“Köklerimize ve amacımıza yeniden bağlanmak”

The Institute for Real Growth (IRG) Kurucusu Marc de Swaan Arons pandemi ile önemi daha da artan Da Vinci profilini ve bu süreçte markaların nelere önem vermeleri gerektiğini anlattı.

The Institute for Real Growth Kurucusu Marc de Swaan Arons ile 12 Aralık’ta WPP müşterileriyle bir araya gelerek gerçek büyümeyi anlattığı oturumun sonrasında bir araya gelmiş ideal büyüme ve liderlik ile ilgili görüşlerini dinlemiştik. Aradan geçen birkaç ayda hayatımıza giren COVID krizi pek çok yapıyı ve anlayışı değiştirirken bu konularda pazarlama dünyasında neler değişti kendisine sorduk. Arons, markaların var oluş amaçlarını yeniden hatırlamaları ve bu amaçları çalışanlarına anlatmaları gerektiğini vurgularken; artık kontrol mekanizmalarıyla değil Da Vinci profilinde olduğu gibi çok daha ilham verici anlayışların önem kazanacağına dikkat çekiyor.

Campaign Türkiye Sizinle 12 Aralık’ta Türkiye’de gerçek büyüme üzerine gerçekleştirdiğiniz bir oturum sonrasında bir araya gelmiştik. O zamandan bu zamana pek çok şey değişti. Hayatımıza global bir sağlık krizi girdi. Tanımladığınız “real growth” tanımını yeniden güncellemek ister misiniz?
Marc De Swaan Arons Cevabım hayır, güncellemeye gerek yok. Çünkü bence COVID ve bunu takip eden eşitsizlik krizi gerçek büyümeyi çok daha önemli bir hale getirdi. Ekonomik olarak bu yılki sonuçların korkunç olacağını hepimiz biliyoruz, Wall Street konuyla ilgili açıklamalar yapıyor. Evet, korkunç olacak ama müşterilerin iyi olduğunu biliyoruz, sadece beklemek zorunda kalacaklar. Çünkü şu anda ekonomik sıkıntıların ötesinde çok daha kötü şeyler oluyor. İş arkadaşlarımız güvende mi? Ailelerinin sağlığı iyi mi? Bu koşullarda şirketimize bağlanabilirler mi?

İşlerini yapabilirler mi? Nasıl hissediyorlar? Yani meslektaşlarımız bir numaralı önceliğimiz oldu. Ardından da kendimize şunları sormaya başladık: Bir şirket olarak çevremizdeki insanlara, şehirlere yardım etmek için ne yapabiliriz?

Krizden çıkarken dengeli bir büyüme bulmamız gerekecek, tüm bunları yapmanın bir yolunu bulmamız gerekecek. Ama hayır, gerçek büyümenin tanımını güncellemek istemiyorum. Çünkü bu krizin bize gösterdiği; tüm paydaşlarımızı düşünmenin çok daha önemli bir hale gelmesi.

Campaign Türkiye Akıllı Çözümler Platformu’nda yeni dönemin lider profilinin Da Vinci olduğunu yeniden vurguladınız. Daha önce de bu profil üzerinde durmuştunuz. Peki bu profilin pandemi ile daha da önem kazanmasının nedeni ne?
Marc De Swaan Arons O zaman biraz Da Vinci profili hakkında konuşalım. Bu profil, son derece önemli üç bileşeni içeriyor. Da Vinci, inanılmaz derecede yaratıcı bir sanatçıydı. Aynı zamanda, titiz bir bilim insanıydı da… Çizimlerine bakarsak titizliği ve analitik açıdan benzersiz olduğunu söyleyebiliriz. Da Vinci bu iki özelliğin yanında insanları, hayvanları, dünyayı önemseyen bir hümanistti de… ABD’de şirketler tam olarak bu yönde ilerliyor.

Şirketlerin artık daha empatik olmaları gerektiğini, zor bir dönemden geçen personeli ile temas halinde olmaları gerektiğini anladıklarını görüyoruz. Bu yüzden de aslında Da Vinci profili, hem sağ hem de sol beynini bir arada kullanıldığı bir yandan da kalp yolundaki, empatinin öneminin vurgulandığı bir profil. Ve pandemi sırasında Da Vinci’yi Da Vinci yapan bütün bu özellikler çok daha önem kazandı.

Campaign Türkiye Gerçek bir lider, kriz döneminde nasıl hareket etmeli?
Marc De Swaan Arons Aslında bir şirket lideri olarak yapmanız gereken tek şey; hissedarlarınız için maksimum kârı elde etmek ve yasaları ihlal edecek herhangi bir şey yapmamak. Yüzyıllar boyunca dünyada bir fark yaratmak isteyen, dünyayı daha iyi bir hale getirmek isteyen, insanlara yardım edecek bir ürün veya hizmet yaratmak isteyen kurucular tarafından yaratılan şirketler gördük. Evet, bu liderler şirketlerini çok para kazanmak için yaratmadılar. Ancak işlerini gerçekten iyi bir şekilde yaptıklarında da çok para kazandılar, şu anda geri dönmemiz gereken anlayışın da tam olarak bu olduğunu düşünüyorum. Komik olan ise pek çok şirket kurucusu işi bırakıyor ve bu şirketleri ya çocukları devralıyor, ya da CFO’lara teslim ediyorlar. Toplumda olumlu bir fark yaratmaya çalışmak yerine mümkün olduğunca çok para kazanmakla ilgileniyorlar. Oysa ki gerçek bir lider, ihtiyaçları anlar ve empatiye önem verir. İşte o zaman şirketlerin uzun vadede hayatta kaldıklarını görürsünüz, üstelik toplum da onların hayatta kalmalarını ister.

