Keşif: Emre Karaoğlu

1988 yılında İstanbul’da doğan ve Kadıköy Moda’da hayatına devam eden Emre Karaoğlu, Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nden mezun oldu. Heykel disiplininden çok uzaklaşmadan şu sıralar kendi tasarladığı karakterleri farklı malzemelerle farklı yüzeylere uygulamaya çalışıyor ve olabildiğince sokakta üretkenliğin peşinde koştuğunu anlatıyor.

Emre Karaoğlu

Burak Becan: Çizimle ilk tanışmanız nasıl oldu ve profesyonel kariyeriniz nasıl ilerlerdi?

Emre Karaoğlu: Aşağı yukarı her çocuk gibi ayak bağı olmayayım diye elime verilen kağıt kalemle başladım ve sanırım o günden beri çiziyorum. Heykel bölümünü kazanmamla beraber farklı teknikler, farklı malzemeler ve farklı iş kollarında ilerledim. Son birkaç yıldır kariyerimi sokağa yakın bir şekilde plastik ve dijital olarak ilerletiyorum.

Burak Becan: Çalışmalarınızda ilham kaynağınız neler oluyor?

Emre Karaoğlu: Spesifik bir ilham kaynağım yok. Gördüğüm, duyduğum, yediğim, içtiğim her şey aklımı çelebiliyor. Bazen izlediğim bir film elime kalem aldırıyor, bazen de duyduğum bir söz.

Burak Becan: Kendinizi ifade ettiğiniz bir tarzınız var mı?

Emre Karaoğlu: Sanırım var, en azından ben varlığını tüm işlerimde hissediyorum. Üretimlerimde takıntılarım formlar, zaman zaman değişen renk paletim ve atar damarım olan yan dişler… Çalıştığım tüm birimleri bu üç çizginin merkezinde tutmaya çalışıyorum.

Burak Becan: Çalışmalarınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Emre Karaoğlu: Ortaya çıkan işlerin ilk önce beni bir şekilde güldürmesi gerekiyor o yüzden ilk önce komik olmalılar. Kesinlikle karakterimin dışına çıkmamalı ve yapay olmamalı. Aslında iş bitince anlattığı şeyi sadece ben duysam bana yeter, ama bu ağızlarla ne kadar konuşabilirlerse o kadar anlaşılır.

Burak Becan: Hedefleriniz ve hayalleriniz neler? Bunların şu an için neresindesiniz?

Emre Karaoğlu: Herkes gibi pandemi benim de planlarımın içinden geçti ama o süreci fena değerlendirmedim. Bir sürü süpersonik sanatçıyla ortak iş yapma fırsatı yakaladım bu süreçte. En büyük hedefim işlerimi istediğim kalitede, istediğim malzemelerle üç boyuta geçirmek ama onun için biraz daha vakit var. Şu anda hayallerim yokuşta ama arkasından çekilmeye pek niyetli değilim yokuşun sonunu merak ediyorum.   

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 103. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.