Hayatım Reklam: Uğur Matban

Bu sayımızda, Rafineri’de Creative Group Head olarak görev alan Uğur Matban, hayatım reklam köşemizin konuğu oldu.

Uğur Matban                                                                  Creative Group Head, Rafineri 

Reklamcı olma sebebim:

Reklam ajanslarının içine doğdum diyebilirim. Hayatımın herhangi bir döneminde “Başka ne iş yapabilirim acaba” diye düşünmedim. Grafikerlerin ne iş yaptığını bilmediğim ilkokul günlerimden beri grafiker olmak istiyordum ilk etapta. Çünkü üniversitelerin art direktör yetiştirmek gibi bir işlevi yok. Aksine grafik tasarım bölümleri, grafik tasarımcı (grafiker) yetiştirir. Zaman içerisinde, reklamcılığın mecra olarak kullanabildiği her bir alandaki görsel sanatları yönetme becerisini edindikçe “sanat yönetmeni” olunuyor bence. Yani grafik tasarımcılığın yanına reklamcılık kaslarının eklenmesi şart.

İçinde bulunmaktan gurur duyduğum kampanyalar:

Türkiye’de motion capture tekniğinin ilk defa kullanıldığı ve Ahmet Kural’ın robot Gary’i canlandırdığı Gary&Metin çatısından çok şey öğrendim. Özellikle karakter yaratım sürecinin içinde olmak ve filmlerle ince ince ilgilenmek, bir art direktör için bayağı değerli. O süreçte ekip olarak birçok güzel iş çıkardık. Onun dışında geçtiğimiz sene yaptığımız 19 Mayıs PUBG Alayı işini de mecra kullanımı, gerçek hedef kitleyle gerçekten ve anlık olarak temas kurma konularındaki tavrından ötürü çok seviyorum.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam:

Genelde iş kıskanma huyum pek yok ama Spike Jonze’un Welcome Home filmini aşırı kıskanıyorum. Bilgisayarda rahatlıkla yapılabilecek hemen hemen her şeyi fiziksel olarak inşa edip muhteşem bir koreografiyle ve ses tasarımıyla birleştirmek, ufak çapta bir deliliğe işaret. Her
bağlamda bir “sanat yönetimi” dehasına ya da…

Kariyerimdeki en iyi an:

Ödül anları değil kesinlikle. İyi bir iş çıkardığıma inandığım anların en sonuncusu, her seferinde
“kariyerimdeki en iyi an koltuğu”nu eline geçiriyor. Bu, yazar couple’ımın “Çok güzel olmuş lan!” dediği bir an da olabilir, müşteriden gelen bir tebrik mail’i de veya hiç tanımadığım bir Instagram hesabında, elimden çıkan bir işin paylaşıldığını görmek de. Bir şeyleri doğru, yeni, taze ve düzgün yapmak için çalışıyoruz zira.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım:

Aklıma gelen birkaç tane var ama birini anlatmam, diğerlerine haksızlık olur. Hepsi müthiş rezil çünkü.
O yüzden bunu geçelim, n’olur. 🙂

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan:

-larla çalışıyorum.

Kariyerimde büyük etkiye sahip olan kişiler:

İlk sırada elbette annem ve aynı mesleği icra ettiğim kardeşim var. Okulu bitirmem ekonomik olarak büyük belalar açtı başımıza ve her ikisi de bunun atlatılması için yıllarca büyük fedakarlıklar yaptılar. Hakları kesinlikle ödenemez. O günler aklıma her geldiğinde ne kadar şanslı olduğumu tekrar tekrar hatırlıyorum. Yollarımın 2013’te kesiştiği ve sonrasında minik bir aranın ardından son 4,5 senedir beraber çalıştığımız Emre Kaplan, Kerim Gürsel ve Ali Şener’in mentorlukları hep çok kıymetliydi, hâlâ da öyle. Onlar vesilesiyle
Rafineri’de, Ayşe Bali’yle de tanışma ve çalışma fırsatı buldum. Tasarıma dair kazandığım bakış
açısının, sorduğum soruların önemli bir bölümünü yıllar içerisinde kendisinden edindim diyebilirim. Şu
günlerde ders verdiğim bölümde öğrenciyken dersimize konuk olan ve ders çıkışı staj darlamalarım yüzünden beni sapık sanmayıp o zamanlar kreatif direktörlük yaptığı ajansta staj imkanı veren Alper Göker de reklam hayatımı tetikledi diyebilirim. Taa 2006’da çalıştığım aşırı butik ajansta, profesyonel hayat ve tasarımcılık yönlendirmeleriyle sürekli kafamı açan Onur Erler’i de kesinlikle atlayamam.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.