Jaime Galviz: “Değişimi kucaklayanlar geleceğin kahramanı olacak”

Microsoft MEA CMO’su Jaime Galviz ile dijital dönüşüm, yeni teknoloji ve trendler hakkında konuştuk.

8 yıldır Microsoft MEA CMO’su olan Jaime Galviz, şirket ile geçmişinin 21 yıldan fazla olduğunu belirtti ve bizlere dijital dönüşüm, yeni teknolojiler ile trendler hakkında oldukça detaylı bilgiler aktardı.

İnci Vardar Dijital dönüşümün kahramanı olmak için nasıl bir yöntem izlenmeli?

Jaime Galviz Bizim bulunduğumuz bölgede birçok kahraman olduğunu söyleyebilirim. Bu konuda başarı için yapılacaklardan biri her gün büyük düşünmek. Gün geçtikçe her şey daha hızlı değişiyor. Gerekli olan yeni şeyleri öğrenmek için konfor alanını terk eden birçok insan görüyorum. Yeteneklerimizi güncellememiz gereken bir dünyada yaşıyoruz. Şu an sahip olduğumuz tüm işler büyük ölçüde değişecek ve bu değişimlere ayak uyduranlar değişimi sevenler olacak. Değişimi sevmeyenler ise oldukça zorluk çekecek. Fakat gördüğüm en büyük kahramanlar, dünyadaki en önemli ihtiyaçları fark edebilen ve tüm bu değişimleri iyi amaçlar için kullanabilen insanlar. Biz de bu insanları desteklemekten daha çok memnuniyet duyuyor ve takdir ediyoruz.      

İnci Vardar Cloud teknolojilerinin küresel olarak ortaya çıkışı hakkında bize ne anlatabilirsiniz? Hayatımızda ne değişecek?

Jaime Galviz İnsanlar tarafında bir şeyler beş gün gibi kısa bir süre içinde değişmeyecek. Gelişme teknoloji tarafında var. Ancak insan tarafında da yani manevi anlamda da gelişmeye ihtiyaç var, insanlar olarak bunun dengesini kurmalıyız. Robotlar yalnızca her şeyi daha iyi hale getirecek tamamlayıcı kısımdır. Yani teknolojiyi iyi yönde kullanabilmemiz için değerlerimize geri dönmek gibi büyük bir fırsatımız var.

Eğer Türkiye’ye bakacak olursam teknolojinin durumu oldukça ilgi çekici, çünkü Türkiye dünyadaki en iyi 20 ekonomiden 17.’si… Rekabet anlamında gelişim kaydediyor. Bunlardan bazıları fuel-oil teknolojisi, konum, ilişkiler, bağlantılı olma gibi faktörler teknoloji noktasında rekabet gücü yaratıyor. Nüfusun %50’sinden fazlasının genç olduğu bu ülkede bağlantısallık oldukça yüksek. Afrika’da geniş bant bağlantısı oldukça düşük, fakat burada %76 ki, bu çok iyi. Nüfus ve ekonomik olarak güçlüsünüz, ayrıca eğitebileceğiniz genç nüfus çoğunlukta.

Biz kendi ülkemiz için en büyük açığı çocuk nüfusunda görüyoruz, herkes çocuk sahibi olmuyor. Bunun sonucu olarak da eğer bu çalışan nüfusun yetenekleri güncellenebilirse, gelecekteki nüfusu daha iyi etkileyecektir. Teknoloji buna olanak tanıyor ancak insanların paylaştıkları ortak iki korku var. Her zaman aldığımız sorulardan biri: “Ne kadar insan işini kaybedecek? Benim işime ne olacak?” Bir diğeri ise: “Biz buna güvenebilecek miyiz? Benim hayatımın kontrolü bende olmayacak, bu durumda ne olacak?”

Türkiye’de yapılmış bir çalışmada şunu fark ettik; Türkiye’deki şirketlerin %70’ten fazlası gelecek 2-3 yıl içinde cloud computing’e geçecek. Yaklaşık 30.000 yeni iş oluşacak. Yapay zeka gibi yeni teknolojiler sayesinde birçok yeni iş kolunun oluştuğunu görüyoruz.

