Kahramanlar: Alper Karan

 

Kahramanım? Sorulana kadar hiç düşünmemiştim acaba bir kahramanım var mı ya da böyle biri olmalı mı diye… Özendiklerim, takdir ettiklerim, idol dediklerim olmuştu ama kahramanlık zordu.

Ç ocukluk yıllarımdan, bugüne kadar kim varsa yazdım. Bir Marvel Universe tutturamadık ama aşure kadar karışık, tatlı bir kadro oluşturdum. Aralarına katılmamak için kendimi zor tuttum. Sonuçta bugün sadece biri kazanmalıydı. İşin içinden çıkamayınca ben de kriterlerimi yazdım ve ‘Kahraman Aranıyor’ diye bir iş ilanı açtım. Şartlar belli, çalışma saatleri esnekti. Paylaşacaktık, dinleyecektik, fikirleri çarpıştırıp uzun saatler konuşabilecektik, gülebilecektik, ağlamayı dert etmeyecektik…  Sözlerim devam ederken, Boliç ve Lars Ulrich’i kapıdan çıkarken gördüm. Olsun dedim, güzel şeyler kattınız hakkınızı helal edin… O esnada gözüme ilkokul öğretmenim ilişti. Onu da ben kapı dışarı ettim.

Görüşmeler hızla devam ederken, bazı idollerimin de gerçek yüzünü görüyordum. Mesela Tom Hanks. Oyunculuğuna çok büyük saygım vardı ama kabul et işte abi, kahraman değildin. Neyse, Tom’u gönderdikten sonra kimler kalmış diye içeri baktım.

Eddie Vedder’ı gördüm. Her yazımda bana eşlik eden, hayal gücüme can veren…

Özdemir Asaf, Yılmaz Erdoğan, Ricky Gervais ve Haydar Ergülen bir köşedeler; kalemime, esprilerime güç verenler.

Reklamcılığı ve kalem tutmayı öğreten Serpil Yıldız da Ergin Binyıldız da orada…

İnsanlığı, başkasını düşünmeyi, şefkati öğreten annem, teyzem, anneannem var.

Şeyma’m var. Kelimelerin de tükenebileceğini gösteren, sevmeyi öğreten.

Hangisi benim kahramanım diye düşünürken, içeriden gelen ‘ulaaan’ sesi kendime gelmemi sağladı. Tom Hanks’e yaptığım kurumsal atarı yapacakken, aslında bu sesi özlediğimi hissettim. Her eve geldiğimde beni bu şekilde karşılayan, ulanı bir küfür olmaktan çıkaran, Elvan Gazoz ısmarlayıp matbaada iş öğretmeye çalışan, ağladığımda sığındığım, kendince tavsiyeleriyle beni büyütmeye çalışan, yıllardır olmasa da hala yeri dolmayan kahramanımın, dedemin sesiydi bu. Görüşme çoktan bitmişti.

Bu satıra kadar bana eşlik eden tüm sevdiklerime ve okuyanlara teşekkür ederim.

Bu yazı ilk kez 87. sayımızda yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.