“Her şeye sıfırdan başlamaya hazır olun!”

Cem Uçan “Batı’ya gittikçe Türkiye’de eleştirdiğim bir çok olumsuzluğun gitgide azalarak yok olacağını varsayıyordum. Yanılmışım. Süreçler, iş akışları her yerde aksayabiliyor” diyor.

Bu ay yurt dışı sayfalarımız için Kanada’da hayatına devam eden ve bağımsız bir ajans olan Quarry’de senior demand marketing planner olarak görev olan Cem Uçan ile görüştük. Türkiye’de yatırım bankacılığı, teknoloji yatırımları ve iş geliştirme danışmanlığı alanlarında çalıştıktan sonra 2010 yılında DirectComm’da, ajans hayatına başlayan Uçan; web siteleri, e-mail pazarlama projeleri, dijital pazarlama, CRM projeleri ve bir de Limonsocial derken sonunda kendini ‘veri odaklı yaratıcı pazarlama’ işleri üreten bir ajansta yönetici ortak olarak bulduğunu söylüyor ve Türkiye’den Kanada’ya uzanan macerasını bizim için anlatıyor.

Kamer Yılmaz Öncelikle Türkiye’de neler yapıyordunuz biraz bahsedebilir misiniz?
Cem Uçan directComm’a bir çalışan olarak girdim. Ajansın dijital dönüşüm sürecinde yönetim ekibine destek oldum. Odağımı ajansın iç süreçlerine vermek istediğim için ‘ben hiç müşteri karşısına çıkmayayım’ dedikten birkaç ay sonra kendimi iş geliştirme, müşteri ekibini yönetme, IT ve dijital ekipleri oluşturma işlerinin içinde buldum. Yani bu süre içinde hem iç müşteri hem dış müşteriler için çalışmaya başladım. Müşteri dünyasını anladıktan sonra içeride süreçleri düzenlemek biraz daha kolaylaştı.

Tek başıma bir şeyler yaptığımı ya da başardığımı söylemem iddialı olur. directComm DNA’sında veritabanına dayalı pazarlama iletişimi olan bir ajanstı. Bu DNA’yı teknoloji ve yaratıcı işlerle birleştirmeye çalıştık. Türkiye’de yerleşik birçok yabancı şirketin CRM pazarlama faaliyetlerini yürüten bir ekiple çalışma şansım oldu. Veriye dayalı düşünmeyi ve bunu yaratıcı bir şekilde hedef kitleyle buluşturmaktan heyacan duyan bir ekibin kurulmasına öncülük ettim. 2011 yılında kurucu ortakları arasında yer aldığım Limonsocial’la sosyal medya üzerinden otomobil ve hafif ticari araç satışları gerçekleştirdik. Bugün bunlar sıradan haber niteliğine fakat 10 sene önce buna inanan bir ekip ve daha de önemlisi müşteri bulmak zordu 🙂

Kamer Yılmaz Yurt dışında çalışma fikri ne zaman ortaya çıktı? Süreç nasıl ilerledi?
Cem Uçan Tamamen tesadüf diyebilirim. 2015 yılında baba oldum. Erden, daha doğmadan eşimle birlikte 2018 yılında İzmir’e yerleşme kararı almıştık. O zamanki ortaklarıma bu kararı hemen bildirdim ve tüm planlarımızı 2018 Nisan’ında İzmir’e yerleşmek üzerine yapmaya başladık. 2016 yılının sonunda eşimin doktora araştırması için Kanada’daki bir araştırma merkezinden 12 ay süreli bir pozisyon teklifi geldi. Hiç düşünmeden kabul ettik. Sonuçta İzmir planını 4-5 ay ötelemek dışında şahane bir deneyim fırsatı gibi gelmişti. İstanbul’daki kiralık evimizi kapatmadan 1 kedi, 18 aylık Erden’le bir Eylül günü Guelph diye bir şehre geldik. 2017’den beri de aynı şehirde yaşıyoruz.

Kamer Yılmaz Peki şu anda siz neler yapıyorsunuz?
Cem Uçan Şu anda Kanada’nın Ontario eyaletinde St Jacobs adında küçücük bir kasabada entegre pazarlama iletişimi hizmetleri sunan Quarry adında bir ajansta çalışıyorum. Quarry, B2B odaklı bir pazarlama ajansı olarak teknoloji şirketlerine özel stratejik, yaratıcı hizmetler ve pazarlama teknolojileri sunan Kanadalı bağımsız bir ajans. Aynı zamanda alanında Kuzey Amerika’nın en iyi 10 ajansı arasında yer alıyor. Son dönemde B2B pazarlama alanında en sıcak konulardan biri olan ‘Acccount-based marketing’ programlarında dünyanın sayılı ajanslarından biri.

Çok ilginç tesadüflerin sonucunda tanıştığımız Quarry’de yaklaşık 18 aydır Google, Oracle gibi global teknoloji markaları için Account-based marketing programları oluşturan bir ekipte strateji geliştiriyorum.

