Hayatım reklam: Murat Işık

Murat Işık / Adquarters Ajans Başkanı ve Yaratıcı Direktörü

Reklamcı olma sebebim: Kitleleri etkileme, düşündürme, güldürme ve ikna etme gücü. Bu bana çok çekici geldi. Reklamcılığı hiç bir zaman bir şeyi duyurma olarak görmedim. Onu herkes yapıyor. Önemli olan unutulmayacak, tamamen ayrışacak ve amaca hizmet eden işler ortaya çıkarabilmek. Bunu yaptığınızda kitleleri etkiliyorsunuz, bir şeyi 20 saniye içinde dümdüz, eksiksiz duyurduğunuzda ise reklam müdürlerini.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar: Radikal lansman kampanyası, Fanatik kampanyası, Kent’in bayram ve Tofita kampanyaları, Sütaş’ın Ayraniç ve Musiki Cemiyeti kampanyaları, Eski Türk Filmli Bingo kampanyası, eşek maskeli hırsızların yer aldığı Total Excellium kampanyası, daha çok var ama 2500 harf sınırı da var.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam: O kadar çok var ki birini söylesem diğerlerine haksızlık. Bana “Niye önce ben düşünemedim” dedirten her kampanya.

Kariyerimdeki en iyi an: Sunduğumuz fikrin itirazsız kabul gördüğü her an.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım: Bir bayi toplantısında o marka için yazdığım kampanya Jingle’ını sahnede söylemek zorunda kalmam. Sunum başka, şarkı bambaşka… Ne mutlu ki başka utandırıcı anım yok sektörde. “Bi de şu vardı…” diyen varsa özelden mesaj atsın.

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü: Sanırım Eva Longoria diyeceğim. Los Angeles’ta Magnum çekimi yaptık. Sette arkadaşlarıyla saklambaç oynuyordu. Küçük komik bir kadın. Öğle arasında iki porsiyon Urfa kebap yedi.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en çok mutluluk duyduğum insan: Bu “en” meselesi zor. O kadar çok insan var ki birlikte çalışmaktan mutluluk duyduğum. Serdar Erener ve Uğurcan Ataoğlu var. Birlikte çok iyi işler yaptığımız Yiğit Şardan var. 360 derece düşünme yeteneğimi geliştirmeme yardımcı olan Arhan Kayar var. Çok şey öğrendiğim Pınar Kılıç, Ünver Oral gibi abilerim, ve birlikte çalıştığım yüzlerce kardeşim var. “En” demeyelim.

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi: Bu soruda ise bir “en” gerçekten var; Serdar Erener. Art direktör olarak başvurduğum ajansa beni reklam yazarı olarak alması kariyerimin dönüm noktası oldu. “Sen iyi bir art direktörsün, gel burada yazarlık yap, ikisini birden iyi yapan çok insan yok sektörde” diyerek hayatıma bambaşka bir yön verdi. Onun yanında, onunla birlikte çalışmış olmaktan çok mutlu ve gururluyum. Kariyerimde onu kendime hem örnek alarak, hem de rakip görerek ilerledim.

Bu yazı Campaign Türkiye Temmuz sayısında, Hayatım Reklam bölümünde yayınlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.