İletişimde örgü tekniği

Türkiye Cumhuriyeti’nde doğan her kız çocuğu ilkokula gittiği yaşlarda  örgü örmeyi öğrenir. Çoğunlukla anneannesi ya da babaannesinden… İlkokula dahi gitmiyordum, anneannemin şişleri elime tutuşturup, “İzle, ben nasıl yapıyorsam aynen öyle yap” demesini unutamam. Rengârenk yün toplarının arasında oturup pür dikkat seyrederdim. Yünü, ipliği kendi içinden geçirerek ilmekler yaratmak, bu hareketi defalarca tekrar etmek, tekrarın doğal sonucu olarak ilmeklerin birbirine eklenmesi ile bir şeyler yaratmak!

Örmek, zihin akışını bir ritme bağlar. Hipnoza benzer bir etki ile saatlerce örgü yapılabilir! Her yaşta! Tam da bu yüzden iletişim çalışmalarının da benzer bir yapı ile kurgulanması gerektiğine inanıyorum.

Boşuna değildir: Her öyküde bir “olay/anlatım örgüsü” vardır. Çünkü insan zihni bu şekilde çalışır. Sabah rüya diye anlattığımız, aslında gece uykumuzda gözlerimizin önünde ardı ardına sıralanan görüntü karelerini, kahvaltı sofrasında eşimize rahatça aktarabilmek için bilinçsizce birleştirmemiz ile oluşur. Bir markanın iletişimi planlanırken, strateji de “örgüsel” bir yapıda kurgulanmalıdır. Bu hem “hakikilik” hem de “sağlamlık” getirir.

Aslına bakarsanız bahsettiğim şey entegre iletişimin, yani aynı konsepti her faaliyete uyarlamanın sadece bir adım ötesi! Kampanyanın içeriği, vaadi, amacı ile iletişim dili ve hatta asıl olarak markanın kişiliği birbirini tamamlayan, birbirinin içinden çıkan bir yapıda olmalı. Dolayısıyla daha fikri/ürünü geliştirme aşamasında iletişim de planlanıyor, tüm süreçlere dahil ediliyor olmalı!

Markaya, iletişim çalışmasına sonradan giydirilmeye çalışılan kimlikler/konseptler hatta daha kaba bir ifadeyle süslemeler kalıcı olamıyor! Yapılan onca yatırımın neye hizmet ettiği de tartışılır bir hale geliyor. İçeriden dışarıya daha ilk andan markanın yaratılma sürecinde kurgulanmış bir iletişim, doğal olarak markanın DNA’sından besleniyor, DNA’sını besler bir yapıda kendiliğinden örülüyor. Bu da sürdürülebilirlik kadar sahicilik getiriyor!

 

Ahu Parlar

KİD Üyesi

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Temmuz 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.