Hayatım Reklam: Emre Süvari

Bu sayımızda, Geometry’de Creative Director & Innovation Lead olarak görev alan Emre Süvari, “Hayatım Reklam” köşemizin konuğu oldu.

Emre Süvari,                                         Creative Director & Innovation

Reklamcı olma sebebim:

Ben aslında mimarlık mezunuyum. Mimarlık okurken de hep bilgisayar teknolojileri ile içli dışlıydım, 3D tasarım, render, interaktif sunum vs. Bu eğilim yüksek lisans alan seçimime etki etti ve interaktif multimedya alanında master yaptım. Sonrasında staj yaptığım ilk yer bir marka tasarım ajansı idi ve böylece pazarlama iletişimi alanına adım atmış oldum. Özetle; bir gün baktım ve kendimi reklamcı olarak buldum diyebilirim. Ama mimarlık eğitiminin kazandırdığı formasyon ve disiplinler arası düşünme alışkanlığının hep çok faydasını gördüm.

İçinde bulunmaktan gurur duyduğum kampanyalar:

Bu sene Effie’ye de layık görülmüş Un Women – Karanlığı Aydınlat kampanyası ve Ateş Böcekleri projemizin yeri bende ayrıdır. Pro-bono bir iş olması sebebiyle projenin merkezindeki online  platformun kodlamasına kadar ter akıttığım için bende ayrı bir yeri var. Ayrıca Elidor’un Türkiye’de “Women Empowerment” konusunun kitleselleşmesi ve popüler kültürün parçası haline gelmesinde çok önemli ve öncü bir rolü olduğunu düşünüyorum. 2012-2018 arası yapılan çoğu Elidor kampanyasında rol almış olmak benim için gurur verici.

Başkası tarafından yaratılmışfavori kampanyam:

Direct TV – Get Rid Of Cable işleri hala dönüp dönüp baktığım, matematiğiyle, metinleriyle, yönetmenliğiyle her anlamda “genius” bir iş bence. Nature Is Speaking – Harrison Ford Is The Ocean ve Ram Trucks – Farmer işleri ise her izlediğimde yumruk yemişe döndüğüm kuvvetli işler.

Kariyerimdeki en iyi an:

2016’da JWT’nin 10.000 kişi arasından belirlediği 50 kişi içinde yer alarak High Potential Employee seçilmem ve ABD’ye gitmem.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım:

Zaten çok da parlak gitmiyor olan büyük bir konkur sunumunda müşterinin rengini belli ettiği “fatality” anının, benim sunduğum son bölüme denk gelmesi ve ihalenin bana kalması, kesinlikle kariyerimin en parlak anlarından biri değildi.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan:

Tuğbay Bilbay birçok konuda rol modelim ve mentorum olmuştur. Hala bir arada çalışabiliyor olmaktan çok mutluyum. Ayrıca Sami Basut, Leslie Krespin, Fulya Özarı ve Aytaç Şahin zekalarına ve iş yapış şekillerine çok saygı duyduğum, hep çok şeyler öğrendiğim ve beraber iş yaptıkça kişisel ve mesleki olarak zenginleştiğimi hissettiğim arkadaşlarım oldu.

Kariyerimde büyük etkiye sahip olan kişiler:

Hala her bir sözü kılavuz niteliğinde olan, işe bakışımı ve içinde yer almak isteyeceğim bir çalışma kültürünün neye benzediğini anlamamda en büyük pay sahibi olan ve kurduğu Manajans okulunda 11 sene geçirdiğim için kendimi şanslı saydığım Eli Acıman tabii ki. Nur içinde yatsın.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 106. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.