İddiaların doğruluğu ispat edilebilmeli

Çevreye duyarlı tüketicilerin sayılarının yükselmesiyle birlikte, markaların da çevresel sorumlulukları artıyor. Ancak maalesef tüm markalar kendini tüketicinin yerine koyarak, aynı sorumluluk ya da samimiyet çerçevesinde iletişimlerini yürütmüyor. Doğal kaynaklara zarar vermeyen, dünyayı kirletmeyen, geri dönüştürülebilen, ürünü üretirken kullanılan malzemeler gibi… Bu konularda aksiyon alıyormuş gibi değil, gerçekten bireylere, topluluklara ve çevreye etki ettiğimizden, buna öncü olduğumuzdan emin olmamız gerekir. Bizler de iletişimciler olarak markaları bu yönde teşvik etmeliyiz. 

Çalışacağımız markaların misyonu ve etik değerleriyle bizim değerlerimizin ortak olması önemli bir ayrıcalık. Markalarla iş birliği yapmadan önce misyon ve değerler açısından ne kadar ortak bilince sahibiz ya da değiliz, öngörü ediniyoruz. Bunun yanı sıra tüketicilerin beklentileriyle müşterilerimizin hedeflerini doğru noktada birleştirmek çok önemli. Hepimizin ortak derdi olan bireysel, toplumsal ya da çevresel “meseleleri” anlatmak bizlerin de sorumluluğu.

Biz “–mış gibi” yapmayı değil, bir amaç ve iyilik uğruna, her şeyden önce insanı temel alan markalarla birlikte olmayı ve onlarla aynı yolda yürümeyi önemsiyoruz. Böyle markalarla gönül bağıyla çalışıyoruz. Bu da genel olarak diğer işlerdeki performansımızı da artırıyor diyebilirim. Sonuçta bizler de insanız ve gerçekten gelecek için sorumluluk hisseden, değerleri olan, “iyi kalpli” markalara daha yüce hisler besleyerek çalışıyoruz.

Yüksek karbon tüketimi olan müşterilerle çalışmanın yollarından bazıları da ikna kabiliyetimizi kullanmak; ortak bir akıl oluşturarak onları iyiye, güzele ikna etmek ve bu doğrultuda fikirler bulmak…

Greenwashing ile ilgili bir kampanya hazırladığım da oldu ancak maalesef hayata geçmedi. Önümüzdeki günlerde hayat bulmasını diliyor, yılmadan çalışıyorum.

Tüketiciyi yanıltmak markanın geleceği için son derece olumsuz bir etkidir ve telafisi olmayan sonuçlar yaratır. Gerçek dışı ve asılsız iddialarda bulunmak, samimi olmamak, sürdürülebilir olmayan bir “yeşil aklama” yapma,  güvenilirliği zedeleyip tüketiciyi tamamen kaybettireceği için doğruluğu ispat edilebilir iddialar sunulmalı, iletişim dili de her zaman bu çerçevede olmalı.

Ayşe Aydın

Publicis Groupe Türkiye Chief Creative Officer & Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 121. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.