Campaign Türkiye Pandemi ile beraber yaşanan krizde markalar ve hatta dünya zorlu bir sınav verdi. Sizce bu krizden pazarlama dünyası nasıl çıktı? Verebileceğiniz örnekler var mı?
Marc De Swaan Arons Evet var. Bu krizin gerçek kahramanları olan ve en ön saflarda yer alan hemşireler, doktorlar, yani tüm sağlık çalışanlarını odağına alarak bir çalışma ortaya çıkaran Dove…

Ayrıca süpermarketlerin hemen hemen hepsi rafları dolu tutmak için, siparişlerimizi bize teslim etmek için kuryeler çok sıkı çalıştılar. Bu alanlardaki şirketler amaçlarını hatırladılar, gıda gibi birincil ihtiyaçlarımızda herhangi bir kriz yaşanmaması için ellerinden geleni yaptılar, varoluş amaçlarını hatırladılar.

İyi örnekler yanında maalesef Whole Foods gibi üzücü durumlara da tanık olduk. Amazon’un sahip olduğu oldukça da kârlı olan bu şirket, COVID krizini de eşitlikçi söylemlerin damgasını vurduğu krizi de maalesef yönetemedi. Bence birçok markanın ve birçok organizasyonun gerçekten neler yaptıkları COVID krizi sayesinde ortaya çıktı: Pazarlama uğruna bol bol konuşulan ama aslında kültürü olmayan bir şirketiniz mi var, yoksa şirketin amacının ne olduğunu tüm çalışanların çok iyi anladığı ve hatta patronlarına bile sorma gereği duymadıkları bir yapı mı var? Kriz başladığında amaçlarına uygun ne yaptılar? Aslında en başta söylememiz gereken bir şey var: Pazarlama artık arka koltuğa geçti. Operasyonların iyi gittiğinden, organizasyon içinde esnekliğe sahip olduğumuzdan emin olmaya çalıştığımız ve çalışma arkadaşlarımıza özen gösterdiğimiz bir süreç geçirdik.

Bence pazarlamacılar için beraber çalıştıkları insanlara yaklaşmak, yardım etmek için büyük bir fırsat var önlerinde. Çünkü pazarlamacılar olarak bizler, şirketin dünyaya açılan pencereleriyiz. Onlara çevremizde neler olduğunu anlatıyoruz. Bu da şirketlerin şu anda ihtiyacı olan bir şey. Geçmişten çok farklı olan yeni bir normale dönüyoruz. Sağ beyin, sol beyin ve empatiyi bir araya getirdiğimiz hikaye anlatıcılarına ilham veriyoruz. Tüm beynimizin stratejilerine ihtiyaç duyuyorlar, ve bu stratejilerin ilham verici yollarla iletilmesi gerekir. Ve bu insanlar krizin daha iyi şeylere yol açabileceğini anlamalılar. Pazarlama için adım atmak ve takımlarında doğal liderlik rolü üstlenmek için harika bir zaman.

Campaign Türkiye Esneklik, aynı ortamda olunmasa da birlikte çalışabilme ve özellikle de liderler için empati, sağduyu gibi özellikler bu dönemde çok daha öne çıktı. Bu özelliklerin pandemiden ya da kriz dönemlerinden bağımsız zaten var olması gerekmiyor mu? Liderlerin bu konularda kalıp yargılarının olduğunu söyleyebilir miyiz? Sizce bundan sonra da bu özellikleri öne çıkarmaya devam edebilecekler mi?
Marc De Swaan Arons Çok ilginç, bir şey yaşıyoruz. Bir hafta önce tam da bahsettiğiniz yargılara sahip bir CEO ile konuştum. “Çok, çok çalışıyorum ve meslektaşlarımın da çok çalıştığını görmek istiyorum. Ofiste olmadıklarında endişeleniyorum. Dikkatlerinin dağıldığını ya da oyalandıklarını düşünüyorum. Öğle yemeğini biraz uzattıklarından endişeleniyorum çünkü kimsenin öğle yemeğinden döndüklerini görmediğini biliyorlar” diyordu. Hepimiz bu tip küçük önyargılara sahibiz. Oysa COVID aslında bize iş yaptığımızı hatırlattı. Şimdi liderler hakkında konuşmaya başladık; çalışanlarımızın yaptıkları işin amacını düşünmeleri ve dünyada bir fark yaratmaları için ilham olabiliriz. Bu iki şeyi onlara anlatabilirsek, insanlar da bizimle çalışmak isteyeceklerdir.

Kontrol mekanizmalarını; insanların gerçekten orada olmak istemedikleri ve sadece para kazanmak için çalıştıkları şirketlerde kurabiliriz. Ya da işimizi ilham verici hale getirmek, köklerimize ve amacımıza yeniden bağlanmak için çalışabiliriz. Bunu yaparsanız insanlar işe gelmek isterler, birbirlerine bağlanmak isterler. Ve bunun için de aynı odada olmaları gerekmiyor. Birbirleriyle Zoom, Microsoft Teams veya mevcut diğer teknolojiler aracılığıyla bağlantı kurabilirler. Bir tarafta kontrol, bir tarafta ilham…

Bizim rolümüz çalışma arkadaşlarımızın daha da yükselmeleri için onlara ilham olmak; çünkü onlar ilerledikçe bizler de daha ileriye gidebiliriz.

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.