İleride ortaya çıkacak işlerin %70-80’inin ne olacağını henüz bilmiyoruz. Bunun için taşımacılık sektörü örneğini verebilirim. Türkiye’nin kendi içinde birçok kaynağı var. Taşımacılık sektörüne giren birçok yeni şirket, elektrikli şarj ile birçok iş yaptı. IT ve bunun gibi alanlardan birçok örneğimiz var. Uçak gibi bir olanak hayatımıza girdiğinde onun bakımını yapacak, onu tasarlayacak kimse yoktu, telsiz iletişim ve havaalanı gibi şeyler yoktu. Yani bu örnekten yola çıkarak aslında bugün de geçmişte var olmayan işlerin ve pozisyonların olduğunu görebiliriz.

İnsanlar için korkutucu olsa da en heyecan verici olan şey bu aslında; şu an hayal edemediğimiz işlerin oluşacak olması…

Şimdi kilit soru şu: “Biz kendimizi nasıl hazırlamalıyız? Becerilerimizi nasıl geliştirir ve diğer insanların da becerilerini yenilemesine nasıl katkıda bulunuruz?”

Kodlama yeni matematik olacak ve çocuklar okulda Minecraft gibi kolay şeyler öğrenmeye başlayacak. Yani başlangıç bir oyun olacak, sayılarla oynayacaklar, bir mouse ve XBoard ile kendi istedikleri tasarımı yapacaklar. Ancak daha sonra kendilerini geliştirecek ve nasıl tasarım yapıldığını öğrenecekler. Sonra daha ileri seviye kodlama gerekecek, insanlarla sanal olarak nasıl iş birliği içinde tasarım yapacağını öğrenecekler. Ancak bu lisede devreye girecek. Yaklaşık 14 yaşına geldiklerinde düzgün bir şekilde kodlama yapabilir ve yeni algoritmalar geliştirebilir halde olacaklar ki bu da kendi ekonomik durumunuzu yönetmek için önemli. 14 yıl sonra insanlar IoT’ye (Internet of Things), gelişmiş algoritmalara ve gelişmiş kodlamaya geçecek. Tabii insanların öğrenme şekli, bugünkü öğrenme şeklimizden epey farklı olacak. Çünkü günümüzde ilkokul ve lise eğitimimizi tamamlıyoruz, üniversite eğitiminden sonra ise daha spesifik bir alan üzerinde uzmanlaşıyoruz. Devamlı olarak öğreniyoruz. Bu değişmeyecek ancak daha farklı şekilde olmalı. Bize daha hızlı bir şekilde aktarılacak olan bilgi ve birikimi devamlı olarak öğreniyor olacağız. Ancak genç nüfusumuzu bu şekilde öğrenebilmeleri için eğitmeliyiz, çünkü yeni öğrenecekleri şu an okulda öğrendiklerinden daha farklı olacak. Eğitimden tutun iş hayatına kadar birçok alanda değişim yaşanıyor. Şimdi ilk fark etmemiz gereken şey, bir takvim ve müfredat ile çalışmamız ki biz bunu çok yapıyoruz. Geçen ay, büyük bir çabayla yapay zeka içeriğini yarattık. Her zaman akademi araştırmalarını ve özel sektörü bir araya getiriyoruz ve sonra yapay zeka müfredatı üzerinde çalışıyoruz. Üniversitelere de bunu resmi olarak yaydık ve Türkiye’de de bunu birlikte yaptık. Fakat bunun da öncesinde, insanların bu becerileri kazanmaları veya becerilerini istedikleri zaman yenilemeleri için gerekli eğitimi almalarına izin veriyorlar. Daha sonra çevrimiçi veya çevrimdışı – kişinin tercihine bağlı – bir öğrenme yolu oluşuyor. İyi olan haber ise, Türkiye’deki 5000’i aşan insan için bunu yaklaşık 6 ay önce Türkçe dilinde de piyasaya sürdük. Yani oldukça fazla sayıda eğitim almaya karar vermiş insan var ve bu da onlara kendi yollarını kendi istedikleri tempoda dijital olarak çizmelerine yardımcı oluyor. Pazarı biraz daha hareketlendirmek için bu tür eğitimleri genelde maliyetsiz oluşturmaya çabalıyoruz.

İnci Vardar Çocuklar ve yetişkinler için mi yoksa sadece yetişkinlere yönelik mi olacak?

