İki dünyanın iç içe geçmesi…

Pandemi süreci ile birlikte son dönemlerde karşımıza 3 tip çalışma modeli çıkıyor: Home office, full time ofis içi çalışma ve hibrit çalışma sistemi. Haftanın belli günleri dönüşümlü olarak ofislere gitme yani; hibrit çalışma modeli, “yarı ev, yarı ofis” çalışma sistemi, ofisleri her gün gidilmek zorunda olunan bir ortam olmaktan çıkartarak daha odaklı kullanım mekânı haline getiriyor. Zamanı iyi kullanarak, işimizi daha verimli yapabilme fırsatları yaratıyor diye düşünüyorum. Ayrıca yeni çalışma tanımına, artık internet toplantılarının da eklendiğini belirtmek gerek.

 

Birlikte çalışma kültürüne inanan ve birbiriyle temas kurdukça güçlenen iş arkadaşlarımız ile bu duruma nasıl ayak uyduracağımız hakkında tereddütlerimiz vardı. Ancak teknolojinin de yardımıyla mesafeler sadece algıda kaldı. Birbirimizle bağlantıda kalarak efektif bir şekilde işlerimizi sürdürmeye devam ettik ve hâlâ devam etmekteyiz. İşin teknik tarafında ise ajans olarak; ofis dışından server’a bağlanarak çalışmak, bizim için yeni bir durum değildi. Güçlü teknolojik altyapımız uzaktan çalışmaya çok uygundu. Pandeminin ilk zamanlarından; yani home-office kararı aldığımız günden, bugüne kadar bu süre.te hiç sorun yaşamadık.

Hatta bu dönemde verimlilik konusunda da gözle görülür farklılıklar da yaşadık. Gün içinde dikkati dağıtan unsurların azalmasıyla birlikte yoğun ve verimli çalışılabilmesi, trafik vb gibi kaybettiğimiz uzun sürelerin ortadan kalkması zaman yönetimiyle birlikte verimliliği artıran bu sürecin olumlu yönleri olarak düşünülebilir.

Bunların yanı sıra insanların, ekip arkadaşlarıyla ve yöneticileriyle birlikte olamamalarının getirdiği zamanla içine düşülebilecek izole olma hissi ve bu hissin motivasyon, aidiyet ve sadakat eksikliği yaratıyor olması gibi dezavantajlar da gündeme geldi. Ayrıca, artık interneti hayatımızın her alanında daha sık kullanmaya başladık.

Sosyalleşme de iş toplantıları da aynı mecrada yürüyor; iş günleri geceye sarkarken bu iki dünyanın birbirine geçmemesi neredeyse imkânsız. Pandeminin getirdiği kaygıyla birlikte akıl sağlığımızı da koruyabilmek için zaman yönetimini hem özel hayatımız hem iş hayatımız için ele almak ve kişisel alanlar açmak mutlak gereklilik. Belirli saat aralıklarında toplantı yapılmaması, yemek ya da sadece nefes alma molalarında bile meditasyon ya da yoga gibi şarj olabileceğimiz etkinliklere yer vermek bunu sağlayabilir.

Barış Alemdar

Head of Client Services, Concept

 

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.