Her yerden çalışmayı başarabilecekler mi?

Bazı çalışanlar istedikleri yerden çalışmayı benimserken sektör, giderek daha özgür bir iş gücünün isteklerine ayak uydurmak için yarışıyor. Yöneticiler bu özgürleşme talebinde ne tarafta duruyor, yeni durumu nasıl yönetecek?

Hindistan’ın Mumbai kentinde bir medya planlama ajansının ofisinde çalışan Sneha George, son 18 ayda masasına yaklaşmadı. Pandemi ofiste çalışmayı ilk kez tersine çevirdiğinde o ve ailesi, Kerala eyaletindeki ebeveynlerinin evine döndü. Sonra işler düzeldikçe, Hindistan’da en az sekiz yeri “ofisi” olarak adlandırdı. Şimdi hafif bir COVID-19 vakası geçirmiş ve üç kez aşılanmış olarak işbaşı yaptı: Ya ANZ çalışanı olmak ya da güneydoğu Asya’da tam zamanlı bir dijital göçebe olmak istiyor.

Patronları, görünüşte sınırları olmayan bir çalışan sağlamanın yollarını anlamaya çalışırken, reklam sektörü genelindeki ajanslar, her yerden çalışma esnekliği için artan bir taleple mücadele ediyor. Birkaç ofisin yeniden açıldığına dair işaretler var ve insanların birlikte çalışmaya gönülsüz olmasıyla, belirli bir ofis konumuna bağlı olmadan uzaktan çalışma giderek daha yaygın hale geliyor. Bu geliştikçe, networkler yeni bir gerçekliğe yaklaşıyor gibi görünüyor. Publicis, Work Your World adlı bir programla ilk çıkışı yaptı. S4 Capital’dan Martin Sorrell, esnek çalışmayı “insanların düşündüğünden daha kalıcı” olarak nitelendirdi ve şirketler, giderek daha fazla bir yere zincirlenmeyen iş gücüne hitap etmek için planlar geliştirmeye başlıyor.

Dentsu Singapur İK Direktörü Hayley Lim: “Çalışanlarımızın iş yerindeki mükemmelliği, kariyer gelişimi ve kişisel sağlığı ve esenliği için destekleyici ve güçlendirici bir ortam sağlamaya inanıyoruz. Bunu yapabilmek için çeşitli yetenek topluluğumuzun farklı ihtiyaçlarını karşılayabilecek esnek bir ortam olması gerektiğinin farkındayız.” diyor.

Network, 2020’nin ortalarından bu yana esnek bir çalışma modelini benimserken “En İyi Siz Olun” ilkesi olarak adlandırdığı şeyi de ortaya çıkardı. “İnsanlarımız ayrı olmalarına rağmen her zamankinden daha güçlü işler çıkarmaya devam ettiği küresel pandemi boyunca onlara stres testi yapıldı.” diyor Lim.

Benzer şekilde APAC Yetenek Şefi Zarka Khan-Iltaf’a göre network, insanların hayatlarının nasıl etkilendiğini anlamak ve ajanslar arasında yeni bir çalışma yöntemi tasarlamak için Mediabrands ile kapsamlı araştırmalar yürüttü. Bu araştırmanın sonucu olarak; ekiplerin zamanlarının yarısını uzaktan, yarısını da yerel ofislerinden çalışarak geçirmelerini öngören ‘Daha İyi Yol’ adlı yeni bir hibrit çalışma modeli ortaya çıktı. Khan-Iltaf’a göre amaç, bireysel yaşam-iş dengesini daha iyi yönetmek için esnekliği korumaktı ancak aynı şekilde Mediabrands, çalışanlarının iş yerinde “yüz yüze bağlantıda olmasını, kültür ve yaratıcı ilhamdan yararlandığını görmeye hevesliydi.

Network’ler ve ajanslar hızla değişen çalışan taleplerine ayak uydurmak için yarışırken, Hindistan’da medya planlamacı olarak çalışan George gibi insanlar ve herhangi bir konumdan çalışma programının savunucuları, bir ofise bağlı olma fikrinin demode olduğunu söylediler. “Benim için bir saatlik yolculuk artık pek de çekici değil. Diyaloglar, yer yerine üretkenliğe odaklanacak kadar hızlı ilerlemiyor.”

Plajdan çalışmanın ötesinde

Sanal organizasyonlara odaklanan bir düşünce kuruluşu ve danışmanlık firması olan Distribute’un Kurucusu ve CEO’su (New York’ta yaşayan) Laurel Farrer gibi uzaktan çalışan uzmanlar, reklam dünyasındaki diyalogların, bu sorunların ötesine geçmesi gerektiğini iddia ediyor. “Plajdan çalışabilme veya eşofman giyme gibi konulara odaklandığımızda, asıl noktayı kaçırıyoruz. Ofis dışında çalışabilmek kişisel bir lüks değil, devrim niteliğinde bir iş ve ekonomik stratejidir.” diyor.

Buna ek olarak uzmanlar; reklam dünyası için her yerden çalışma kavramının sadece Y kuşağı tarafından talep gördüğü ve Z kuşağının, üstlerinin gözü önünde olmamaya hevesli olduğu kavramının modası geçmiş olduğunu söylüyor. “Aslında araştırmalar gelişmiş ekonomilerdeki profesyonellerin %80’inden fazlasının artık kalıcı olarak esneklik beklediğini gösteriyor. Dolayısıyla kimin evden çalışmayı talep edip etmeyeceğini tahmin etmeye çalışmakla zaman kaybetmek yerine, iş liderleri proaktif olarak yetenek edinme ve iş gücü çeşitliliği hedefleriyle durumu nasıl avantaja dönüştürebileceklerini düşünmeli.” diye ekliyor.

