İç iletişim

Firmaların boyutları büyüdükçe, kendi çalışanları da hedef kitleleri haline geliyor. Onların kazanılması, kendilerinin  sadece müşteri olarak görülmesi demek değil, en yakınımızda olan ve markayı en iyi tanıyanların birer marka elçisine dönüşebilmesini sağlayabilmek önemli.

Her iç iletişim projesi, bir şirketin kendisini nasıl şekillendirdiği ve konumlandırdığı, değerlerini güncel olarak nasıl dile getirdiği ve sürmekte olan etkinliklerini günün sonunda, nasıl ilettiğinin bir ifadesidir.

İçeriği ister kurumsal, ister İK işlemleri, KSS ya da değişim yönetimiyle ilgili olsun, her iç iletişim, kavramsal, stratejik ve resmi olarak kurumsal iletişime bağlı, onun bir parçası ve çalışanlara yönelik bir marka iletişim projesidir.

Çalışan bilgisini güçlendirme amacıyla, farklı temas noktalarından ve her ortamda doğru bir dille, tutarlı bir iç iletişim çalışması, çalışanların ait olma ve gurur duyma duygularını yükseltir ve geliştirir, şirketi tanıma, sahiplenme ve onun özel bir role sahip eşsiz bir parçası  gibi davranmasını sağlar.

Peki bu sürecin liderliğini kim yapmalı?

Pazarlama?

Kurumsal iletişim?

İnsan kaynakları?

İç iletişim projeleri, adı üstünde “iletişim” projeleridir ve kurumsal iletişim departmanlarının liderliğinde bir ekip tarafından yönetilmelidir.

Tabii ki, pazarlama ve İK bölümleri de strateji, vizyon, sosyal sorumluluk gibi konularda içerik yaratılmasını sağlayan birimler olarak görev alacaklardır.

Kurum ve marka açısından iç iletişim projeleri, doğrudan pazarlama tekniklerinin uygulandığı ve sonuçlarının izlendiği değerli laboratuvarlardır ve kriterleri, doğru etkinlikler ve etkili yaratıcı fikirlerle yola çıkılması, sonucunda da niteliksel ve niceliksel raporlama verilerinin analizleriyle doğru ölçümlemelerin ve bu ölçümlemelerin sonucuyla daha iyiye ve verime doğru aşama kaydetmek olmalıdır.

A.Serhat Demirel
DPİD As Başkan

Bu yazı Campaign Türkiye Mayıs 2015 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.