Kaynak, satın alma ve geri dönüşüm

Sürdürülebilir tedarik zinciri neden markalar için önemli? Tüketici satın alacağı üründe öncelikli olarak nelere dikkat ediyor? Tina Ly, geri dönüştürülebilir kaynak kullanımının markalar için önemini anlatıyor.

Yakın gelecekte büyük olasılıkla arkeologlar toprağı kazdıkları zaman şampuan şişelerine, plastik şişelere erişecekler ve son yıllarda bilim insanlarının Antroposin olarak isimlendirdiği şu an yaşadığımız çağa ait kalıntıları bulacaklar. Antroposin, yeni girdiğimiz çağı niteleyen bir terim: Bu çağ, insanların artık dünya üzerindeki gelip geçiciliklerini unutarak kalıcıymışçasına, özellikle jeolojik ve iklimsel olarak dünyayı değiştirmeleri ve bozmaları sonucunda ortaya çıkan dönemi tanımlıyor. 2016’nın Nisan sonunda bir grup bilim insanı Antroposin terimini kabul etmek ya da reddetmek üzere tartışacaklar. Bazıları da Plasticene’den bahsediyor. Global olarak her yıl 100 milyon ton plastik üretiliyor ve maalesef bu materyal karakteristik bir zemin haline geldiği için artık geleceğimizi istediğimiz gibi yönetmek sırf bu yüzden çok zor bir hale geldi. Bu, aynı zamanda Jurassic Park’ta içinde sivrisinek bulunan kehribar bastonuyla gezen meşhur John Hammond’ın artık bizlere plastik göstereceği anlamına geliyor. Bir gişe filmi için pek cezbedici sayılmaz, değil mi? Plastik, tüketim hayatımızda öyle bir yer aldı ki dünyayı onsuz düşünmek neredeyse imkansız hale geldi. Şimdi okumayı 5 dakikalığına bırakın ve etrafınızdaki plastik şeyleri saymaya başlayın. Sanırım parmaklarınızla sayamayacağınız kadar fazla. Eğer geri dönüşümü sağlanırsa plastik başka şeylerin üretiminde yeniden kullanılabiliyor. Peki geri dönüşümü sağlanmazsa? Göründüğü kadar da iç karartıcı değil.

Çevresel, sosyal ve ekonomik kaygılar tüketicinin tercihlerinde önemli kriterler. Bazı ülkeler bu durumun farkına vararak sürdürülebilir girişimlerini artırdılar. Bazı organizasyonlar, üretim politikalarında geri dönüşümü sağlanabilecek kaynakların var olmasına dikkat ettiler. Kurt Salmon ve +Avocats tarafından yapılan ve çoğunluğunu Fransızların oluşturduğu son anket çalışmasına göre tüketicilerin %54’ü organizasyonlarının sosyal, çevresel ve toplumsal riskleri yönetmek konusunda yetenekli olduğunu düşünmüyor. Belki de bu yüzden sürdürülebilir üretim bazıları için önceliklidir. 2010 yılından beri ObsAR, Fransa’da sürdürülebilir tedarikle ilgili bir anket gerçekleştiriyor. 105’i kamu kuruluşu, 239’u özel şirket olan 351 incelenenden %42’si öncelikli olarak sürdürülebilir tedarik düşünüyor; katılımcıların %85’i sürdürülebilir tedarik politikasına sahip, %32’inin 5 yıldan fazladır bu politikası var. (%43’ü kamu kuruluşu, %20’si özel sektör) Bu çalışma ile satın alma operasyonlarında çevreye karşı ana amaçlarınınenerji tüketimi dahil tüketimi düşürmek, hammaddenin ve ürünlerin seçimine yönelik iş sürecini yeniden yapılandırmak ve yeniden kullanılabilirve tamir edilebilir olmasını sağlamak olduğunu öğreniyoruz.

İkinci el plastik

Konuştuğumuz amaçlarla ilgili bazı örnekler de var: 2014 yılında yazdığım yazıda G-Star Raw-Raw’un okyanuslar için kampanyasını övmüştüm ki kampanya 2014 Cannes Lions’ta ürün tasarımında Grand Prix sahibi. Ünlü kotmarkası, okyanusların plastik atıklardan temizlenmesinde katkıda bulunmayı amaçlıyor ve atıkların yeniden değerlendirilmesiyle oluşan biyonik ipliği kotlarının yapımında kullanıyor. G-Star web sitesinden öğreniyoruz ki ilk koleksiyon sahil şeridinden toplanan 700.000 şişenin geri dönüşümünden oluşturuluyor. Kreatif direktörün Pharrell Williams olduğunu da düşünürsek gerçekten de o zaman bundan mutlu olalım! Kıyafetlerden devam edecek olursak. İspanya’dayken tamamen şans eseri karşılaştığım TwoThirds’ten bahsetmek istiyorum: Pek de bilindik bir marka olmasa da su şişelerinin geri dönüşümü ile elde edilen polyester ile ürünlerini ortaya çıkarıyor haliyle de kıyafetlerin bir kısmı ya da tamamı geridönüştürülebilir. Bu örnekler aslında kaynak kullanımında, satın almada ve geridönüşümde daha çevre dostu yöntemlerin varlığını ortaya koyuyor..

Kaynak: Tedarik stratejisinin sürdürelebilir anahtarı

Tüketim şeklimizi düşündüğümüzde günlük hayatımızdan plastiği çıkartmak oldukça zor. Üstelik bunda basit çevresel ya da sosyoekonomik faktörlerin de önemi büyük. Bu yönler Everlane tarafından da iyi anlaşılıyor. Tüketici tükettikleri şeylerin nereden geldiğini, neyden yapıldığını, nasıl yapıldığını önemsiyor. Bu durum kaynağın kuruluşlar için önemli bir endişe haline gelmesine neden olurken iletişimlerini yoğunluklu olarak kaynak stratejisi üzerine yapmalarının nedenini de ortaya koyuyor. Umarım sürdürülebilir tedarik trendi artarak devam eder ve Katsushika Hokusai’nin meşhur Great Wave – Büyük Dalga tablosunun Bonnie Monteleone’nun yeniden yorumladığı haliyle karşılaşmayız.

Tina Ly

Freelance Consultant

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Mayıs 2016 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.