Hayatım Reklam: Zeynep Erdemir

78. sayımızda Hayatım Reklam diyen isim, 4129Grey eski kreatif grup başkanı Zeynep Erdemir oldu.

Reklamcı olma sebebim:

Aslında tamamen tesadüf diyebilirim. Japon Dili ve Edebiyatı’nı bitirdiğimde ne yapacağımı o kadar bilmiyordum ki babamla oturup ne yapmak istemediğime karar verdik. Döpiyes ve topuklu giymek istemiyordum, işimde renk istiyordum ve de en önemlisi “her gün aynı işi yapmak için” kalkmak istemiyordum. Çok alternatifim kalmamıştı; kot giyen, hayatı renklerle dolu ve her brief’le işe yeniden başlayan bir reklamcı oldum.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar:

Buna hızlı bir cevap verebilirim. Türkiye Down Sendromu Derneği ve Down Sendromlu çocuklar için gönüllü bir marka yarattık; DownDesign. Fikrin ilk çıkış noktasından, satışlar başlayana kadar büyük bir sevgiyle çalıştık. Hâlâ ismini duydukça içim sıcacık oluyor. Bugüne kadar uluslararası ve yurt içinde ses getiren belki yüzlerce kampanyada çalıştım, ödüller aldım ama hiçbiri, içinde sadece sevgi olan DownDesign kadar gurur vermedi bana.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam:

Bu konuda çok eskilere gideceğim ve ilk işe başladığım zamanlardaki ShuBuO kampanyasını söyleyeceğim. Absürtlüğü ve esprileri sanırım Türkiye reklam tarihinde benzeri olmayan bir tarz. Gerçi hâlâ kimse ShuBuO’nun ne olduğunu tam bilmiyor ama olsun.

Kariyerimdeki en iyi an:

Ben burada ödüllerden bahsetmeyeceğim maalesef. Benim için kariyerimdeki en iyi anlar; yanımda stajyer olarak başlayan ve yıllar içerisinde yükselerek çok iyi yerlere gelen insanların teşekkürleri. Ve tabii ki birlikte çalıştığım ekiplerin başarıları… Özellikle şu an çalıştığım ekibimin (kıpss) her bir üyesiyle gurur duyuyorum. Çok şanslıyım.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım:

Önemli bir toplantıda at ve kelebeklerle ilgili o malum atasözünü, güya kibarca kullanmaya çalışırken, sansürü “kelebek” kelimesine koyduğum an. Aklıma geldikçe utanıyorum.

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü:

16 yıldır bu işi yapıyorum ve aslında çalıştığım markalardan dolayı pek çok ünlüyle bir araya geldim. Ama en son keyifle çalıştığım ünlüleri sorarsanız, Fairy markasını tüm gücüyle yüklenen Berna Laçin, profesyonelliği ve hanımefendiliğiyle Bergüzar Korel ve sette herkesin neşesi olan Geveze’yi sayabilirim.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan:

Öncelikle ekibim… Onları hiçbir şeye değişmem. Onlar dışında ilk aklıma gelen; sektöre ilk başladığımda elimden tutarak reklamcılığı öğreten Emrah Akay, beni tüm duvarlarımdan sıyıran ve gerçek anlamda düşünmeye iten Ergin Binyıldız, Chief Happiness Officer diye bir title’ın “gerçek” olabileceğini gösteren canım patronum Alemşah Öztürk ve beraber çalıştığımız tüm setlerde zekası, kurtarıcı hamleleri ve kocaman kahkahalarıyla yönetmen dostum Boğaç Ergüvenç…

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi:

Buna bir kişi sayamayacağım. En iyi huylusundan en kötüsüne, en yaratıcısından en düzüne 15 yıldır bu sektörde tanıştığım, çalıştığım, duyduğum, bildiğim herkes beni etkiledi ve aslında bu noktaya onların sayesinde geldim. Ama sabır taşını çatlatmadan tutmama yardımcı olan ailem sanırım asıl teşekkürü hak edenler.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 78. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.