Sektör bir bütün olarak büyük adımlar atmaktan biraz uzak olsa da bazı ajanslar yeteneklerinin ihtiyaçlarını farklı şekilde yönetmek için hamleler yapmaya başlıyor.

Örneğin; Avustralya’da Thrive PR, her yerden çalışmaya yönelik tutumunu değiştirme konusunda erken harekete geçti. Ajansın İnsan ve Kültür Direktörü Snezna Kerekovic: “AUNZ genelindeki beş ofis konumumuzla, ekiplerimizi bu konumlardan herhangi birinde çalışmayı deneyimlemeye teşvik ediyoruz. Aileleri uzakta olan ekip üyelerimiz için ise aileleriyle değerli zaman geçirmelerini sağlamak amacıyla her yerde çalışma fırsatı sunuyoruz.”

Thrive yalnızca Perth gibi daha önce bulunmadığı yerlerde küçük ofisler açmakla kalmadı, aynı zamanda Jobs of the Future girişimi için Airbnb, Virgin Australia, GoPro ve Optus gibi müşterilerle yenilik yaptı. Bu müşterilerin teşviğiyle Thrive, çalışanlarına hazır olduklarında garantili bir eve dönüş biletiyle bir iş-tatil deneyimi için başka bir şehre taşınma fırsatı sunuyor. “’Sabit değil, esnek’, mevcut pazar dinamikleri üzerinde çalışma şeklimizdir. Yeteneklerimizi beslemek ve dünyadaki en iyi yetenekleri müşterilerimize sunmak için yaklaşımımızı geliştirmeye devam edeceğiz.” diye ekliyor Kerekovic.

Aşırı basitleştirme vakası mı?

Bu girişimlere rağmen uzaktan çalışan Maven Farrer, network’lerin ve ajansların, insanların her yerden çalışmasına izin verdikleri durumda bu süreci aşırı basitleştirebileceğini söylüyor. “Bir profesyonelin uzaktan çalışıp çalışamayacağı konusunda çok fazla katman var. Evet bazı görevler, çalışanın bilgisayara ve internete erişimi olduğu her yerde yapılabilir ancak işveren açısından bu çok daha karmaşıktır.” diyor. Bu, vergilerin hesaplanması ve ödenmesiyle ilgili bariz sorunlardan (bir bölgede bile farklılık gösterebilen) yerel istihdam yasalarına uymaya, gayrimenkul yatırımları için ROI, iş gücü çeşitliliği ve kapsayıcılık hedeflerine kadar değişebilir.

Mediabrands’ten Khan-Iltaf, kendi network’ü ve ‘Daha İyi Yol’ hibrit çalışma modeli söz konusu olduğunda her pazarın (büyüklüğü ne olursa olsun) çalışanlarına ve işine dayalı olarak isteğe göre bir plan hazırladığını ekliyor. “Planın amacı, 4C’lerimizin (community, clients, career, care) dikkate alınmasını sağlamaktır. Tüm çalışanlarımız bizden en büyük desteği alacak. APAC pazarlarımıza uyum sağlama, ekleme ve yenilik yapma esnekliği sağladık. Herkese uyan tek bir formülde ısrar etmiyoruz.” diyor.

Her yerden çalışmanın en iyimser savunucuları, çalışanların istihdam açısından bu esnekliği talep etmesi nedeniyle ileride daha fazla problem yaşanacağının farkında. Thrive PR’dan Kerekovic: “PR şu anda uzun vadeli vizeler veya daimi ikamet için uygun meslekler listesinde değil ancak Thrive buna öncülük ediyor. Yeteneğimiz ve sektörümüz için bu fırsatı yaratmak adına sektöre baskı yapıyoruz. Kesinlikle uyumla ilgili hususlar var bu nedenle bir ajans olarak ‘her yerden çalışmayı’ kolaylaştırmak için son derece iyi yönetilen bir işletme olmalıyız.”

Günün sonunda reklam dünyasının esnek bir işveren olma dürtüsü, network’lerin ve ajansların ofislerini nasıl gördüğüne de bağlı olabilir. Sektör geleneksel olarak iş yerinde son derece sosyal olmaya (ve ofiste çok uzun saatler kalmanın getirdiği tükenmişliğe) bel bağlamış olsa da, pandemi bu önermeyi altüst etti ve yeniden düşünmeye zorladı. Şimdi ajans liderleri, çalışanlarının seyahat tutkusunu yönetirken aynı zamanda şirketin kimliği olarak fiziksel ofisi sürdürmek gibi zorlu bir üst düzey görevini de yerine getirmek zorunda.

Dentsu Singapore’dan Lim: “Her yerden çalışmaya yönelik esnek seçenek, esnek bir iş gücü için ofis alanını ve tasarımı gözden geçirmek için fırsat sunuyor ama fiziksel çalışma alanı, çalışanların şirkete ait olma ve şirkete bağlanma duygusu aradığı bir güven kaynağı olmaya devam ediyor.” diyor.

Rahul Sachitanand

Campaign Asia Yardımcı Editörü

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 123. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.