Jaime Galviz 14 yaşından büyükler için olacak. Minecraft yolunu seçmeden önce birazcık kodlama öğrenmeleri gerekiyor.

İnci Vardar Bu programın diğer özellikleri nelerdir?

Jaime Galviz 2 ay önce MS Learning’i piyasaya sürdük, bu da yapay zeka, IoT ve gelişmiş kodlama gibi yeni bir öğretim programı, bunda her türlü öğrenim deneyimlerini katıyoruz. İki farklı toplumdan iki insan birbirlerini tanıyabiliyor. Afrika’dan olmayan 15.000’den fazla kişi de programa katıldı. Platform ücretsiz ve herkes için her zaman ulaşılabilir. Böylece insanlar birbirlerini desteklemek ve tanımak için topluluklar oluşturmaya başladı. Gelişmekte olan en büyük topluluklardan biri de OSS topluluğu: Birbiriyle bağlantıda oluyorlar, paylaşıyorlar ve birbirlerini güçlendiriyorlar. Bu da daha öğretici bir şekilde deneyim geliştirmelerine yardımcı oluyor. Biz ortaklarımızı eğitmek için de aynı platformu kullanıyoruz, onlar da aynı şekilde ilerliyor.Bazı devletler de platformu kullanıyor fakat o bölgenin bakanından gelen öneriye göre bunu kişiselleştiriyor.        

İnci Vardar Daha çok bireyler hakkında konuştuk fakat şirketler neden bu dijital dönüşümü önemsemek durumunda? Bu Microsoft için ne ifade ediyor?

Jaime Galviz Dönüşüme istekli olan birçok şirketle birlikte takım çalışmasına çok odaklandık. Bunun nedenleri sırasıyla; güvenli maliyet, işlerini geliştirmek istemeleri ve daha güvende olmak. Fakat güvende olmak için teknolojinin ve bilginin gücünü elinizde tutmanız gerekiyor. Son olarak ise maliyeti farklı bir alanda göz önünde bulundurmak istemeleri; örneğin operasyonda… Arçelik oldukça ilginç bir örnek, çünkü tedarik zincirini yönetiyorlar. Buna işletme maliyeti ile birlikte oldukça fazla para yatırıyorlar. Yapay zeka, ihtiyaç olan mal stoğunu öngörebilen akıllı sistemler yaratıyor. Bu da onların azımsanamayacak ölçüde tasarruf etmelerini sağlıyor.

Perakendeciler için Boyner’i örnek verebiliriz: İnsanlara göre kişiselleştirilebilen sadakat sistemi yarattı. HOPİ uygulamasını indirdiğinizde, kim olduğunuzu algılayabiliyor. Bu, yeni pazarlamanın bir parçası; müşterinin doğru zamanda doğru deneyimi yaşamasına vesile oluyor. En baştaki sorunuza verdiğim yanıtta olduğu gibi, kahramanlar işleri için yeniden kafa yoranlar, ilerlemek isteyenler ve korkmayanlardır. Bana göre en heyecanlı olan ana şeylerden biri CMO’nun oynadığı roldür. CMO, pazarı araştıran sadakat programı ve müşteri yolculuğu konuları üzerinde odaklanan tipik olarak marka yöneten kişidir. Bugün CMO en büyük gelişim ortağı. Çünkü içgörüler paylaşır ve bu da müşterinin yaşam boyu yolculuğuna ait tüm veriyi toplayabilme fırsatı verir, daha önce bilinmeyen şeyler keşfedilmesini sağlar. Pazarda neler olup bittiğini, yeni iş fırsatlarının ne olduğunu anlamak açısından, doğru yere yatırım yapmak için nereden verim alınabileceğini araştırmak gerektiğini söyler. Bu şekilde müşteriyle olan iletişimi gerçekten kişiselleştiriyor.

Tüm sistemler, kararları kendi kendinize almanıza izin veren ve fırsatları otomatik olarak keşfedebilen bir zeka sistemine dönüşecektir. Yani verinin netliğini yönetebilmek, paylaşacaklarınızı düzene sokmak gibi şeyler için sistem üzerine sistem yaratmak zorunda kalacaksınız ve bunu işe dönüştüreceksiniz.

