İletişimin dijitali, geleceğin iletişimi

Her şey hızla dijitalleşiyor. Dünya çapında internet kullanan kişi sayısı sadece 2018 yılında yüzde 7 artarak 4
milyara, sosyal medya kullanıcı sayısı yüzde 13 artarak 3,1 milyara ulaştı. Ülkemizde 50 milyonun üstündeki sosyal medya kullanıcısı günlerinin yaklaşık 7 saat 15 dakikasını internette geçirirken, bunun 2 saat 46 dakikasını sosyal mecralarda harcıyor. Yani bireysel olarak çok daha dijital bir iletişim halindeyiz. Bu dönüşümün hiç durmayacağından, hızının artarak devam edeceğinden şüphemiz yok. 15 yıl öncesine bakarsak, elimizde düşük çözünürlüklü ekranları olan cep telefonlarını görürüz; hatta ekranları bile daha yeni yeni renklenmeye başlamıştı. Bundan 5-10 yıl sonrasında ise hayatımız bambaşka bir noktada olacak. Nesnelerin interneti, giyilebilir teknolojiler, yapay zeka, vs. derken gündelik hayatın radikal bir biçimde değiştiğine tanıklık edebiliriz. Bu yeni teknolojilerin iletişim sektöründeki etkilerini de bugünden hissediyoruz. Kurumlar, ilk günden itibaren farklı paydaşlarına ve tüketicilere ulaşmak, onlarla olan
ilişkilerinin sıklığını artırmak amacıyla kendi iletişim yöntemlerini ve mecralarını değiştirmeye, çeşitlendirmeye başladı. Bu yeni kanalların sunduğu çeşitlilik ve sayısız olanak kuşkusuz hepimiz için cezbedici. Kuşkusuz birçok yenilikçi, heyecan verici ve dijitalin sunduğu olanakları özgürce keşfetmeye dönük işler ve çabaların sayısı bir hayli fazla. Ama genel anlamda dijitalizasyonun dünya sistemi
içerisindeki dönüştürücü etkisini göz önünde bulundurduğumuzda, yeni bir paradigma kurmanın, yani
dünyaya yeni bir gözle tekrar bakmanın vakti geldiğini biliyoruz. Bu devrimin gerisinde kalmamak için
gelişmeleri takip etmek değil onları hızla uygulamak, değişimi izlemek değil onun içinde olmak, böylece göz açıp kapayıncaya kadar dönüşebilme becerisini geliştirmek gerekiyor. Dijitalleşme, belli bir iş stratejisine sadık kalmayı zorlaştırıyor. Göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşen değişimlere ayak uydurmak için kurumların bugün her şeyden önce esnek olmayı öğrenmeleri gerekiyor. Dijitalleşme yalnızca bir ürün ya da hizmeti değil, bütün sistemleri yeniliyor. İletişim de bundan nasibini fazlasıyla alıyor. İletişim sektöründeki dijital devrimin hızla ilerleyeceğinden kuşku yok. Bunun dışında kalmamak, tam tersine bu süreçten ciddi kazanımlarla çıkmak istiyorsak; dijitalleşmenin iletişim alanını nasıl şekillendireceğini beklemek yerine bu dönüşümü hayata geçirmek için harekete geçmenin tam sırası.

Gizem Keçeci
KİD Üyesi – Siemens Türkiye
İletişim Direktörü

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 96. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.