Karmaşıklık değil, sadelik işe yarar

Yazar Dave Trott, Mors alfabesinin icat hikayesi ile başlıyor ve hâlâ kullanımda olmasını sağlayan ‘basitlik’ öğesini vurgulayarak karmaşadan uzak durun mesajı veriyor.

1830’da insanlar elektriğin uzak mesafelerle iletişim kurmak için kullanılıp kullanılamayacağını merak etmeye başladı. Buna telgraf tekniği denirdi ve birbirine rakip iki versiyon vardı. İngiltere’de Sir William Cooke ve Sir Charles Wheatstone’unki; ABD’de Leonard Gale ve Samuel Morse’unki.

Cooke ve Wheatstone’un sistemi daha ayrıntılıydı. Alıcı uç tarafındaki telgraf iğnelerini semafor benzeri hareket ettirecek şekilde elektrik sinyalleri gönderiyordu. Göndermek ve almak için karmaşık ekipman ve ayrıca iki kişi gerektiriyordu. Biri iğneleri izlemek ve biri de iğneler hareket ettikçe harfleri yazmak için.

Aslında sadece şehirler arası olduğu için İngiltere’de gayet iyi çalıştı. Ancak Gale ve Morse’un sistemi, Amerika’nın uçsuz bucaksız açık alanlarına ve küçük kasabalarına daha uygundu. Sistemleri çok daha basitti; sadece elektrik akımı açıp kapatılıyordu, çok kısa veya biraz daha uzun süre açık olabiliyordu. Kısaysa nokta, biraz daha uzunsa çizgi olarak sayılırdı.

Noktaları ve çizgileri bir alfabeye yerleştirdiler, hepsi bu kadar… Hareketli parça yok, ayrıntılı ekipman yok. Noktaların ve çizgilerin basit sesi, makineye bakmak zorunda kalmadan sadece bir operatörün harfleri yazması anlamına geliyordu. ‘E’ harfi sadece bir nokta, ‘I’ harfi iki nokta, ‘T’ harfi sadece bir çizgi, ‘M’ harfi iki çizgi, diğer harfler nokta ve çizgi karışımı olacaktır. Hiçliğin ortasında tek başına oturan bir kişi, mesaj gönderip alabiliyordu. 

Basit kodlama, mucidin kendi adını taşıyan Morse olarak adlandırıldı. Cooke ve Wheatstone’un sistemi ortadan kalktı ve Mors alfabesi sonraki 100 yıl boyunca tüm iletişime hakim oldu. Cooke ve Wheatstone, karmaşık donanım nedeniyle başarısız, Mors versiyonu mümkün olan en basit yazılıma, insanlara bağlı olduğu için başarılı oldu.

Mors alfabesi, elektrik olsun veya olmasın her yerde öğrenilebilir ve kullanılabilir. Denizdeki gemiler, mesajları nokta ve çizgilerle iletebilmek için ışık kullanır; hapishanedeki mahkumlar, teneke kaplar kullanarak mesajlaşabilir. Sistem, herhangi bir donanıma ihtiyaç olmadan insanlara uyarlandı.

1941’de bir savaş esiri kampında Binbaşı Alexis Casdagli, yanında kamptan kampa götürdüğü bir duvar süsü ördü. Almanlar, İngiliz askerlerinin aslında ne kadar etkisiz olduklarının bir örneği olarak bunu sergilemesine izin verdi ancak diğer tüm İngiliz mahkumlar, içine dikilen deseni okuyabilirdi. Mors alfabesiyle defalarca dikilmiş “FUCK HITLER” yazısı açıkça okunuyordu.

Vietnam’da 1966’da uçağı düşen bir ABD pilotu video çekmeye zorlandı. Kameraya şöyle dedi: “Gerektiğinde yeterli yiyecek, giyecek ve tıbbi yardım alıyorum.” Bu sırada göz kapakları Mors alfabesiyle “T-O-R-T-U-R-E” (işkence) diye kapanıp açıldı.

Mors alfabesinin icadından yaklaşık 200 yıl sonra hâlâ kullanılıyor olmasının nedeni basitliği. Morse, insan zihninde sadeliğin işe yaradığını ve karmaşıklığın çalışmadığını biliyordu.

Karmaşıklık bir güvenlik örtüsü, sanki akıllıymışız gibi daha güvende hissetmemizi sağlar. Ama aslında karmaşıklık zayıflıktır, bu sadece basit cevaba ulaşmak için yeterince düşünmediğimiz anlamına gelir. 

Burası da sadeliğin her zaman karmaşıklığı yendiği bir yer…

Dave Trott

Yazar

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 113. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.