Kırmızı alarm

Pandemi başladığı andan itibaren hiçbir saha faaliyetinde bulunamayan ve salgından en fazla etkilenenler arasında yer alan etkinlik sektörü var olma savaşı veriyor.

Normalleşme sürecine geçilmesi ile birlikte birçok sektörde hareketlenmeler yaşanırken eğlence / organizasyon sektörü bu sürecin dışında tutuldu.

Konser, festival vb. organizasyonlar ile varlığını sürdüren şirket çalışanları bu duruma dikkat çekmek için profil fotoğraflarını “kırmızı” ile donatmanın yanı sıra birçok girişimde bulunmalarına rağmen kayda değer bir sonuç alamadı ve kendi kaderlerine terk edildi.

Devletten destek alamayan ve aynı zamanda yasaklı sektör olarak anılan bu dev sektörde şimdi markalara büyük sorumluluk düşüyor.

İleride iş yapacak ajans kalmaması durumuyla karşılaşmamak için yıllarca omuz omuza hareket eden ajans- marka ilişkisi bu döneme özel karşılıklı destek modeli kurmalı.

Son dönemlerde online etkinlikler yapılıyor, fakat bu durumun sürdürülebilir ve işin tabiatına uygun olmadığını hepimiz biliyoruz.

Ve bildiğimiz bir şey daha var; etkinlik sektörü olmadan her şey sessiz ve karanlık kalır. Sektörü ayakta tutmak için tüm paydaşların dayanışma içerisinde olması sektör oyuncularının en büyük ümidi.

 

Fatih Türe

DPİD Yönetim Kurulu Üyesi

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 105. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.