” açılmaya başlandı. Önümüzdeki dönemde bir tür yeşil yıkama sayılabilecek küresel şirket işlemlerine karşı pek çok ülkede iklim davaları açılacak. Özellikle enerji ve petrol şirketleri hedefte. 

Mevcut düzenlemelerin yanı sıra; ABD’de olduğu gibi farklı sektörlere yönelik “yeşil rehberler” yayınlanması, farkındalığı artırıcı faaliyetlerde bulunulması, çevreye dair para cezalarının firmanın cirosuna göre belirlenmesi, ürünlerin ambalaj ve etiketlerinde yer alacak bilgilerin anlaşılır ve kapsayıcı olmasınının sağlanması, çevre dostu ürün anlamına gelen ifadelerin dayanaklarının belirli bir ölçüde erişilebilir olması yönünde mevzuat çalışması yapılabilir.

Avukat Gökhan Candoğan

Forseti Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 121. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.