İnci Vardar Peki pazarlama alanındaki diğer şirketler için tavsiyeleriniz nelerdir?

Jaime Galviz İlk tavsiyem yeteneklerini yenilemeleri olacaktır. Bu, nasıl veri yönetileceğini, farklı veri kaynaklarının nasıl birleştirileceğini ve büyüme için yol çizmeye yardımcı olacak olan stratejik içgörüleri belirleyebilen zekaya dayalı sistemlerin nasıl yaratılacağını ve sadece müşteriniz için yeni deneyimler yaratmakla kalmayıp hiç bilmediğiniz yeni iş alanları da açacak olan zekaya dayalı bu sistemleri öğrenmek çok önemli. İnsanların yeteneklerini güncellemeleri için birçok yöntem var: Akademide ya da bizim platformumuz aracılığı ile öğrenebilirler. Eğer bir şirketin CMO’su olsaydım, halihazırda yetenek sahibi olan tecrübeli insanları işe almaya başlardım. Bir CMO olarak, önce kendinizi tüm içgörüyü anlayan, veriye hakim biri olarak düşünmeye başlamalısınız. Daha sonra insanlar, sizin kurumunuz için içgörüler üretebilecek hale gelecektir.

İnci Vardar Gelecekte nasıl bir dünyada yaşıyor olacağız?

Jaime Galviz Yeni endüstrilerin oluşacağı bir dünyada yaşayacağız. İnsanlar okullardan yeni beceriler edinmiş olarak mezun olacak. Çalışma biçimleri harmanlanmış olacak ve böylece daha az özel çalışan daha fazla proje yöneticisi görmeye başlayacağız. İnsanlar tabii ki hala etkileşim içinde olacak ve taşeronla daha çok iş yapılacak. Proje üzerinde uzman hale gelinecek ve 4-5 şirket ile birlikte çalışılacak. 10-20 yıl içinde bu durum daha da yaygınlaşacak ve hızlanacak. Daha önce de değindiğim gibi daha fazla iş olacak ve burada insan faktörünün altını çizmek istiyorum; daha fazla öğretmen olacak, taşımacılık ve sağlık alanlarında daha fazla insana ihtiyaç duyulacak ve çalışma saatleri biraz daha kısalacak.

İnci Vardar Teknolojik trend hakkında konuştuk, bugün dijital ekonomiyi şekillendiren en büyük teknolojik trend nedir?

Jaime Galviz Yapay zeka. Çünkü yapay zeka çalışma, iş yapma şeklinizi ve ekonomiye olan bakış açınızı değiştiriyor, yeni rekabet alanları doğuruyor. Söylemek istediğim şu: Bizim eski dünyamızda tüm rakipler belliydi, buna alıştık ama şimdi yapay zeka yeni pazarı yeniden şekillendiriyor. Yapay zeka dünyasında kazanacak olanları henüz bilmiyoruz. Bu, ekonomi ve konum modellerini, iş gücünü ve yaptığımız her şeyi değiştirecek. Çünkü yapay zeka bilgiyi getirecek. Çalışma hayatı, ekonomi ve proaktif olma gibi konulardaki etkileri tartışılmaz. Her cihaz bilgiye sahip olacak ve bu her şeyi değiştirecek. En heyecan verici sorulardan bazıları: “Yapay zekayı sorunları çözmek, sağlığı iyileştirmek ve doğal kaynakları korumak için nasıl kullanırız?” Mesela yapay zeka, engelli insanları hayatın içine biraz daha katabilmek adına onlara bazı fırsatlar sağlayacak.

İnci Vardar Bu teknolojinin getirdiği kaygılar var mı?

Jaime Galviz Bu teknolojiye dair en büyük kaygılardan biri, röportajın başında da belirttiğim gibi iş hayatı ile alakalı. İkincisi ise güven. Biz de güven inşa etmenin yolunun; gizliliğe saygı duyan, kapsamlı, gerçekten sorumluluk üstlenen ve herkesin birlik içinde olup anlaşabileceği bir şey üretmekten geçtiğine inanıyoruz. Biz, toplumdaki birçok insanı mümkün olduğunca bir araya getirmeye çalışıyoruz ve bunu kötüye kullanmak için değil iyi sonuçlara ulaşmak için yapıyoruz.

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 83. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.