Kamer Yılmaz Şu an deneyimlediğiniz çalışma şekli ile Türkiye’deki deneyimlerinizi karşılaştırsanız neler söylersiniz?
Cem Uçan Sadece bu sorunun cevabı uzun bir dosya konusu ama özetlemeye çalışayım:

  • Kültür farkı önemli. Meselelere farklı bakıyoruz. Bu, hem bir avantaj getiriyor hem de dezavantaj oluşturuyor (bazı konuları anlamak, özümsemek vakit alıyor). Bazen Türkiye deneyimimin avantajları daha ağır basıyor: Esneklik, hızlı hareket etme (kimi zaman çok da düşünmeden), pratik çözümler ve kısayollar bulma gibi… Bunların karşısında ise; her zaman stratejik düşünme, konuyu her yönüyle ele alma ve sorunları emrivaki yapmadan tartışarak, ikna yoluyla çözüme ulaştırma… Ne yalan söyleyeyim zaman zaman zorlandığım alanlar oluyor.
  • Nedense Batı’ya gittikçe Türkiye’de eleştirdiğim bir çok olumsuzluğun gitgide azalarak yok olacağını varsayıyordum. Yanılmışım. Süreçler, iş akışları her yerde aksayabiliyor. Burada farkındalık ve çözüm üretme iştahının daha fazla olduğunu gözlemledim.
  • İş gücü açısından hiçbir farklılık gözlemlemedim. Ajans işi düşünen kafalara ihtiyaç duyar. Bu anlamda herhangi bir fark yok. Hatta bazı açılardan zamanında Türkiye’deki iş arkadaşlarımın hakkını yediğimi de düşündüm (bu itirafımı, bazılarıyla biraz geç de olsa paylaştım). Türkiye’deki çalışma arkadaşlarım esnek, çözüm üretme refleksi güçlü, fedakarca çalışma azmi olan ve kariyerleri kadar organizasyonu da düşünen kişilerdi. Belki ben şanslıydım, bilmiyorum. Buradaki kısıtlı deneyimimde gördüğüm, Türkiye’ye göre çok daha uygun çalışma koşullarına sahip, hak ettiği ücreti ve yan faydaları elde eden, iyi niyetle çalışan ama her zaman işin önüne kendi özel hayatlarını koyan bir iş gücü var; büyük ihtimalle de doğrusu bu tabii.
  • Türkiye’deki ajans yıllarım yöneticilikle geçti. Kendimi ‘iyi’ sayılabilecek bir yönetici olarak tanımlardım ama buraya geldikten sonra kendimle ilgili algım değişti. Aslında yapabileceğim ne kadar çok şey olduğunu fark ettim. Keşke dediğim birçok konu oldu. Yine her şeyin merkezine (çalışanlar, aileleri, müşteriler ve onların müşterileri diyerek büyüyen bir çemberde) insanı koymak birçok önceliğin belirlenmesinde önemli rol oynuyor.
  • Üretilen her şey burada daha fazla değerini buluyor.

Kamer Yılmaz Yurt dışında çalışmak isteyen kişilere neler önerirsiniz?
Cem Uçan Sadece kendi deneyimim üzerine düşünerek konuşabilirim.

  • Konfor alanınızdan çıkmaya hazır mısınız? Cevabınız evetse okumaya devam edebilirsiniz.
  • Her şeye sıfırdan başlamaya hazır mısınız? Bu sorunun cevabı hayırsa tekrar düşünmekte fayda var. Hedef lediğiniz ülke ve uzmanlık alanınıza bağlı olarak bu soruya evet cevabı vermeniz gerekebilir. Türkiye’de ne tür bir deneyiminiz olursa olsun gideceğiniz ülkede deneyiminizin başlangıç aşamasında size bir faydası olmayabilir.
  • CV’nizi düzenleyin. Benim en çok zorlandığım alan bu oldu. Dijital dünyada bu konuya odaklanmış -içinde klişe önerileri de olan- pek çok site var. Klişeler sıkıcı olsalar da bazı basit konulara ışık tutuyorlar, o nedenle işinizde sonuçlara odaklandığınız ‘yeni’ bir CV hazırlamaya hazır olun.
  • Çalışmak istediğiniz alan ve gözünüze kestirdiğiniz şirketler ya da ajanslar belliyse iş ağları üzerinden ilişkiler geliştirmeye odaklanın. LinkedIn burada çok kullanılan bir sosyal ağ ve ilgi alanınızı, bilgi alma ihtiyacınızın nedenini ve niyetinizi samimiyetle belirten mesajlara genellikle geri dönüş alırsınız.
  • Merak duygusu, öğrenmek için samimi bir heyecan duymak, sorumluluk almaktan kaçınmamak ve çalışkanlık sanırım dünyanın her yerinde geçerli değerler. Tüm bunların yanında biraz da sabır ve inatçılık varsa bu yolda başarılı olmamanız için hiçbir sebep yok.

Kamer Yılmaz Global bir sağlık krizi yaşıyoruz, bu süreçte çalışma hayatınızda neler değişti?
Cem Uçan Quarry, içinde bulunduğu bölgede çevreci uygulamalarıyla öne çıkan bir ajans. Yaklaşık 1 yıl önce alınan bir kararla her çarşamba günü bütün ofis evden çalışmaya başlamıştık. Bu karar sonrası hem iş süreçleri hem uzaktan çalışma teknolojileri konusunda epey deneyim kazandık. Covid-19 sürecinde hem eyalet hem de federal hükümetin aldığı kararlar sonrasında bizim için çalışmaya evden devam etmek önemli bir sorun oluşturmadı.

Benim yaşadığım en büyük zorluk okulların da kapanmasıyla bütün ailenin evde vakit geçirme zorunluğu oldu. Yabancı bir ülkede, hiçbir akraba ya yakın tanıdığınızın olmadığı bir ortamda zaten zor olan yaşam biraz daha zorlaştı. Ev işleri, ufaklığın eğitimi ve sonsuz ilgi talebiyle ilgilenmek diğer yandan da verimli bir biçimde çalışmayı sürdürmek ilk başlarda beni zorladı. Daha sonra arka plandan gelen çocuk sesleri ve her türlü ekran kazasına alıştıktan sonra Erden de özellikle şirket içi toplantılarına merhaba demeye başladı.

 

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye 99. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.