İlişkilerinizin sağlamlığını koruyun

Sabrina Francis, 30 Temmuz Dünya Dostluk Günü’nde yayınladığı yazısında markaların gerçek insan ilişkilerinin durumu ile alakadar olması gerektiğini savunuyor.

Görünüşe bakılırsa bir kriz içindeyiz. Sosyal medya sayesinde günümüz gençleri birbirine her zamankinden daha çok bağlantılı gibi gözükse de aslında en yalnızları da onlar… Teknolojinin kişiler arası ilişkisi üzerindeki etkisi büyüdüğü gibi, markaların nasıl hareket etmesi gerektiği üzerinde de önemli sonuçları oldu.

Gerçek anlamda sosyal bağlantılardaki kontrolü kaybettiğimiz iddiasında olan bazı göstergeler var.

ABD’de yalnızlık salgınlığının ortasında bir çalışma, yetişkinlerin %40’ının yalnız hissettiğini bulgusuna ulaştı. Dahası, sosyal bağlantı noksanlığı şiddetli sağlık sorunlarına yol açabiliyor; yalnızlık hissi günde 15 adet sigara içmeye denk olabiliyor ve insanların hayatlarından çalabiliyor.

Manchester Üniversitesi, Brunel Üniversitesi Londra ve Exeter Üniversitesi’ndeki akademisyenler; 16-24 yaş arası bireylerin diğer yaş grupları arasında en çok yalnız hissedenler olduğu bilgisine ulaştı. Aslında en yalnız hisseden kişiler, Facebook gibi platformlarda (sadece online olarak) en fazla arkadaşa sahip olanlar. Sosyal medya anlamlı etkileşimlerin ne olduğu konusunda bizim yönümüzü kaybetmemize sebep oldu ve bu bizim ruhsal sağlığımız üzerinde de hasar bıraktı. Bunu fark etmek çok da zor değil, yalnızca haberlerin başlıklarına bakmamız yeterli oluyor. Örneğin John Newman’in sosyal medya kaynaklı depresyon ile savaşı… Buradan yola çıkarak sosyal platformlar arasında daha sağlıklı ve gerçek ortamlar yaratmamız gerektiğini daha fazla görmezden gelemeyiz. Sonuç olarak eğer insanlar birbirleriyle olumlu etkileşimler yaratmaya çabalıyorsa markalar nasıl davranmalı?

Sosyal medya platformlarının günümüzde oynadığı rol hakkında kendimizi sorgulamalıyız. İzleyici için ne barındırıyor? Bu platformların ticari anlamda gelişmesi, kullanıcıların sevdikleriyle veya uzun süredir iletişim kurmadıkları kişilerle iletişimde kalmasını sağlıyor. Bu fırsattan yararlanmanın maliyeti ise kişilerin verilerine sahip olmak ancak bu takas işlemi giderek tek taraflı hissettirmeye başladı.

Snapchat’in ‘Arkadaşlık Raporu’ insanların en yakın arkadaşlarında aradıkları en önemli özellikler arasında hala dürüstlüğe ve gerçekliğe değer verdiğini, en az önemli olanın ise geniş bir sosyal ağa sahip olmak olduğunu ortaya koydu. Sonuç olarak insanların herkese açık platformlardan daha özel ve kapalı alanlara geçtiğini görüyoruz. Belki de sosyal medyanın ‘sosyalliği’ tamamen ortadan kalkmadı; sadece yeni alanlara kaydı. Öyleyse tüm sosyal bağlantıların aynı olmayacağını bilmemiz gerekir.

Pazarlama dünyasında WOM (Word of Mouth) ve arkadaşlar arasında verilen tavsiyeler, markalar için hala en etkili temas noktaları arasında. Dolayısıyla iletişimimizi güçlendirme anlamında arkadaşlıklara çok inanıyoruz. Ancak şöyle bir tehlike var; sadece hangi marka mesajını göreceğinizi belirlemekle kalmayan, gerçek hayattaki fırsatları da karşınıza çıkaran bir sosyal davranış gelecekte bizi bekliyor olacak.

Çin sosyal kredi sistemi aslında bizim tam da o noktada olduğumuzu gösteriyor. Yüksek sosyal kredi puanlarına sahip bireylere indirimli elektrik faturaları, daha iyi seyahat anlaşmaları ve hastane kuyruklarında ön sıralara geçme olanağı verilmiş! Eğer bu şekilde devam edersek, arkadaşlıklarımızda daha bencil ve sosyal yükseliş odaklı olacağız.

Öyleyse marka sahipleri Uluslararası Dostluk Günü’nde konuyla ilişkili ne yapabilir veya ne yapmalılar?

Yalnızlık krizine karşı dijital ortamları kafa dengi insanları bir araya getirmek için kullanalım ve onları anlamlı bağlantılar kurmaya teşvik edelim. Sosyal medyanın hala iyiye yönlendirme gücüne sahip olduğuna şüphe yok ancak markalar internette hangi davranışlara yönelttiklerine kafa yormalılar ve zafere hızlı ulaşmak için takipçilerinin çevrimiçi ilişkilerine zarar vermemeliler.

Markalar yasal bir şekilde gerçeklikle etkileşimde olabileceği bir alan bulmak için daha çok çabalamalı; bunun için doğru seçim sosyal platformlar olmayabilir.

Takipçi ve like sayısına odaklanmak yerine kitlelerinin enerjilerinin nerede en yüksek olduğunu tespit etmek ve insanların ilgisini çekecek diyalogları teşvik etmek durumundalar. Banyo ürünleri satan Lush, çevresel ve sosyal değerlerini gösterme amacıyla bu yılın başında sosyal medya hesaplarını sildi.

Sosyal medya gruplarının daima birinin yakın çevresini temsil etmeyeceğini kabul edin. Gerçek arkadaşlıkların etkileşimle veya herkesle her şeyi paylaşarak inşa edilmediğini unutmayın. Facebook sayesinde iletişim sağlamak, uzun dönemli bir arkadaş kazandırmaz.

Başarıyı öngörebilmek için yüzeysel sosyal ölçütlere güvenmek yerine, işletme/kategori/kitle verilerini analiz ederek kitlelerin potansiyel gelişimini anlamak için gereken çalışmayı yapın.

Gelecekte en güçlü arkadaşlıkların hala empati, karşı tarafı dinleme ve deneyimleri paylaşma ile kurulabileceğine dair umut var. Markaların da bu değerleri pekiştirme konusunda rolü var ve hiç şüphe yok ki bu durumdan faydalanabilecekler. Ancak Dostluk Günü’nü en yakın ilişkilerimizin sağlamlığını korumak olan bireysel sorumluluğumuz üzerine düşünmek için de kullanmalıyız. Eğer düşünmezsek en doğal beşeri ihtiyaç olan insanlarla bağlantı kurmak; daha az kişisel olma ve manasını kaybetme riskine girecek.

Sabrina Francis

Yonder Medya Grup Marka Lideri

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 91. sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.